Jeg ved det ikke.
Bilmiyorum.
Mange tak!
Çok teşekkür ederiz!
Jeg er tørstig.
Susadım.
På trods af al sin rigdom og berømmelse, er han ulykkelig.
Bütün serveti ve şöhretine rağmen, o mutsuz.
Jeg ved ikke hvad jeg skal gøre.
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Han tror det er umuligt for mig at bestige bjerget alene.
O benim dağa tek başıma tırmanmamın imkansız olduğunu düşünüyor.
Jeg underviser.
Öğretiyorum.
Jeg er hjemme.
Ben evdeyim.
Tooghalvtreds procent af britiske kvinder foretrækker chokolade frem for sex.
Britanyalı kadınların yüzde elli ikisi seks için çikolatayı tercih ediyor.
Titanic sank på sin jomfrurejse.
Titanik, geminin ilk seferinde battı.
Mit ur skal repareres.
Saatimin onarılması gerekiyor.
Går dit ur rigtigt?
Saatin doğru mu?
Der hænger et ur på væggen.
Duvarda bir saat var.
Hvad er klokken på dit ur?
Saatinde saat kaç?
På bordet var der en kat.
Masanın üzerinde bir kedi var.
Island hørte til Danmark.
İzlanda Danimarka'ya aitti.
Jeg kan tale Esperanto som en indfødt.
Esperanto'yu ana dilim gibi konuşabiliyorum.
Jeg bor i Akasaka i Tokyo.
Tokyo'daki Akasaka'da yaşıyorum.
Jeg kan lide hunden.
Köpeği seviyorum.
Ferien er nu forbi.
Tatil geçti artık.
Hvilken frugt er grøn?
Hangi meyve yeşildir?
Jeg har brug for mere tid.
Daha fazla zamana ihtiyacım var.
Hvis du sagde: "Jeg elsker dig", så ville jeg også sige det samme til dig.
Eğer "Seni seviyorum" dersen, ben de aynısını sana söylerim.
Far vander blomsterne.
Babam çiçekleri suluyor.
Enhver by i USA har et bibliotek.
Amerika'daki her şehrin bir kütüphanesi vardır.
"Er hun ung?" "Ja, det er hun."
"O genç mi?" "Evet, genç."
Hendes hænder er kolde som is.
Onun elleri buz kadar soğuktu.
Ja.
Evet.
Jeg har hvid skjorte på til hverdag.
Hafta içleri beyaz gömlek giyerim.
Jeg er amerikaner.
Ben Amerikan'ım.
Jeg kan ikke lide at studere.
Çalışmayı sevmem.
Hun er meget god til at lave mad.
O çok iyi yemek yapar.
Hvorfor mig?
Neden ben?
Hvorfor ikke?
Neden olmasın?
Sig det på en anden måde.
Onu başka bir şekilde söyle.
Hastværk er lastværk.
Acele işe şeytan karışır.
Der var for mange mennesker til koncerten.
Konserde çok fazla kişi vardı.
Der er en flaske vin på bordet.
Masanın üzerinde bir şişe şarap var.
Mit knæ bløder.
Dizim kanıyor.
Jeg taler ikke tysk.
Almanca konuşmuyorum.
Jeg glemte hans navn.
Onun adını unuttum.
Hvor meget vil det koste?
Kaça mal olacak?
Kontorets dør er gul.
Ofisin kapısı sarıdır.
De respekterer ham.
Ona saygı duyuyorlar.
Kan jeg hjælpe?
Yardım edebilir miyim?
Jeg vil gerne blive her længere.
Burada daha uzun kalmak istiyorum.
Er mit svar korrekt?
Benim cevabım doğru mu?
Journalist: Købte De en kattekilling til hende?
Muhabir: Ona bir kedi yavrusu aldınız mı?
Nogle af fuglene fløj ikke.
Kuşlardan bazıları uçamadı.
Denne fugl kan ikke flyve.
Bu kuş uçamaz.