Miluju tě.
Seni seviyorum.
Objednal jsem si dva hamburgery.
İki hamburger sipariş ettim.
John žije v New Yorku.
John, New York'ta yaşıyor.
Nevěř mu.
Ona güvenme.
Pozor!
Dikkat!
Pan Bush je prezident.
Bay Bush bir başkandır.
Tati, tady je káva.
Baba, işte kahve.
Musel by si zvyknout vstávat dřív.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.
Je dobře vstávat dřív.
Erken kalkmak iyidir.
Rychle naučené, rychle zapomenuté.
Çabuk öğrenilirse, çabuk unutulur.
Jsem do tebe zamilovaná.
Sana aşığım.
Nemluvím japonsky.
Japonca konuşamam.
Tom by měl zajít do posilovny.
Tom, spor salonuna gitmeli.
Nevěří v boha.
O, Tanrıya inanmaz.
Tato kniha není na prodej.
Bu kitap satılık değil.
Polévka je hustá.
Çorba koyu.
Rád chodím pěšky.
Yürümeyi severim.
Musím si nabít mobil.
Cep telefonumu şarj etmeliyim.
Řečtina není jednoduchý jazyk.
Yunanca kolay bir dil değildir.
Je stále krásnější a krásnější.
Gittikçe güzelleşiyor.
I ženy chtějí mít sex.
Kadınlar da seks yapmak ister.
Do kolika máte otevřeno?
Saat kaça kadar açıksınız?
Na stole je váza.
Masanın üzerinde vazo var.
Mám radši angličtinu než hudbu.
İngilizceyi müziğe tercih ederim.
Je Tom naživu?
Tom hayatta mı?
Ona je modelka.
O bir modeldir.
Já ještě jím.
Hâlâ yiyorum.
Polovina mé třídy má ráda psy.
Sınıfımın yarısı köpeklerden hoşlanır.
To je kniha o hvězdách.
Bu yıldızlar hakkında bir kitaptır.
Myslím, že vím, co tu dělá Tom.
Tom'un burada ne yaptığını bildiğimi düşünüyorum.
Před třemi lety jsem učil Toma francouzsky.
Üç yıl önce Tom'a Fransızca öğrettim.
Myslím, že budu v pořádku.
Sanırım iyi olacağım.
Počkej tamhle.
Wait over there.
Čekej tamhle.
Wait over there.
Krásně voníš.
Harika kokuyorsun.
Kde je lékař?
Doktor nerede?
Tom tam není.
Tom orada değil.
Neznáš systém, že ano?
Sistemi bilmiyorsun, değil mi?
Bylo tam hodně lidí.
Bir sürü insan oradaydı.
Jakým jazykem se mluví v Americe?
Amerika'da hangi dil konuşulur?
Potřebuji čas na přípravu.
Hazırlanmak için zamana ihtiyacım var.
Jen vlez do auta.
Sadece arabaya bin.
Mohu něco navrhnout?
Bir teklif yapabilir miyim?
Kdy jsi navštívil Boston?
Boston'u ne zaman ziyaret ettin?
Dal mi čaj bez cukru
Bana şekersiz çay verdi.
Tom rybaří celkem často.
Tom, oldukça sık balık avlamaya gider.
Tom a Mary se chovali jako děti.
Tom ve Mary çocuk gibi davrandılar.
Zatímco jsem spal, měl jsem divný sen.
Uyuklarken tuhaf bir rüya gördüm.
Řekl jsem mu že je čas odejít.
Ona onun çıkma zamanı olduğunu söyledim.
Kouření ve službě není povoleno.
Çalışırken sigara içmeye izin verilmez.