# tr/ted2020-10.xml.gz
# zh/ted2020-10.xml.gz
(src)="1.1"> AIDS ve kuş gribi hakkındaki tüm haklı kaygılarımızın ötesinde , -- ki bu konuda parlak Dr. Brilliant bize bugün daha ayrıntılı bilgi verecek -- bir diğer pandemik salgından , kalp hastalıklarından , şeker hastalığı ve tansiyondan bahsetmek istiyorum .
(src)="1.2"> Bunların hepsi insanların % 95 'inde , sadece yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesiyle tamamen önlenebilir .
(trg)="1"> 所有對於愛滋病同禽流感嘅擔心 都係好合理嘅 而我哋稍後亦會從 Brilliant 醫生 聽到有關嘅嘢 不過 , 而家我想講嘅係另一啲流行病 就係心血管疾病 、 糖尿病同高血壓 而且對於 95 % 以上嘅患者嚟講 只要改變飲食習慣同生活作息 呢啲病完全係可以預防嘅
(src)="2.1"> Bizler burada , hastalıkların küreselleşmesine tanık oluyoruz .
(src)="2.2"> Diğer toplumlar bizim gibi beslenmeye , yaşamaya ve ölmeye başladı .
(src)="2.3"> Ve örneğin Asya bir tek kuşağın yaşam süresinde , kalp hastalığı , şişmanlık ve şeker hastalığında en düşük oranlardan en yüksek oranlara vardı .
(src)="2.4"> Afrika 'da , birçok ülkede , kalp hastalıklarından ölüm sayısı AIDS ve HIV nedeni ile olan ölümlere artık eşit .
(trg)="2"> 但現正發生嘅事就係慢性病開始全球化 其他國家嘅人嘅飲食同生活方式 甚至死亡方式 都開始同我哋相似 例如短短一代人嘅時間 亞洲已經由其中一個心臟病 、 肥胖 同糖尿病發病率極低嘅地區 變成發病率極高嘅地區 喺非洲 , 患心血管疾病嘅人數 等同於喺大多數國家 死於愛滋病嘅人數
(src)="3"> Gerçek anlamda milyonlarca insanın yaşamına önemli değişiklikler getirebilme ve küresel çapta koruyucu hekimlik konusunda bir fırsat penceresi ile karşı karşıyayız .
(trg)="3"> 所以呢個係一個關鍵時刻 我哋必須做一個重要嘅改變 去影響幾百萬人嘅生命 同埋喺全球實施預防性醫學
(src)="4"> Kalp ve damar hastalıkları yalnızca Amerika 'da değil , tüm Dünya 'da hemen hemen herkes için tümüyle önlenebilir olmasına rağmen , her şeyden çok insan öldürüyor .
(trg)="4"> 心血管疾病導致嘅死亡人數 比其他疾病加起嚟仲要高 呢樣嘢唔單止喺我哋嘅國家 全世界亦一樣 不過對絕大多數人嚟講
(src)="5.1"> Yanlızca önlenebilir değil , aynı zamanda geriye çevrilebilirler .
(src)="5.2"> Neredeyse 29 yıldır kolayca beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzını değiştirerek , pahalı , yüksek teknoloji ürünü olan ölçümlerle bu basit düşük maliyetli ve çok gelişmiş olmayan teknolojilerin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyoruz .
(src)="5.3"> Bir yıl önce ve sonra , arteriyografi değerleri ve kalp PET göstergeleri .
(trg)="5"> 心血管疾病係完全可以避免嘅 甚至可以醫好 喺過去接近二十九年 我哋以一啲高科技 、 昂貴 先進嘅方法證明咗 透過改變飲食同生活作息 呢啲非常簡單 、 原始 、 低成本嘅 治療方法有幾大嘅威力 例如對比一年前同一年後嘅 定量動脈造影術 同埋心臟正子掃描
(src)="6"> Birkaç ay önce , prostat kanserinin beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını değiştirerek durdurulabileceğini veya iyileştirilebileceğini , tümör büyümesinde % 70 oranında azalma sağlanabileceğini -- kontrol grubunda bu oran sadece % 9 idi -- gösteren ilk çalışmayı yayınladık .
(trg)="6"> 幾個月前 , 我們發表第一份研究 指出只需透過改變飲食同生活習慣 你就能夠停止或者逆轉前列腺癌擴散 令到 70 % 嘅癌細胞縮小 或者停止生長 相對之下 , 對照組只有 9 %
(src)="7.1"> Ve burada MRI ve MR spektroskopileri , prostat tümörünün aktivitesi kırmızı ile gösterilmiştir .
(src)="7.2"> Bir sene sonra küçüldüğünü görebilirsiniz .
(trg)="7"> 喺呢啲磁力共振造影同埋光譜分析裏邊 紅色係前列腺癌細胞活動 可以見到佢喺一年後減少咗
(src)="8.1"> Ve şimdilerde obez salgını var .
(src)="8.2"> Yetişkinlerin üçte ikisi ve çocukların % 15 'i .
(src)="8.3"> Beni asıl endişelendiren şey , şeker hastalığının son 10 yılda % 70 artmış olması ve bu belki de ilk defa bizim yaşadığımızdan daha kısa süre yaşayacak çocukların nesli olacak .
(src)="8.4"> Bu çok acıklı ve önlenebilir .
(trg)="8"> 現時癡肥非常流行 影響到三份之二嘅成人同 15 % 嘅兒童 特別令我擔心嘅係 過往十年糖尿病人數已經上升咗 70 % 我哋可能係第一個代人 見到細路短命過我哋 咁係好可悲 而且呢個情況其實係可以避免
(src)="9.1"> Bunlar , oy sonuçları değil .
(src)="9.2"> Bunlar , eyaletlere göre obez olan insanların sayısı ' 85 , ' 86 , ' 87 'den başlayarak , bunlar CDC 'nin websitesinden ' 88 , ' 89 , ' 90 , ' 91 , ve yeni bir kategori geliyor ' 92 , ' 93 , ' 94 , ' 95 , ' 96 , ' 97 , ' 98 , ' 99 , 2000 , 2001 -- ve daha da kötüleşiyor .
(src)="9.3"> Sanki geriliyoruz .
(src)="9.4"> Şimdi bununla ilgili ne yapabiliriz ?
(src)="9.5"> Evet , kalp hastalıklarını ve kanseri iyileştiren diyet , Asya diyeti .
(trg)="9"> 呢啲並唔係選舉結果 而係各州肥胖人口統計 由 85 、 86 、 87 年起計 呢啲資料取自美國疾病管制 暨預防中心網站 — — 88 、 89 、 90 、 91 年 一個新嘅分類 — — 92 、 93 、 94 、 95 、 96 年 97 、 98 、 99 、 2000 、 2001 — — 越嚟越差 我哋一直喺度退化 ( 笑聲 ) 而家我哋可以為到呢樣做啲乜呢 ? 我哋發現亞洲嘅飲食習慣 可以預防心臟病同癌症
(src)="10"> Ama Asya 'daki insanlar bizim gibi yemeye başladılar , bu da bizim gibi onların da hasta olmalarının sebebi .
(trg)="10"> 但亞洲人都開始食得好似我哋咁 因此佢哋都開始病到好似我哋咁
(src)="11.1"> Birçok sayıda büyük yemek firmaları ile çalışmaktayım .
(src)="11.2"> Onlar sağlıklı besinleri eğlenceli , çekici ve kıtır kıtır yapabilirler .
(src)="11.3"> McDonald 's 'ın , PepsiCo , ConAgra ve Safeway 'in danışmanlar kurulunu yönetiyorum ve çok yakında Del Monte 'nin .
(src)="11.4"> Bunu iyi bir iş olarak görüyorlar .
(trg)="11"> 我一直有同好多大型飲食公司合作 佢哋可以令食用健康食品變得 樂趣 、 吸引 、 流行 、 有口感又方便 例如 , 我擔任麥當勞 、 百事可樂 康尼格拉食品 、 Safeway 嘅 諮詢董事會嘅主席 嚟緊仲會做埋台爾蒙食品 諮詢董事會主席 佢哋發現健康食品市場充滿商機
(src)="12.1"> McDonald 's 'ta gördüğünüz salatalar çalışmamızdan geldi -- yakında Asya Salatası 'nı menülerine ekleyecekler .
(src)="12.2"> Pepsi 'nin gelirlerindeki büyümenin 3 'te 2 'si daha iyi yemeklerden kaynaklanıyor .
(trg)="12"> 你喺麥當勞見到嘅沙律 就係我哋嘅成果 佢哋將會有亞洲款式嘅沙律 喺百事可樂公司 三分二嘅營業增長 嚟自佢哋改良咗嘅食品
(src)="13.1"> Ve eğer bunu yapabilirsek , AIDS ve HIV ve sıtmanın tedavisi ve kuş gribinden korunmak için gereken ilaçları alarak kaynakları ulaşılabilir hale getirebiliriz .
(src)="13.2"> Teşekkürler .
(trg)="13"> 所以如果我哋可以咁做 我哋就可以慳返好多資源 去買我哋真正需要嘅藥物 去治療愛滋病 、 瘧疾 , 或者禽流感 多謝各位 !
# tr/ted2020-10376.xml.gz
# zh/ted2020-10376.xml.gz
(src)="1"> Harare 'de sıcak bir Ağustos sabahı Farai , iki çocuk annesi 24 yaşında bir kadın bir banka doğru adım atıyor .
(trg)="1"> 喺八月嘅一個上晝 喺津巴布韋首都哈拉雷 有個叫法拉嘅女人 佢廿四歲 , 有兩個仔女 行去公園嘅一張長櫈度
(src)="2"> Çok üzgün ve kederli görünüyor .
(trg)="2"> 佢望落去好鬱悶 、 好沮喪
(src)="3"> Bankın üstünde 82 yaşında olgun bir kadın var , topluluk onu Büyükanne Jack olarak tanıyor .
(trg)="3"> 嗰張公園長凳已經 有個八十二歲嘅婆婆坐喺度 人人都叫佢做 Jack 婆婆
(src)="4"> Farai , Büyükanne Jack 'e hastaneden aldığı zarfı uzatıyor .
(trg)="4"> 法拉遞畀 Jack 婆婆 一封診所護士畀佢嘅介紹信
(src)="5"> Büyükanne Jack ona oturmasını söylüyor ve zarfı açıp okuyor .
(trg)="5"> Jack 婆婆請佢坐低 然後打開個信封讀
(src)="6"> Büyükanne mektubu okurken 3 dakika kadar bir sessizlik oluyor .
(trg)="6"> 婆婆睇信嘅三分鐘裡邊 , 冇人講嘢
(src)="7"> Uzun bir duraksama sonrasında Büyükanne derin bir nefes alıyor , Farai 'ye dönüp şöyle diyor ; ' ' Senin için buradayım .
(trg)="7"> 隔咗一陣 , Jack婆婆深呼吸 佢望住法拉講 : 「 我係來幫你嘅 ,
(src)="8"> Hikâyeni benimle paylaşmak ister misin ? ' '
(trg)="8"> 你可唔可以講下你嘅事啊 ? 」
(src)="9"> Farai başlıyor , gözleri yaşlarla doluyor .
(trg)="9"> 法拉眼濕濕
(src)="10"> ' ' Büyükanne Jack , ' ' diyor , ' ' HIV pozitifim .
(trg)="10"> 佢話 : 「 Jack 婆婆啊 , 我有愛滋病已經四年 。
(src)="12"> Kocam bir yıl önce beni terk etti .
(trg)="11"> 老公一年前走咗佬 。
(src)="13"> 5 yaşından küçük iki çocuğum var .
(trg)="12"> 我有兩個仔女 , 佢哋都未到五歲 。
(src)="14"> İşsizim .
(trg)="13"> 我失業 ,
(src)="15"> Çocuklarıma zar zor bakabiliyorum . ' '
(trg)="14"> 我根本照顧唔嚟我啲仔女 。 」
(src)="16"> Yaşlar yüzünden aşağı akıyordu .
(trg)="15"> 佢淚流滿面
(src)="17"> Büyükanne Jack cevap vermek için ona doğru yaklaştı , elini Farai 'nin elinin üstüne koydu , ' ' Ağlayabilirsin , Farai ' ' dedi .
(trg)="16"> 見到咁 , Jack 婆婆坐埋過去 輕輕攬住法拉 話 : 「 法拉 , 你可以喊㗎 。
(src)="18"> ' ' Çok şey yaşadın .
(trg)="17"> 你經歷咗好多事 ,
(src)="19"> Daha fazla şey paylaşmak ister misin ? ' '
(trg)="18"> 可唔可以再講多啲畀我聽 ? 」
(src)="20"> Farai de devam etti .
(trg)="19"> 法拉繼續講 :
(src)="21"> ' ' Son üç hafta içinde sürekli canıma kıydığımı düşündüm , çocuklarımı da birlikte götürdüğümü .
(trg)="20"> 「 喺過去嘅三個禮拜 , 我成日喺度諗自殺 , 仲想帶埋啲仔女走 。
(src)="22"> Artık dayanamıyorum .
(trg)="21"> 我頂唔順喇 ,
(src)="23"> Hemşire beni sana gönderdi . ' '
(trg)="22"> 所以護士叫我嚟揾你 。 」
(src)="24"> İkili yarım saat süresince konuştular .
(trg)="23"> 佢哋兩個傾咗大概半個鐘
(src)="25"> Sonunda Büyükanne Jack şöyle dedi , ' ' Farai , Kufungisisa belirtileri gösteriyorsun . ' '
(trg)="24"> 最尾 , Jack 婆婆話 : 「 法拉 , 睇嚟 『 Kufungisisa 』 嘅病徵你都有曬 。 」
(src)="26"> ' ' Kufungisisa ' ' kelimesi gözyaşı seline bir kapı açıyor .
(trg)="25"> 聽到呢個字 , 法拉又即刻喊番
(src)="27"> Bu kelime ülkemde depresyon demenin yerel hâli .
(trg)="26"> 「 Kufungisisa 」 係當地話 「 抑鬱症 」 嘅意思
(src)="28"> Tam olarak anlamı ise ' ' aşırı düşünmek ' '
(trg)="27"> 直譯就係 「 諗太多 」
(src)="29"> Dünya Sağlık Örgütü 'ne göre bugün dünyada 300 milyon üstünde insan depresyon hastası veya bizim tabirimizle kufungisisa .
(trg)="28"> 世界衛生組織統計 依家全世界有多過三億人有抑鬱症 即係我個國家叫嘅 「 Kufungisisa 」
(src)="30"> Dünya Sağlık Örgütü 'ne göre ayrıca her 40 saniyede bir dünyanın herhangi bir yerinde biri intihar ediyor çünkü mutsuzlar , bunun büyük sebebi de depresyon .
(trg)="29"> 世界衛生組織又話 全世界每四十秒 就有一個人因為 抑鬱症 , 或者 「 Kufungisisa 」 而自殺
(src)="31"> Bu ölümlerin çoğu düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşiyor .
(trg)="30"> 呢啲自殺個案 多數出現喺中 、 低收入國家
(src)="32"> Gerçek şu ki Dünya Sağlık Örgütü 'ne göre 15-29 arası yaş grubunda intihar başlıca ölüm sebebi .
(trg)="31"> 事實上 世界衛生組織仲話 十五到二十九歲嘅年齡層 佢哋主要嘅死因係自殺
(src)="33.1"> Ancak depresyona bazı durumlarda da intihara giden çok daha büyük sorunlar var , örneğin taciz , savaş , şiddet , ayrımcılık , yalnızlık ...
(src)="33.2"> Bu listenin sonu yok .
(trg)="32"> 但係 , 導致抑鬱症 甚至自殺嘅原因有好多 例如虐待 衝突 、 暴力 隔離 、 孤獨等等
(src)="34"> Bildiğimiz şey şu ki depresyon tedavi edilebilir ve intihar önlenebilir .
(trg)="33"> 不過 , 我哋知道 抑鬱症有得醫 , 自殺可以避免
(src)="35"> Fakat bir sorun var , dünyada bunu yapacak yeterli sayıda psikolog ve psikiyatrist yok .
(trg)="34"> 問題係 全世界冇咁多 精神科醫生或者心理學家 來睇所有嘅病人
(src)="36"> Örneğin düşük ve orta gelirli ülkelerde psikiyatristlerin nüfusa oranı bir buçuk milyon insana bir , bu da demek oluyor ki akıl sağlığı hizmetine gerek duyan insanların % 90 'ı bunu alamayacak .
(trg)="35"> 譬如 , 喺中 、 低收入國家 精神科醫生對人口嘅比例 大概係一對一百五十萬 即係話 , 九成需要心理服務嘅人 都得唔到幫助
(src)="37"> Ülkemde sadece 12 psikiyatrist var , ben onlardan biriyim ve ülkemin nüfusu yaklaşık 14 milyon .
(trg)="36"> 我哋成個國家 只有十二個精神科醫生 而我係其中嘅一個 我哋國家人口有一千四百萬
(src)="38"> Bunu biraz örnekleyeyim .
(trg)="37"> 我再畀多啲實際故事
(src)="39"> Bir akşam evdeyim , yaşadığım yerden 200 km uzakta bir şehirden bir hastanenin acil servisinden telefon alıyorum .
(trg)="38"> 有一晚 , 我喺屋企 收到 ER 打嚟嘅電話 ER 即係急症室 間急症室喺離我 兩百公里嘅一個城市度
(src)="40"> Acil doktoru şöyle diyor , ' ' Dört ay önce tedavi ettiğiniz hastalarınızdan biri aşırı doz almış ve acildeler .
(trg)="39"> 個主診醫生話 : 「 你有個病人 , 你四個月前醫過佢 。 佢啱啱用藥過量 , 依家入咗急症室 。
(src)="41"> Kan dolaşımlarında sorun yok ama nöro psikiyatrik değerlendirmeye gereksinimleri var . ' '
(trg)="40"> 佢嘅血液動力正常 , 不過需要神經心理科嘅檢查 。 」
(src)="42"> Gecenin bir vakti arabama atlayıp 200 km yol süremem .
(trg)="41"> 當然 , 我無可能半夜揸車 揸兩百公里去嗰度
(src)="43"> Telefonla acil doktoruyla konuşarak yapabileceğimiz en iyi şey bir değerlendirme yapmaktı .
(trg)="42"> 所以 , 我哋唯有 喺電話度 諗出對應嘅辦法
(src)="44"> İntihar meyili olduğu kanısındaydık .
(trg)="43"> 我要確保有人觀察著病人嘅自殺傾向
(src)="45"> Hastanın kullanmakta olduğu antidepresanları gözden geçirmemiz gerekiyordu ve son olarak 26 yaşındaki Erika isimli bu kadının acilden taburcu olduğu an annesiyle birlikte beni görmeye gelmesi gerektiği kanısındaydık , değerlendirme yapıp yapılması gerekenleri belirleyecektim .
(trg)="44"> 要確保我哋審視返病人 服用抗抑鬱藥嘅劑量 最後得出嘅結論係 Erica — — 呢個係病人嘅名 , 佢廿六歲 喺 Erica 可以出院時 佢同佢媽媽就應該有直接來揾我 然後我就會對佢做檢查同評估 同決定下一步要點做
(src)="46"> Bunun bir hafta süreceğini düşündük .
(trg)="45"> 我哋估計 Erica 大概一個禮拜之後就會來
(src)="47"> Bir hafta geçti .
(trg)="46"> 過咗一個禮拜
(src)="48"> Üç hafta geçti .
(trg)="47"> 過咗三個禮拜
(src)="49"> Erika gelmedi .
(trg)="48"> 我都冇見到 Erica
(src)="50"> Bir gün Erica 'nın annesinden telefon aldım , dedi ki ; ' ' Erica 3 gün önce intihar etti .
(trg)="49"> 有一日 , Erica 媽媽打電話畀我 佢話 : 「 Erica 三日前自殺咗 。
(src)="51"> aile bahçemizdeki mango ağacına kendini astı . ' '
(trg)="50"> 佢喺屋企花園 一樖芒果樹度吊頸 。 」
(src)="52"> Düşünmeden tepki verdim ve kendimi tutamadan sordum , ' ' Yaşadığım yere , Harare 'ye neden gelmediniz ?
(trg)="51"> 我本能反應噉忍唔住問 : 「 噉點解你哋冇嚟哈拉雷揾我 ?
(src)="53"> Acilden taburcu olduğunuz an bana geleceğinize dair anlaşmıştık . ' '
(trg)="52"> 我哋講好咗 , Erica 一出院 , 你哋就會嚟揾我 。 」
(src)="54"> Çok kısa cevap verdi .
(trg)="53"> 佢解釋得好簡單 :
(src)="55"> ' ' Harare 'ye gelecek 15 dolar otobüs paramız yoktu . ' '
(trg)="54"> 「 去哈拉雷嘅車費要十五蚊 , 我哋籌唔到錢 。 」
(src)="56"> İntihar , akıl sağlığı söz konusu olduğunda alışılmadık bir olay değil .
(trg)="55"> 喺精神科裏面 自殺唔算罕見
(src)="57"> Yine de Erica 'nın ölümü adeta içime işlemişti .
(trg)="56"> 但 Erica 嘅死 好震憾我
(src)="58"> Özellikle annesinin söylediği şey : ' ' Size gelecek 15 dolar otobüs paramız yoktu , ' ' şunu anlamamı sağladı , insanların bana gelmesini beklemek işe yaramayacaktı .
(trg)="57"> 佢媽媽嗰句 「 我哋籌錢唔到 十五蚊嘅車費嚟揾你 。 」 令我醒覺 等病人嚟揾我 呢個方法行唔通
(src)="59"> Ben de içsel bir arayışa girdim , Afrika 'da bir psikiyatrist olarak rolümün ne olduğu üzerine kafa yordum .
(trg)="58"> 我開始自我反省 重新諗 我喺非洲做精神科醫生嘅職責
(src)="60"> Uzun bir düşünme ve arayış sonunda , iş arkadaşlarım , aile ve arkadaşlarımla konuşarak şunu fark ettim ki aslında Afrika 'da sahip olduğumuz en güvenilir kaynaklardan biri büyükanneler .
(trg)="59"> 經過一番請教同思考 又同同事 、 家人 、 朋友傾過 我突然醒覺 其實非洲最多嘅資源 就喺啲婆婆
(src)="61"> Evet , büyükanneler .
(trg)="60"> 無錯 , 係婆婆
(src)="62"> Düşündüm ki her toplulukta büyükanneler var .
(trg)="61"> 我喺度諗 每個社區都有好多婆婆
(src)="63"> Onlardan yüzlerce var .
(trg)="62"> 有成幾百個
(src)="64.1"> Ve ...
(src)="64.2"> ( Kahkahalar ) Daha iyi koşullar uğruna topluluklarını terk etmiyorlar .
(trg)="63"> 仲有 ( 笑聲 ) 佢哋唔會離職 , 唔會換工走人
(src)="65"> ( Kahkahalar ) Terk ettikleri tek zaman Cennet dediğimiz daha iyi koşullara gittikleri zaman .
(trg)="64"> ( 笑聲 ) 佢哋唯一走佬會去嘅地方 就係天堂
(src)="66"> ( Kahkahalar ) Ben de kanıt bazlı konuşma terapisi konusunda bir bank üzerinde konuşacak şekilde büyükanneleri eğitmeye karar verdim .
(trg)="65"> ( 笑聲 ) 所以我諗 , 不如訓練呢啲婆婆 教佢哋循證談話療法 等佢哋可以坐喺公園長櫈度幫人
(src)="67"> Dinlemeleri ve empati kurmaları için onları yetilerle donatmak , tamamı bilişsel davranışsal terapide var olan konular : harekete geçmeleri için gerekli yetenekler kazandırmak , aktivite planlaması ; ve dijital teknolojiyi kullanmaları için onları desteklemek .
(trg)="66"> 根據認知行為療法 教佢哋聆聽嘅技巧 教佢哋表達同情心 教佢哋技巧來引導病人做正確行為 安排病人嘅活動 同埋教佢哋學識用數碼科技
(src)="68"> Cep telefonu teknolojisi .
(trg)="67"> 譬如 ︰ 手機
(src)="69"> Artık Afrika 'da herkesin cep telefonu var .
(trg)="68"> 依家 , 喺非洲人人都有手機
(src)="70"> 2006 yılında , ilk büyükanne ekibimle işe koyuldum .
(trg)="69"> 喺 2006 年 我組織到 第一班婆婆
(src)="71"> ( Alkışlar ) Teşekkürler .
(trg)="70"> ( 掌聲 ) 多謝
(src)="72"> ( Alkışlar ) Şu an 70 'ten fazla toplulukta çalışan yüzlerce büyükanne var .
(trg)="71"> ( 掌聲 ) 今日 , 我哋有幾百個婆婆 分散喺七十幾個社區度做嘢
(src)="73"> Sadece geçen sene 30.000 'in üzerinde insan Arkadaşlık Bankında Zimbabwe 'deki bir topluluktaki büyükanneden yardım aldı .
(trg)="72"> 單單係舊年 已經有三萬以上嘅津巴布韋人 喺社區嘅 「 友誼長櫈 」 計劃度 接受咗一個婆婆嘅治療
(src)="74"> ( Alkış ) Geçenlerde Amerikan Tıp Derneği bülteninde büyükannelerin başardığı bu işi yayınladık .
(trg)="73"> ( 掌聲 ) 最近 , 我哋喺 美國醫學研究協會嘅雜誌 發表文章講述呢啲計劃同婆婆嘅工作
(src)="75.1"> Ve ...
(src)="75.2"> ( Alkışlar ) Sonuçlara göre bir büyükanneden tedavi aldıktan 6 ay sonra bile insanlar belirti göstermiyordu : Depresyon yok , intihar meyili tamamen azaltılmış .
(trg)="74"> 仲有 ( 掌聲 ) 我哋嘅研究結果顯示 接受過婆婆治療嘅病人 喺六個月後 依然無復發嘅徵像 無抑鬱 少咗好多自殺嘅傾向
(src)="76.1"> Aslında bu sonuçlar klinik bir denemenin sonucuydu .
(src)="76.2"> Bu deneme şunu gösterdi , büyükanneler depresyon tedavisinde doktorlardan daha etkiliydi .
(src)="76.3"> ( Kahkahalar ) ( Alkışlar ) Biz de artık bu programı büyütmek için çalışıyoruz .
(trg)="75"> 我哋嘅研究顯示 — — 呢個係臨床試驗 臨床試驗結果顯示 婆婆醫抑鬱症仲有效過醫生 ( 笑聲 ) ( 掌聲 ) 所以 我哋依家努力擴展呢個計劃
(src)="77"> Dünyada 65 yaş üstü 600 milyon insan var .
(trg)="76"> 依家 , 全球有六億 六十五歲以上嘅人口
(src)="78"> 2050 yılına kadar 65 yaş üstü insan sayısı 1,5 milyar olacak .
(trg)="77"> 到 2050 年 會有十五億 六十五歲以上嘅人口
(src)="79"> Dünyadaki her büyük şehirde küresel bir büyükanne ağı oluştursak , hepsi kanıt bazlı konuşma terapisi konusunda eğitimli olsa , dijital platformlarda desteklenseler , birbirleriyle de iletişim kursalar .
(trg)="78"> 想像一下 , 如果我哋能夠 喺全世界所有主要城市 建立一個國際婆婆網絡 而啲婆婆又受過 循證談話療法嘅訓練 有電子平台支援佢哋 又有網絡將佢哋聯繫起來
(src)="80"> Topluluklarda fark yaratırlar .
(trg)="79"> 佢哋會為社區做出好多貢獻
(src)="81"> Ruh sağlığı , nörolojik ve madde kullanımı hastalıklarındaki tedavi açığını daraltırlar .
(trg)="80"> 佢哋會縮窄當地 心理 、 神經同濫用藥物問題上嘅 醫療供求差距
(src)="82"> Son olarak da bu Büyükanne Jack 'in bir fotoğrafı .
(trg)="81"> 最後 呢張係 Jack 婆婆嘅相
(src)="83"> Farai Büyükanne Jack 'le bankta 6 seans yaptı .
(trg)="82"> 法拉喺 「 友誼長櫈 」 同婆婆有六次療程
(src)="84"> Bugün Farai 'nin bir işi var .
(trg)="83"> 依家 , 法拉揾到工做
(src)="85"> İki çocuğu da okula gidiyor .
(trg)="84"> 佢兩個仔女讀緊書
(src)="86"> Büyükanne Jack ise Şubat ayında bir sabah 257 . hastasını görmesini bekliyorduk .
(trg)="85"> 至於 Jack 婆婆 喺二月嘅一個上晝 佢本來會嚟見佢第 257 位病人
(src)="87"> Gelmedi .
(trg)="86"> 但係佢無出現
(src)="88"> Cennet adındaki daha iyi koşullara gitmişti .
(trg)="87"> 佢去咗天堂