# srp/ted2020-1592.xml.gz
# tr/ted2020-1592.xml.gz


(src)="1"> Prije 5 godina , doživjela sam nešto što bi bilo najsličnije Alisi u zemlji čuda .
(trg)="1"> Beş yıl önce , Alis Harikalar Diyarında-vari bir deneyim yaşadım .

(src)="2"> Pen Stejt je pitao mene , nastavnika komunikologije , da li želim da držim časove komunikacije studentima inženjerstva .
(trg)="2"> Penn State Üniversitesi benden , bir iletişim öğretmeninden , mühendislik öğrencilerine iletişim dersleri vermemi istedi .

(src)="3.1"> Bila sam preplašena .
(src)="3.2"> ( Smijeh ) Zaista preplašena .
(src)="3.3"> Preplašena od tih studenata i njihovih velikih mozgova i njihovih obimnih knjiga i njihovih nepoznatih riječi .
(trg)="3.1"> Korkmuştum .
(trg)="3.2"> ( Gülüşmeler ) Gerçekten korkmuştum .
(trg)="3.3"> Bu kocaman beyinli , kocaman kitaplı , kocaman , benim alışık olmadığım sözcükleri kullanan öğrencilerden ...

(src)="4"> Ali , kako su se ovi razgovori odvijali , doživjela sam isto što i Alisa kada je upala u zečiju rupu i otvorila vrata potpuno novog svijeta .
(trg)="4"> Onlarla sohbetler ilerledikçe Alis tavşan deliğinden düştüğünde ve yepyeni bir dünyaya açılan kapıyı gördüğündeki gibi bir deneyim yaşadım .

(src)="5.1"> Tako sam se osjećala kada sam vodila te razgovore sa studentima .
(src)="5.2"> Bila sam oduševljena idejama koje su imali i željela sam da i drugi mogu da dožive taj čudesni svijet .
(trg)="5.1"> Öğrencilerle sohbetler ettikçe böyle düşünüyordum .
(trg)="5.2"> Onların sahip oldukları fikirler beni şaşırtıyordu ve diğer insanların da bu harikalar diyarını yaşamalarını istedim .

(src)="6"> Vjerujem da je ključ za otvaranje tih vrata odlična komunikacija .
(trg)="6"> İnanıyorum ki bu kapıyı açmanın anahtarı iyi iletişim .

(src)="7"> Nama je očajnički potrebna dobra komunikacija sa našim naučnicima i inžinjerima da bismo promijenili svijet .
(trg)="7"> Bilim insanlarımızla , mühendislerimizle dünyayı değiştirmek için olağanüstü iletişime ihtiyacımız var .

(src)="8"> Naši naučnici i inžinjeri su ti koji su se uhvatili u koštac sa najvećim izazovima , od energije preko sredine do zdrastvene zaštite , između ostalog , i ako ne znamo ništa o tome i ne razumijemo to , onda taj posao nije urađen i vjerujem da je naša odgovornost kao ne-naučnika da imamo ove interakcije .
(trg)="8"> Enerjiden çevreye , sağlık sistemine kadar en büyük sorunlarımızla başa çıkan kişiler bilim insanları ve mühendisler ve biz bunu bilmedikten , anlamadıktan sonra işimiz bitmemiş demektir ve bilimle ilgili olmayan insanlar olarak bu etkileşimden biz sorumluyuz .

(src)="9"> Ali ovi divni razgovori se ne mogu desiti , ako nas naši naučnici i inžinjeri ne pozovu da vidimo njihovu zemlju čuda .
(trg)="9"> Ama bilim insanlarımız ve mühendislerimiz bizi harikalar diyarlarına davet etmedikçe bu harika sohbetler olamaz .

(src)="10"> Zato , naučnici i inženjeri , molim vas , pričajte štreberski sa nama .
(trg)="10"> Bu yüzden , bilim insanları ve mühendisler , lütfen bizimle inekçe konuşun .

(src)="11"> Željela bih da podijelim sa vama nekoliko načina kako to možete uraditi da budete sigurni da mi možemo da vidimo kako je vaša nauka seksi i da je vaš inžinjering privlačan .
(trg)="11"> Biliminizin seksi ve mühendisliğinizin heyecan verici olduğundan emin olmanız için bunu yapabileceğinizin birkaç anahtarını sizinle paylaşmak istiyorum .

(src)="12"> Prvo pitanje na koje bi trebalo da nam odgovorite je : Pa šta ?
(trg)="12"> Bizim için yanıtlamanız gereken ilk soru : Yani ?

(src)="13"> Recite nam zašto je vaša nauka bitna za nas .
(trg)="13"> Biliminizin bizi neden ilgilendirdiğini bize anlatın .

(src)="14"> Nemojte mi samo reći kako vi proučavate trabekule recite mi da proučavate trabekule , koje su poput mreže koja čini strukturu naših kostiju jer je to bitno za shvatanje i lečenje osteoporoze .
(trg)="14"> Sadece trabeküller üzerine çalıştığınızı anlatmayın , kemiklerimizdeki ağımsı yapı olan trebeküler üzerinde çalıştığınızı çünkü bunun kemik erimesini anlamamız ve tedavi etmemiz için önemli olduğunu anlatın .

(src)="15"> I kada objašnjavate svoju nauku , izbjegavajte žargon .
(trg)="15"> Ve biliminizden bahsederken , teknik terimlerden kaçının .

(src)="16"> Žargon je barijera u našem razumijevanju vaših ideja .
(trg)="16"> Teknik terimler sizin fikirlerinizi anlamamız için engeller oluşturuyor .

(src)="17"> Naravno , možete reći " temporalno i spacijalno " , ali zašto ne biste jednostavno rekli " prostorno i vremenski " , onako kako je mnogo razumljivije za nas ?
(trg)="17"> Tabii ki " uzaysal ve zamansal " diyebilirsiniz , ama bizim daha iyi anlayabileceğimiz " uzay ve zaman " sözcüklerini kullansanız daha iyi olmaz mı ?

(src)="18"> Učiniti te ideje dostupnim , nije isto što i zaglupjeti ih .
(trg)="18"> Fikirlerinizi ulaşılabilir kılmak , onları aptallaştırmak demek değil .

(src)="19"> Umjesto toga , kao što je Ajnštajn rekao , učinite sve jednostavnim koliko je to moguće , ali ne jednostavnijim .
(trg)="19"> Bunun yerine Aynştayn 'in dediği gibi her şeyi mümkün olduğunca basitleştirin , ama daha fazla basitleştirmeyin .

(src)="20"> Možete jasno izraziti svoju nauku bez toga da kompromitujete ideje .
(trg)="20"> Fikirlerden ödün vermeden de biliminizi anlatabilirsiniz .

(src)="21.1"> Treba uzeti u obzir da imamo primjere , priče i analogije .
(src)="21.2"> To su stvari preko kojih ćete nas uključiti i zainteresovati za svoj sadržaj .
(trg)="21.1"> Göz önünde bulundurmanız gereken bazı şeyler örnekler , hikayeler ve benzetmeler .
(trg)="21.2"> Bunlar , içeriğiniz hakkında bizi heyecanlandırmanın yolları .

(src)="22"> I kada predstavljate svoj rad , izbacite numerisanje .
(trg)="22"> Ve çalışmalarınızı sunarken , maddelerden ( İng .

(src)="23.1"> Da li ste se ikada zapitali zašto se to zove bullet ( metak ) ?
(src)="23.2"> ( Smijeh ) Šta rade meci ?
(src)="23.3"> Meci ubijaju i oni ce ubiti vašu prezentaciju .
(trg)="23.1"> kurşun noktalardan ) kaçının .
(trg)="23.2"> Onlara neden kurşun noktalar dendiğini hiç merak ettiniz mi ?
(trg)="23.3"> ( Gülüşmeler ) Kurşunlar ne yapar ?
(trg)="23.4"> Kurşunlar öldürür , maddeler de sunumunuzu öldürür .

(src)="24"> Slajd kao ovaj , nije samo dosadan , već se i previše oslanja na jezički dio našeg mozga i uzrokuje da postanemo preplavljeni .
(trg)="24"> Bunun gibi bir slayt yalnızca sıkıcı değil , beynimizin dil bölümüne hitap ediyor ve bizi yoruyor .

(src)="25.1"> Umjesto toga , ovaj primjer slajda od Ženeviv Braun je mnogo efektniji .
(src)="25.2"> Pokazuje da je specijalna struktura trabekule tako jaka , da je zapravo inspirisala unikatni dizajn Ajfelovog tornja .
(trg)="25.1"> Bunun yerine Genevieve Brown 'un bu örnek sladı çok daha etkili .
(trg)="25.2"> Trebakülerin özel yapısı o kadar güçlü olduğunu ki Eyfel Kulesi 'nin tasarımı onlardan etkilendiğini gösteriyor .

(src)="26"> Trik je u tome da se koristi jedna , čitka rečenica u koju se publika može unijeti ako se pomalo izgubi i onda obezbijedite slike koje djeluju na naša ostala čula i stvaraju dublje razumijevanje o tome šta se opisuje .
(trg)="26"> Burada işin sırrı , dinleyicinin kaybolursa odaklanabileceği okunabilir bir cümle vermek , sonra a diğer duyularımıza hitap eden görseller sunup anlatılanları daha derinden anlayabileceğimiz yollar üretmek .

(src)="27"> Mislim da je ovo par ključnih stvari koje mogu pomoći da se nama ostalima otvore vrata i da vidimo zemlju čuda nauke i inžinjeringa .
(trg)="27"> Bunlar geri kalanlarımızın kapıyı açıp bilim ve mühendislik denen harikalar diyarını görmemize yardımcı olacak bazı anahtarlar .

(src)="28.1"> Zato što su me inžinjeri sa kojima sam radila naučili da budem u dodiru sa svojim unutrašnjim štreberom , želim da sumiram sve ovo jednačinom .
(src)="28.2"> ( Smijeh ) Uzmite nauku , oduzmite numerisanje i vaš žargon , podijelite relevantnošću , znači , podijelite sa publikom ono sto je važno i pomnožite to sa strašću koju imate za taj izvanredni posao koji radite i to je jednako izvanrednoj interakciji koja je puna razumijevanja .
(trg)="28.1"> Birlikte çalıştığım mühendisler benim içimdeki inekle iletişime geçmeme yardımcı oldukları için bir denklemle özetlemek istiyorum .
(trg)="28.2"> ( Gülüşmeler ) Biliminizi alın , maddeleri ve teknik terimleri çıkarın , ilgiye bölün , bu şu demek oluyor , dinleyicileri ilgilendiren şeyleri paylaşın ve bu yaptığınız inanılmaz işe olan tutkunuzla çarpın .
(trg)="28.3"> Sonuç anlayışla dolu inanılmaz etkileşimler olacaktır .

(src)="29.1"> I tako , naučnici i inženjeri , kada riješite ovu jednačinu , svakako pričajte štreberski sa mnom .
(src)="29.2"> ( Smijeh ) Hvala vam .
(src)="29.3"> ( Aplauz )
(trg)="29.1"> Ve bilim insanları , mühendisler , bu denlemi çözdüğünüzde , benimle tam anlamıyla inekçe konuşun .
(trg)="29.2"> Teşekkürler .
(trg)="29.3"> ( Alkış )

# srp/ted2020-1608.xml.gz
# tr/ted2020-1608.xml.gz


(src)="1"> Prije dvije godine , nakon služenja 4 godine u Marincima SAD , i rasporeda u Iraku i Avganistanu , našao sam se u Port-o-Prensu , gdje sam vodio tim veterana i medicinskih profesionalaca u nekim od najpogođenijih djelova tog grada , tri dana nakon zemljotresa .
(trg)="1.1"> İki sene önce , ABD Deniz Piyadeleri 'nde Irak ve Afganistan 'da da dahil olmak üzere dört yıllık görevin ardından , kendimi Port-au-Prince 'de buldum .
(trg)="1.2"> Depremden üç gün sonra , şehrin en zarar görmüş kısımlarında bir grup gazi ve profesyonel sağlık görevlisine öncülük ediyordum .

(src)="2.1"> Išli smo na mjesta na koja niko drugi nije htio da ide , gdje niko drugi nije mogao da ide , i nakon tri nedelje , shvatili smo nešto .
(src)="2.2"> Vojni veterani su veoma , veoma dobri u reagovanju u vanrednim situacijama .
(trg)="2.1"> Kimsenin gidemediği ve gitmek istemediği yerlere gidecektik ve üç hafta sonra bir şey farkettik .
(trg)="2.2"> Gaziler , doğal afetlere müdahale konusunda olağanüstü başarılılar .

(src)="3"> Kada smo stigli kući , moj partner i ja , pogledali smo to i rekli , postoje dva problema .
(trg)="3"> Ülkemize döndükten sonra ben ve kurucu ortağım durumu inceledik ve ortada iki problemin olduğu kanaatine vardık .

(src)="4"> Prvi je to što je reagovanje u vanrednim situacijama neadekvatno .
(trg)="4"> Birinci problem doğal afetlere müdahale konusunda yetersizlik var .

(src)="5.1"> Sporo je , zastarjelo .
(src)="5.2"> Ne koristi najbolje tehnologije i ne koristi najbolje ljude .
(trg)="5.1"> Çok yavaş ve demode .
(trg)="5.2"> En son teknoloji ve en iyi çalışanlar kullanılmıyor .

(src)="6"> Drugi problem kojeg smo postali svjesni je veoma neadekvatna reintegracija veterana i ovo je trenutno veoma aktuelna tema dok se veterani vraćaju iz Iraka i Avganistana i muče se sa reintegrisanjem u život civila .
(trg)="6.1"> Farkına vardığımız ikinci sorun ise gazileri topluma geri kazandırmadaki yetersizlikti .
(trg)="6.2"> Bu konu , askerlerin Irak ve Afganistan 'dan geri döndüğü ve sivil yaşama uyum sağlamakta güçlük çektikleri şu sıralar gazetelerin ön sayfalarında yer alıyor .

(src)="7.1"> Sjeli smo i pogledali ova dva problema i nešto smo shvatili .
(src)="7.2"> To nisu problemi .
(trg)="7"> Oturup bu iki soruna baktık ve şu sonuca vardık : Bunlar aslında problem değil .

(src)="8.1"> To su zapravo rješenja .
(src)="8.2"> Šta mislim ovim ?
(trg)="8.1"> Bunlar aslında çözüm .
(trg)="8.2"> Bunu söyleyerek neyi mi kastediyorum ?

(src)="9"> Možemo iskoristiti reagovanje u vanrednim situacijama kao priliku da se u službu stave veterani povratnici .
(trg)="9"> Doğal afetlere müdahaleyi , yurda geri dönen gazilere bir görev imkanı olarak kullanabiliriz .

(src)="10"> Skorašnje ankete pokazuju da 92 % veterana želi da nastavi sa svojom službom nakon skidanja uniforme .
(trg)="10"> En son anketler gösteriyor ki , gazilerin yüzde 92 'si üniformalarını çıkardıktan sonra da hizmet etmeye devam etmek istiyorlar .

(src)="11"> I možemo iskoristiti veterane da poboljšamo reagovanje u vanrednim situacijama .
(trg)="11"> Ve biz bu insanları doğal afetlere müdahalede kullanabiliriz .

(src)="12"> Površno gledano , ovo ima dosta smisla , i 2010 . reagovali smo na cunami u Čileu , poplave u Pakistanu , poslali smo timove za obuku na granicu Tajlanda i Burme .
(trg)="12"> Kağıt üstünde bu çok iyi bir fikir ve biz 2010 yılında Şili 'deki tsunamiye , Pakistan 'daki sel baskınlarına ve Tay-Burma sınırına eğitim timleri yolladık .

(src)="13"> Ali početkom ove godine , jedan od naših prvobitnih članova natjerao nas je da promijenimo fokus organizacije .
(trg)="13"> Ancak bu senenin başlarında , ilk üyelerimizden biri organizasyonun yönünü değiştirmemize sebep oldu .

(src)="14.1"> Ovo je Klej Hant .
(src)="14.2"> On je bio u Marincima sa mnom .
(trg)="14.1"> Bu kişi Clay Hunt .
(trg)="14.2"> Clay de benimle birlikte deniz piyadeydi .

(src)="15"> Zajedno smo služili u Iraku i Avganistanu .
(trg)="15"> Irak ve Afganistan 'da birlikte görev yaptık .

(src)="16"> Klej je bio sa nama u Port-o-Prensu , kao i u Čileu .
(trg)="16"> Clay Port-au-Prince ve Şili 'de de yanımızdaydı .

(src)="17"> Početkom ove godine , u martu , Klej je oduzeo sebi život .
(trg)="17"> Bu senenin başında , Mart ayında Clay intihar etti .

(src)="18"> Ovo je bila tragedija , ali nas je stvarno natjeralo da prebacimo fokus onoga što smo radili .
(trg)="18"> Bu bir trajediydi , fakat bu olay yaptığımız işte tekrar odaklanmaya zorladı bizi .

(src)="19.1"> Znate , Klej se nije ubio zbog onoga što se desilo u Iraku i Avganistanu .
(src)="19.2"> Ubio se zbog onog što je izgubio po povratku .
(trg)="19.1"> Clay kendisini Irak ve Afganistan 'da yaşananlardan dolayı öldürmedi .
(trg)="19.2"> Clay kendisini ülkesine döndükten sonra kaybettiklerinden dolayı öldürdü .

(src)="20.1"> Izgubio je smisao .
(src)="20.2"> Svoju zajednicu .
(trg)="20.1"> Yaşam amacını kaybetti .
(trg)="20.2"> Çevresindekileri kaybetti .

(src)="21"> I možda najtragičnije , izgubio je samopoštovanje .
(trg)="21"> Ve en acısı , kendine verdiği değeri kaybetti .

(src)="22.1"> Kako smo procjenjivali sve i kako se slijegala prašina ove tragedije , shvatili smo da , od ta dva problema - iz prvobitnog plana naše organizacije , bili smo organizacija za reagovanje u vanrednim situacijama koja je koristila službu veterana .
(src)="22.2"> Imali smo dosta uspjeha i osjećali smo se kao da mijenjamo paradigmu reagovanja u vanrednim situacijama .
(trg)="22.1"> Olaylar sakinleştikten sonra geri dönüp durumu incelediğimizde farkettik ki , organizasyonumuzun çıkış noktası olan o iki sorun , bizim gazilerin görev yaptığı afetlere müdahale organizasyonu olduğumuzu gösteriyordu .
(trg)="22.2"> Birçok başarı elde ettik ve kendimizi doğal afetlere müdahale modelini değiştiriyor gibi hissettik .

(src)="23"> Ali nakon Kleja smo prebacili fokus , i odjednom krećući se napred , vidimo sebe kao organizaciju veterana koja koristi reagovanje u vanrednim situacijama .
(trg)="23"> Ama Clay 'den sonra odağımızı değiştirdik ve birden , şimdi doğal aftetlere müdahaleyi gazilere yardım amaçlı kullanan bir organizasyon olarak görmeye başladık kendimizi .

(src)="24"> Jer smatramo da možemo veteranima vratiti tu svrhu i tu zajednicu i samopoštovanje .
(trg)="24"> Çünkü inanıyoruz ki biz bu yolla o amacı , o çevreyi ve o özsaygıyı gazilere yeniden verebiliriz .

(src)="25"> Tornada u Taskalausi i Džoplinu i kasnije uragan Irena , dali su nam priliku da to i vidimo .
(trg)="25"> Tuscaloosa ve Joplin 'deki kasırgalar ve daha sonrasında Irene kasırgası , bizim bu konuya eğilmemize olanak sağladı .

(src)="26"> Na trenutak želim da zamislite dječaka od 18 godina koji maturira u srednjoj školi u Kanzasu , u Misuriju .
(trg)="26"> Şimdi sizden 18 yaşında , Kansas şehrinden lise mezunu bir genci gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum .

(src)="27.1"> Stupi u vojsku .
(src)="27.2"> Vojska mu daje pušku .
(trg)="27.1"> Orduya katılıyor .
(trg)="27.2"> Ordu onun eline bir silah veriyor .

(src)="28"> Pošalju ga u Irak .
(trg)="28"> Irak 'a yolluyorlar .

(src)="29"> Svakog dana napušta bazu sa misijom .
(trg)="29"> Her gün bir görevle üssünü terkediyor .

(src)="30"> Misija je da brani slobodu porodice koju je ostavio kod kuće -
(trg)="30"> O görev , geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak .

(src)="31"> da održi živim ljude oko sebe .
(trg)="31"> Etrafındaki insanları hayatta tutmak .

(src)="32"> Da smiri selo u kome radi .
(trg)="32"> Görev yaptığı köyde barışı sağlamak .

(src)="33.1"> Ima svrhu .
(src)="33.2"> Ali kada se vrati u Kanzas u Misuriju , možda ode na koledž ili se zaposli , ali nema taj isti osjećaj svrhe .
(trg)="33.1"> Bir amacı var .
(trg)="33.2"> Ama Kansas şehrine geri döndüğü zaman , belki üniversiteye başlıyor , belki bir işe giriyor , ama artık benzer bir amaç hissetmiyor yaşamında .

(src)="34.1"> Date mu motornu testeru .
(src)="34.2"> Pošaljete ga u Džoplin , Misuri nakon tornada i taj osjećaj se vraća .
(trg)="34"> Onun eline bir testere verip Joplin 'de ilkyardıma gönderiyorsunuz ve amacını tekrar kazanıyor .

(src)="35"> Da se vratimo , taj isti osamnaestogodišnjak maturira u srednjoj školi u Kanzasu u Misuriju , stupi u vojsku , vojska mu daje pušku i šalje ga u Irak .
(trg)="35.1"> Şimdi geri dönelim , aynı genç 18 yaşında Kansas şehrinde liseden mezun olup orduya katılıyor .
(trg)="35.2"> Ordu onun eline bir silah verip Irak 'a gönderiyor .

(src)="36"> Svakog dana gleda u iste oči oko njega .
(trg)="36"> Her gün etrafındaki aynı gözlere bakıyor .

(src)="37.1"> Napušta bazu .
(src)="37.2"> Zna da može da računa na te ljude .
(trg)="37"> Üsten çıkıyor , o insanların arkasını kollayacağını biliyor .

(src)="38.1"> Spavali su u istom pijesku .
(src)="38.2"> Živjeli su zajedno .
(trg)="38.1"> Aynı kumda uyuyorlar .
(trg)="38.2"> Aynı yerde birlikte yaşıyorlar .

(src)="39.1"> Zajedno su jeli .
(src)="39.2"> Zajedno su krvarili .
(trg)="39.1"> Birlikte yemek yiyorlar .
(trg)="39.2"> Birlikte kan döküyorlar .

(src)="40"> Vraća se u Kanzas u Misuriju .
(trg)="40"> Kansas şehrinde evine geri dönüyor .

(src)="41"> Napušta vojsku i skida uniformu .
(trg)="41.1"> Ordudan ayrılıyor .
(trg)="41.2"> Üniformasını çıkartıyor .

(src)="42"> Više nema tu zajednicu .
(trg)="42"> Artık eski çevresi yok .

(src)="43"> Ali kada 25 takvih veterana ostavite u Džoplinu , Misuri , vraća im se osjećaj te zajednice .
(trg)="43"> Ama o gazilerden 25 'ini Joplin 'e bırakıyorsunuz ve o çevre hissini tekrardan kazanıyorlar .

(src)="44"> Još jednom , imate osamnaestogodišnjaka koji maturira u srednjoj školi u Kanzasu .
(trg)="44"> Tekrar , Kansas şehrinde liseden mezun olan 18 yaşındaki genci ele alalım .

(src)="45.1"> Stupa u vojsku .
(src)="45.2"> Vojska mu daje pušku .
(trg)="45.1"> Orduya katılıyor .
(trg)="45.2"> Ordu onun eline bir silah verip

(src)="46"> Šalju ga u Irak .
(trg)="46"> Irak 'a gönderiyor .

(src)="47.1"> Na grudi mu stavljaju orden .
(src)="47.2"> Vraća se kući za paradu .
(trg)="47.1"> Göğsüne bir madalya iliştiriyorlar .
(trg)="47.2"> Kutlamalarla eve dönüyor .

(src)="48.1"> Skida uniformu .
(src)="48.2"> Više nije narednik Džouns u svojoj zajednici .
(src)="48.3"> Sada je Dejv iz Kanzasa .
(trg)="48.1"> Üniformasını çıkartıyor .
(trg)="48.2"> Artık o kendi çevresinde Çavuş Jones değil .
(trg)="48.3"> Artık o Kansas 'lı Dave .

(src)="49"> Više nema to samopoštovanje .
(trg)="49"> Artık aynı özsaygısı yok .

(src)="50"> Ali kada ga pošaljete u Džoplin nakon tornada i opet mu neko prilazi i rukuje se s njim zahvaljujući mu za njegovu službu , opet ima to samopoštovanje .
(trg)="50"> Ama siz onu kasırgadan sonra Joplin 'e geri yolluyorsunuz ve biri ona yaklaşıp elini sıkarak yardımlarından dolayı teşekkür ediyor ve böylece özsaygısını tekrar kazanıyor .

(src)="51"> Mislim da je to veoma bitno , jer trenutno neko mora da istupi i ova generacija veterana ima priliku da uradi to ako im se pruži šansa .
(trg)="51.1"> Bence bu çok önemli , çünkü şu anda birilerinin bir şeyler yapması gerekiyor .
(trg)="51.2"> Ve bu jenerasyonun gazileri , eğer imkan tanınırsa bu şansa sahip .

(src)="52.1"> Hvala vam puno .
(src)="52.2"> ( Aplauz )
(trg)="52.1"> Çok teşekkür ederim .
(trg)="52.2"> ( Alkış )

# srp/ted2020-1626.xml.gz
# tr/ted2020-1626.xml.gz


(src)="1"> Pokazaću vam video snimak pojedinih modela na kojima radim .
(trg)="1"> Sizlere çalıştığım modellerden bazılarının videosunu göstermek istiyorum .

(src)="2"> Savršene su veličine i nemaju ni trunke sala .
(trg)="2"> Hepsi de mükemmel bir şekle sahip ve hiçbiri de birazcık bile yağ barındırmıyor .

(src)="3"> Da li sam već spomenula da su savršeni ?
(trg)="3"> Harikulade olduklarından bahsetmiş miydim ?

(src)="4.1"> I da su to naučni modeli ?
(src)="4.2"> ( Smijeh ) Vjerovatno ste već shvatili da se bavim inžinjeringom tkiva , a ovo je video snimak srca koje kuca , proizvela sam ga u laboratoriji .
(trg)="4.1"> Ve de bilimsel model olduklarından ?
(trg)="4.2"> ( Kahkahalar ) Tahmin etmiş olabileceğiniz gibi , ben bir doku mühendisiyim ve bu da atan bir kalbin laboratuvarda tasarladığım bir kısmının videosu .

(src)="5"> Nadamo se da ćemo jednog dana ova tkiva koristiti za zamjenu organa u ljudskom tijelu .
(trg)="5"> Ve bir gün bu dokuların insan vücudunda yedek parça olarak kullanılabilmesini umuyoruz .

(src)="6"> Danas ću vam objasniti zašto su ova tkiva odlični laboratorijski modeli .
(trg)="6"> Ama bugün size anlatacağım şey , bu dokuların nasıl harika model oldukları .

(src)="7"> Hajde da porazmislimo o testiranju ljekova .
(trg)="7"> Pekala , bir süre için ilaç tarama işlemini düşünelim .

(src)="8"> Neophodno je da smislite lijek , odradite testiranja u laboratoriji , testiranja na životinjama i potom kliničke studije , tj. testiranja na ljudima , prije nego što lijek izađe na tržište .
(trg)="8"> İlaçlar piyasa sürülmeden önce , ilaç formülasyonundan laboratuvar testine , hayvan testine ve daha sonra insan testi de diyebileceğiniz klinik denemelere maruz kalırlar .

(src)="9"> To zahtjeva mnogo novca i vremena i ponekad , tek kada lijek izađe na tržište uočimo mehanizam djelovanja koji nije očekivan i šteti ljudima .
(trg)="9"> Bu çok fazla paraya ve çok fazla zamana mal olur ve bazen , bir ilaç piyasaya sürüldüğünde bile , tahmin edilemez bir yön çizer ve insanlara zarar verir .

(src)="10"> Što kasnije ustanovimo loše strane , posljedice su gore .
(trg)="10"> Ve daha sonra sonuçları kötü , başarısız olur .

(src)="11.1"> Sve se svodi na dva problema .
(src)="11.2"> Prvo , ljudi nijesu pacovi i drugo , bez obzira na sve sličnosti među nama , baš te male razlike između vas i mene značajno utiču na način obrade lijeka i na to kako ti ljekovi utiču na nas .
(trg)="11.1"> Hepsi özünde iki konuya indirgenir .
(trg)="11.2"> Bir , insanlar deney faresi değildir ve iki , her ne kadar birbirimizle inanılmaz benzerliklere sahipsek de , aslında seninle benim aramdaki o küçük farklılıklar ilaçları metabolize edişimiz ve ilaçların bizi etkileyişi üzerine büyük etkiler yaratır .

(src)="12"> A šta ako bismo imali bolje modele u samoj laboratoriji koji bi nas predstavili bolje nego pacovi , kao i našu raznolikost ?
(trg)="12"> Peki ya laboratuvarlarımızda bize deney farelerinden daha çok benzemekle kalmayıp , çeşitliliklerimizi de yansıtan daha iyi modellerimiz olsaydı ?

(src)="13"> Hajde da vidimo kako se to može postići uz pomoć inžinjeringa tkiva .
(trg)="13"> Doku mühendisliğiyle bunu nasıl yapabileceğimizi görelim .

(src)="14"> Jedna od ključnih tehnologija za to su takozvane indukovane pluripotentne matične ćelije .
(trg)="14"> Gerçekten önemli olan kilit teknolojilerden biri indüklenmiş pluripotent kök hücreleri .

(src)="15"> Nedavno su razvijene u Japanu .
(trg)="15"> Yakın zamanda Japonya 'da geliştirildiler .

(src)="16"> Znači , indukovane pluripotentne matične ćelije .
(trg)="16"> Tamam , indüklenmiş pluripotent kök hücreleri .

(src)="17"> U mnogome podsjećaju na embrionalne matične ćelije , ali ih ne prate kontroverze .
(trg)="17"> Tartışmasız olarak bu hücreler , embriyonik kök hücrelerine çok benziyorlar .

(src)="18"> Indukujemo ćelije , na primjer ćelije kože , tako što im dodamo nekoliko gena , gajimo ih i potom ih sakupimo .
(trg)="18"> Hücreleri , peki , diyelim ki , deri hücrelerini , onlara biraz gen ekleyerek , onları üreterek , ve sonra hasat ederek indüklüyoruz .

(src)="19"> Prosto možemo da prevarimo te ćelije kože da se vrate u embrionalno stanje , to je kao ćelijska amnezija .
(trg)="19"> Yani bunlar , hücresel amnezi gibi bir şekilde , embriyonik bir duruma getirilebilen deri hücreleri .