# sl/06maZDmGztKT.xml.gz
# tr/06maZDmGztKT.xml.gz


(src)="1"> Ljudje opredeljujemo druge ljudi takoj , ko se zagledamo .
(trg)="1"> İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar .

(src)="2"> Ali je ta oseba nevarna ?
(trg)="2"> " O kişi tehlikeli mi ?

(src)="3"> Ali je privlačna ?
(trg)="3"> Çekici mi ?

(src)="4"> Ali je potencialni partner ?
(trg)="4"> Potansiyel bir eş mi ?

(src)="5"> Ali je potencialna možnost za navezovanje stikov ?
(trg)="5"> Potansiyel bir ağ kurma fırsatı mı ? "

(src)="6"> Ko nekoga spoznamo , jih malce izprašamo , da bi naredili nekakšen namišljeni življenjepis .
(trg)="6"> İnsanlarla tanıştığımızda onların zihinsel bir özgeçmişini çıkarmak için bu küçük sorgulamayı yaparız .

(src)="7"> Kako ti je ime ?
(trg)="7"> " Adın ne ?

(src)="8"> Od kod si ?
(trg)="8"> Neredensin ?

(src)="9"> Koliko si star ?
(trg)="9"> Kaç yaşındasın ?

(src)="10"> Kaj počneš ?
(trg)="10"> Ne yapıyorsun ? "

(src)="11"> Potem postanemo bolj osebni .
(trg)="11"> Sonra bu sorgulamada daha kişiselleşiriz .

(src)="12"> Ali si kdaj imel kako bolezen ?
(trg)="12"> " Hiç hastalığın oldu mu ? "

(src)="13"> Ali si se kdaj ločil ?
(trg)="13"> " Hiç boşandın mı ? "

(src)="14"> Ali ti med mojimi vprašanji smrdi iz ust ?
(trg)="14"> " Tam şu anda sorularıma cevap verirken nefesin kokuyor mu ? "

(src)="15"> Kaj te zanima ?
(trg)="15"> " Neyle ilgilisin ?

(src)="16"> Kdo te zanima ?
(trg)="16"> Kimle ilgilisin ? "

(src)="17"> S katerim spolom imaš rad spolne odnose ?
(trg)="17"> " Hangi cinsiyetle yatmaktan hoşlanırsın ? "

(src)="18"> Razumem .
(trg)="18"> Anlıyorum .

(src)="19"> Nevrolško smo programirani , da iščemo ljudi podobne nam samim .
(trg)="19"> Kendimiz gibi insanları bulmak için nörolojik olarak programlanmış vaziyetteyiz .

(src)="20"> Skupine oblikujemo takoj , ko smo dovolj stari da vemo , kaj pomeni biti sprejet .
(trg)="20"> Kabul görmenin nasıl hissettirdiğini bilecek yaşa geldiğimiz gibi gruplar oluşturmaya başlarız .

(src)="21"> Povežemo se na podlagi , česarkoli se lahko ; glasbenega okusa , rase , spola , ulice , kjer smo odrasli .
(trg)="21"> Ne bulabiliyorsak onun etrafında birbirimize bağlanırız .
(trg)="22"> Müzik tercihi , ırk , cinsiyet , büyüdüğümüz mahalle ...

(src)="22"> Iščemo okolja , ki potrjujejo naše osebne odločitve .
(trg)="23"> Kişisel seçimlerimizi destekleyen çevreler ararız .

(src)="23"> Včasih pa samo vprašanje " Kaj počneš ? "
(src)="24"> lahko da občutek , da nekdo odpira majhno škatlico in te prosi , da se stisneš vanjo .
(trg)="24"> Oysaki bazen sadece " Ne iş yaparsın ? " sorusu bile sanki biri küçük bir kutuyu açıyormuş ve bizden onun içine sıkışmamızı istiyormuş gibi hissettirir .

(src)="25"> Ugotovila sem namreč , da so te kategorije preveč omejujoče .
(trg)="25"> Çünkü kategoriler - fark ettim ki - çok sınırlayıcı .

(src)="26"> Škatle so premajhne .
(trg)="26"> Kutular çok dar .

(src)="27"> In to je lahko zelo nevarno .
(trg)="27"> Ve bu gerçekten tehlikeli bir hal alabilir .

(src)="28"> Najprej nekaj o meni preden zabredemo preveč globoko .
(trg)="28"> Yalnız bu konuda daha derine inmeden kendimle ilgili bir " sorumluluk reddi" nde bulunayım .

(src)="29"> Odrasla sem v zelo varnem okolju .
(trg)="29"> Ben çok korunaklı bir çevrede büyüdüm .

(src)="30"> Vzgojena sem bila v Manhattnu v zgodnjih 80- ih
(src)="31"> le dve ulici stran od epicentra panka .
(trg)="30"> 1980´lerin ilk yıllarında Manhattan 'ın merkezinde yetiştirildim ; punk müziğin merkez üssünden iki ada mesafede .

(src)="32"> Prihranjena mi je bila bolečina nazadnjaštva in socialnih omejitev , ki jih da verska vzgoja .
(trg)="31"> Yobazlığın acılarından ve din tabanlı bir yetiştirmenin sosyal kısıtlamalarından korunmuştum .

(src)="33"> Če pri nas nisi bil transvestit ali radikalec ali nekakšen umetnik , si bil ti čudak .
(trg)="32"> Benim geldiğim yerde , bir " drag queen " ( kadın kılığına giren erkek sahne sanatçısı ) ya da radikal bir düşünür ya da bir çeşit performans sanatçısı değilseniz , garip olan sizdiniz .

(src)="34"> ( smeh )
(trg)="33"> ( Gülüşmeler )

(src)="35"> Bila je neobičajna vzgoja , a , če si otrok na ulicah New Yorka , se naučiš zaupati lastnim instinktom , naučiš se , kako se držati svojih idej .
(trg)="34"> Bu , geleneklere aykırı bir yetiştirmeydi fakat New York sokaklarında bir çocuk olarak içgüdülerinize nasıl güveneceğinizi öğreniyorsunuz , kendi fikirlerinizle büyümeyi öğreniyorsunuz .

(src)="36"> Ko sem bila stara šest , sem se odločila , da hočem biti fantek .
(trg)="35"> Ve ben de , altı yaşına geldiğimde erkek olmak istediğime karar verdim .

(src)="37"> Nekega dne sem šla v šolo in otroci mi niso pustili , da bi z njimi igrala košarko .
(trg)="36"> Bir gün okula gitmiştim ve çocuklar onlarla basketbol oynamama izin vermedi .

(src)="38"> Rekli so , da puncam ne pustijo .
(trg)="37"> Kızları oynatmadıklarını söylediler .

(src)="39"> Šla sem domov , si obrila glavo in naslednji dan prišla v šolo ter rekla :
(src)="40"> " Fant sem . "
(trg)="38"> Bunun üzerine ben de eve gittim ve kafamı tıraşladım ve sonraki gün geri gittim ve " Ben erkeğim . " dedim .

(src)="41"> Mislim , kdo ve , kajne ?
(trg)="39"> Yani , kim bilecek , değil mi ?

(src)="42"> Morda lahko to storiš , ko si star šest let .
(trg)="40"> 6 yaşındayken bunu belki yapabilirsiniz .

(src)="43"> Nisem hotela , da bi kdo vedel , da sem dekle , in niso .
(trg)="41"> Kimsenin kız olduğumu bilmesini istemedim ve onlar da bilmediler .

(src)="44"> To igrico sem nadaljevala osem let .
(trg)="42"> Bu numarayı sekiz yıl sürdürdüm .

(src)="45"> To sem jaz , ko sem bila stara 11 .
(trg)="43"> Bu benim , 11 yaşındayken .

(src)="46"> Igrala sem fantka po imenu Walter v filmu z naslovom " Julian Po " .
(trg)="44"> " Julian Po " diye bir filmde
(trg)="45"> Walter adında bir çocuğu oynuyordum .

(src)="47"> Bila sem mali ulični silak , ki je sledil naokrog in težil Christianu Slaterju .
(trg)="46"> Christian Slater 'ı takip eden ve ona rahat vermeyen küçük bir sokak kabadayısıydım .

(src)="48"> Bila sem tudi otroška igralka , kar je podvojilo možnosti igralske identitete , ker nihče ni vedel , da sem pravzaprav dekle , ki igra fanta .
(trg)="47"> Yani , ben aynı zamanda bir çocuk aktördüm ve bu benim kimliğimin performans katmanlarını ikiye katladı çünkü aslında bir kız olduğumu ve gerçekten erkeği oynadığımı kimse bilmiyordu .

(src)="49"> Pravzaprav ni nihče v mojem življenje vedel , da sem dekle ; ne moji učitelji v šoli , ne moji prijatelji , ne direktorji , s katerimi sem delala .
(trg)="48"> Aslında , hayatımdaki hiç kimse kız olduğumu bilmiyordu ; ne okuldaki öğretmenlerim , ne arkadaşlarım , ne birlikte çalıştığım yönetmenler ...

(src)="50"> Otroci so pogosto prišli do mene v razredu in me zgrabili za grlo , da bi našli Adamovo jabolko , ali za mednožje , da bi videli , kaj imam tam spodaj .
(trg)="49"> Çocuklar genellikle sınıfta bana gelirlerdi ve âdemelmamı kontrol etmek için boğazımı tutarlardı ya da kasığımı tutup ne olduğunu kontrol ederlerdi .

(src)="51"> Ko sem šla na stranišče , sem čevlje obrnila naokrog , da bi bilo videti , kot da lulam stoje .
(trg)="50"> Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim .

(src)="52"> Na pižama žurih sem imela napade panike , ko sem dekletom poskusila razložiti , da me nočejo poljubiti , ne da bi se izdala .
(trg)="51"> Arkadaşlarıma kalmaya gittiğimde kendimi açık etmeden kızlara beni öpmek istemeyeceklerini anlatmak için panik ataklar geçirirdim .

(src)="53"> Potrebno je omeniti , da nisem sovražila svojega telesa ali spolnih organov .
(trg)="52"> Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum .

(src)="54"> Nisem se počutila , kot da sem v napačnem telesu .
(trg)="53"> Yanlış bir bedendeymişim gibi hissetmiyordum .

(src)="55"> Počutila sem se , kot da sem izvajala zapleteno točko .
(trg)="54"> Özenle hazırlanmış bir numara yapıyor gibi hissediyordum .

(src)="56"> Ne bi rekla , da sem zamenjala spol .
(trg)="55"> Bir transgender kabul edilemezdim .

(src)="57"> Če bi moja družina verjela v terapijo , bi me verjetno diagnosticirali s telesno dismorfijo in mi dali hormone , da bi odložili puberteto .
(trg)="56"> Fakat ailem , terapiye inanan bir aile olsaydı beni muhtemelen cinsiyet algısı bozukluğu gibi bir şeyle teşhis ederlerdi ve ergenliği atlatan hormonlar verirlerdi .

(src)="58"> V mojem primeru pa sem se nekega dne , ko mi je bilo 14 let , zbudila in se odločila , da želim zopet biti dekle .
(trg)="57"> Fakat benim kendi hikâyemde , 14 yaşındayken bir gün uyandım ve tekrar kız olmak istediğime karar verdim .

(src)="59"> Začela se je puberteta in pojma nisem imela , kaj pomeni biti dekle , a pripravljena sem bila ugotoviti , kdo dejansko sem .
(trg)="58"> Ergenlik gelmişti ve kız olmanın ne demek olduğuna dair bir fikrim yoktu ve gerçekten kim olduğumu bulmaya hazırdım .

(src)="60"> Ko se otrok vede , kot sem se jaz , jim ni treba priznati , kdo so , kajne ?
(trg)="59"> Bir çocuk benim gibi davranırken gerçeği itiraf etmesi gerekmez , değil mi ?

(src)="61"> Pravzaprav ni nihče zares presenečen .
(trg)="60"> Ve kimse de tam şok olmaz .

(src)="62"> ( smeh )
(trg)="61"> ( Gülüşmeler )

(src)="63"> A moji starši niso zahtevali od mene , da se definiram .
(trg)="62"> Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi .

(src)="64"> Ko sem bila stara 15 , sem poklicala očeta , da bi mu povedala , da sem se zaljubila .
(src)="65"> Zadnja stvar , ki jo je hotel katerikoli izmed nas , je bila razpravljati o posledicah , da je bila moja prva ljubezen dekle .
(trg)="63"> 15 yaşındayken , aşık olduğumu söylemek için babamla konuştuğumda ; ilk aşkımın bir kız olduğu gerçeğinin ne gibi sonuçları olacağını tartışmak ikimizin de aklındaki son şeydi .

(src)="66"> Ko sem se tri leta kasneje zaljubila v moškega , ni prav tako noben od mojih staršev bil šokiran .
(trg)="64"> Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar .

(src)="67"> To je eden izmed najlepših delov mojega neobičajnega otroštva ; da nikoli niso zahtevali , da se definiram kot karkoli in to kadarkoli .
(trg)="65"> Bakın , herhangi bir noktada herhangi bir şey olarak kendimi tanımlamamın istenmemiş olması , gayet geleneklere aykırı olan çocukluğumun müthiş nimetlerinden biridir .

(src)="68"> Dovolili so mi , da sem jaz , da neprestano rastem in se razvijam .
(trg)="66"> Her anın içinde büyüyerek ve değişerek , sadece kendim olmama izin verilmişti .

(src)="69"> Štiri , skoraj pet let nazaj , se je zaradi predloga 8 in debate o enakovrednem zakonu dvignilo veliko prahu po tej državi .
(trg)="67"> Dört , neredeyse beş yıl önce , 8 numaralı yasa teklifi , şu büyük evlilik eşitliği tartışması bu ülkede büyük toz koparıyordu .

(src)="70"> Takrat poroka ni bila nekaj , o čemur bi veliko razmišljala .
(src)="71"> Presenetilo pa me je , da bi Amerika , država , ki ima tako zaznamovano zgodovino s človekovimi pravicami ,
(src)="72"> lahko tako nesramno ponavljala svoje napake .
(trg)="68"> Ve o zaman , evlenmek gerçekten pek üzerine düşündüğüm bir şey değildi fakat Amerika gibi , böylesi lekeli bir vatandaşlık hakları geçmişi olan bir ülkenin , hatalarını bu kadar bariz bir şekilde tekrar edebiliyor olması beni çarpmıştı .

(src)="73"> Spomnim se , da sem na televiziji spremljala debato in razmišljala , kako zanimivo je , da je delitev cerkve in države po celi državi risala geografske meje med kraji , kjer so ljudje verjeli vanjo in kjer niso .
(trg)="69"> Ve televizyondaki tartışmayı izlediğimi ve şunun ne kadar ilginç olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum :
(trg)="70"> Din ve devlet ayrımı , bu ülkenin tamamında , coğrafi sınırlar çiziyordu aslında , ona inananların olduğu yerlerle inanmayanların olduğu yerler arasında .

(src)="74"> In še , da je ta razprava risala meje v moji okolici .
(trg)="71"> Ve sonra , bu tartışmanın , benim çevremde coğrafi sınırlar çizdiğini düşündüm .

(src)="75"> Če je bila to vojna med dvema različnima stranema , sem bila jaz jasno v gej ekipi , ker nisem bila 100- odstotno hetero .
(trg)="72"> Bu eğer iki apayrı taraf arasındaki bir savaşsa , ben kafadan , gey takımına düşüyordum çünkü kesinlikle yüzde yüz hetero değildim .

(src)="76"> Takrat sem ravno prihajala iz te osemletne krize identitete , v kateri sem se iz fanta spremenila v to nerodno dekle , ki je bilo v dekliških oblačilih videti kot fant , nato v popoln ekstrem pomanjkljivo oblečeno , preveč zavzeto , punčkasto dekle , ki je na lovu za fanti , in končno v obotavljivo raziskovanje pravega sebe ; fantovskega dekleta , ki so ji bili všeč tako fantje kot dekleta ; odvisno od osebe .
(trg)="73"> O zamanlar ; erkek çocukluktan kız giysileri içindeki erkek görünümlü kız çocuğuna daha sonra karşı uçtaki , süper kısa giyinen , aşırı telafi çabasında olan , erkek peşindeki kız gibi kıza ve nihayet son olarak , aslında kim olduğumun yalnız ikircikli bir keşfine , kişiye göre hem erkeklerden hem kızlardan hoşlanan erkek Fatmamsı bir kıza evrildiğim , sekiz yıllık zikzaklı kimlik krizimden yeni çıkmaya başlıyordum .

(src)="77"> Eno leto sem fotografirala to novo generacijo deklet , ki so bile nekako med mejama ; dekleta s skejtbordi , ki nosijo čipkasto perilo , dekleta s fantovskimi pričeskami , a s punčkastim lakom za nothe dekleta , katerih ličenje se je ujemalo z opraskanimi koleni , dekleta , ki so jim všeč fantje in dekleta , in fantje , ki so jim všeč fantje in dekleta , ki so sovražili , da jih nekdo opredeljuje .
(trg)="74"> Bana çok benzeyen , bi´ nevi satır aralarına düşen bu yeni nesil kızların fotoğraflarını çekerek bir sene geçirmiştim ; kaykay yapan ama bunu dantelli iç çamaşırlarıyla yapan kızlar , erkek saç kesimli olan ama tipik kız ojeli kızlar , yaralı dizlerine uyacak göz farı süren kızlar , erkeklerden ve kızlardan hoşlanan kızlar , sadece erkeklerden hoşlanan kızlar ve herhangi bir kalıba sokulmaktan nefret eden kızlar ...

(src)="78"> Rada sem imela te ljudi , občudovala njihovo svobodo , a zunaj našega utopičnega mehurčka sem videla , kako so na svetu eksplodirale te divje debate , v katerih so kritiki na javni televiziji našo ljubezen enačili z bestialnostjo .
(trg)="75"> Bu insanları çok sevdim ve onların özgürlüklerine hayranlık duydum fakat bizim ütopyacı fanusumuzun dışındaki dünyanın , ulusal televizyonda alimlerin , aşkımızı bestiyaliteye benzettikleri öfkeli tartışmalarla dolup taştığını izledim .

(src)="79"> In močno sem se zavedla , da sem v svoji domovini del manjšine zaradi ene plasti mojega karakterja .
(src)="80"> Zakonsko in neoporekljivo sem bila drugorazredni državljan .
(trg)="76"> Ve güçlü bir farkındalık üzerime sindi ; ben bir azınlıktım ve kendi ülkemde , karakterimin bir özelliğinden dolayı kanunen ve kesin olarak ikinci sınıf bir vatandaştım .

(src)="81"> Nisem bila aktivistka .
(trg)="77"> Ben bir aktivist değildim .

(src)="82"> V življenju nisem nikoli mahala z zastavo .
(trg)="78"> Kendi hayatımda bayrak sallamam .

(src)="83"> A napadlo me je naslednje vprašanje : kako lahko kdorkoli glasuje za odvzem pravic velikim količinam ljudem , ki jih poznam , zaradi enega elementa njihove osebnosti ?
(trg)="79"> Fakat bu soru beni rahatsız etmişti :
(trg)="80"> Nasıl olur da herhangi biri , benim tanıdığım bunca farklı insanın haklarını , karakterlerinin bir parçasından yola çıkarak yok etmek için oy verebildi ?

(src)="84"> Kako lahko rečejo , da si mi kot skupina ne zaslužimo enakih pravic , kot kdorkoli drug ?
(trg)="81"> Bizim bir grup olarak başka biriyle eşit hakları hak etmediğimizi nasıl söyleyebiliyorlardı ?

(src)="85"> Ali smo sploh bili skupina ?
(trg)="82"> Biz hatta bir grup muyduk ?

(src)="86"> Katera skupina ?
(trg)="83"> Ne grubu ?

(src)="87"> In ali so te ljudje kadarkoli zavestno spoznali žrtev svoje diskriminacije ?
(trg)="84"> Ve bu insanlar hiç bilinçli olarak ayrımcılıklarının bir kurbanıyla tanışmışlar mıydı ?

(src)="88"> Ali so vedeli , proti komu glasujejo in kakšen je bil učinek ?
(trg)="85"> Kime karşı oy kullandıklarını ve bunun etkisinin ne olduğunu biliyorlar mıydı ?

(src)="89"> In potem se mi je posvetilo , da bi morda , če bi lahko pogledali v oči tistih , ki so jih označili kot drugorazredne državljane , to otežilo stvari .
(trg)="86"> Ve sonra aklıma şu geldi :
(trg)="87"> Belki ikinci sınıf vatandaşlığa attıkları insanların gözlerine bakabilseler bu onları , yaptıklarını daha zor yapar hale getirebilirdi , onları düşündürebilirdi .

(src)="90"> Morda bi jih ustavilo .
(src)="91"> Jasno ne bi mogli na eno zabavo povabiti 20 milijonov ljudi , zato sem poiskala način , kako bi jih lahko predstavila drug drugemu s fotografijami , brez izumetničenosti , brez osvetljave , ali kakršnekoli manipulacije z moje strani .
(src)="92"> Ker lahko na fotografiji proučuješ levje brke , ne da bi te bilo strah , da te bo raztrgal .
(trg)="88"> Açık ki 20 milyon kişiyi aynı akşam yemeği partisine toplayamazdım ben de onları birbirleriyle fotoğraf yoluyla tanıştırabileceğim bir yol buldum , hiçbir hile olmadan , hiçbir ışıklandırma olmadan ya da benim tarafımdan hiçbir çeşitte bir manipülasyon olmadan ; çünkü fotoğrafta bir aslanın bıyıklarını yüzünüzü parçalaması korkusu olmadan inceleyebilirsiniz .

(src)="93"> Zame fotografija ni le razvijanje filma , je izpostavljanje gledalca nečemu novemu , kraju , kjer še niso bili , a , kar je najbolj pomembno , ljudem , ki se jih morda bojijo .
(trg)="89"> Benim için , fotoğraf sadece filmi göstermekle ilgili değil ; seyirciyi yeni bir şeyle , daha önce gitmediği bir yerle karşı karşıya bırakmakla ilgili fakat en önemlisi korkuyor olabilecekleri insanlarla .

(src)="94"> Revija Life je generacijam ljudi pokazala oddaljene kulture , za katere niso vedeli , da obstajajo , skozi fotografije .
(trg)="90"> Life dergisi nesillerce insana , varolduklarından habersiz oldukları uzak kültürleri fotoğraflar yoluyla tanıttı .

(src)="95"> Odločila sem se narediti serijo zelo preprostih portretov , kot nekakšne policijske fotografije .
(trg)="91"> Ben de çok basit bir portre serisi yapmaya karar verdim , sabıka fotoğrafları bi´ nevi .

(src)="96"> In odločila sem se , da bom fotografirala kogarkoli v tej državi , ki ni bil 100- odstotno hetero , kar , če ne veste , je nešteto ljudi .
(trg)="92"> Ve ben aslında bu ülkedeki yüzde yüz hetero olmayan herkesi fotoğraflamaya karar verdim ki eğer bilmiyorsanız , bu , sonsuz sayıda insan demek .

(src)="97"> ( smeh )
(trg)="93"> ( Gülüşmeler )

(src)="98"> To je bil zelo velik podvig in , da bi ga izvedla , sem potrebovala pomoč .
(trg)="94"> Yani , bu çok büyük bir girişimdi ve yapmak için yardıma ihtiyacımız vardı .

(src)="99"> V peklenskem mrazu sem šla ven in fotografirala vsako osebo , za katero sem vedela , da bi jih lahko dobila februarja dve leti nazaj .
(trg)="95"> Böylece dondurucu soğukta dışarı çıktım ve iki sene öncenin şubatında ulaşabileceğimi bildiğim her bir insanı fotoğrafladım .

(src)="100"> Posnela sem fotografije in prosila za pomoč Kampanjo za človekove pravice .
(trg)="96"> Ve o fotoğrafları aldım ve HRC 'ye gittim ve onlardan yardım istedim .

(src)="101"> Dali so sredstva za dvotedensko snemanje v New Yorku .
(trg)="97"> Ve onlar New York 'ta iki haftalık çekimi finanse ettiler .

(src)="102"> Naredili smo to .
(trg)="98"> Ve sonra bunu yaptık .

(src)="103"> ( glasba )
(trg)="99"> ( Müzik )

(src)="104"> Video :
(trg)="100"> Video :

(src)="105"> Sem iO Tillett Wright in sem umetnica .
(src)="106"> Rodila sem se in odrasla v New Yorku .
(trg)="101"> Ben iO Tillett Wright ; New York 'ta doğmuş ve yetişmiş bir sanatçıyım .

(src)="107"> ( glasba )
(trg)="102"> ( Müzik )

(src)="108"> Samoumevna resnica je fotografski zapis združenja Neheteroseksualcev Amerike .
(trg)="103"> Kendinden Menkul Gerçekler , LGBTQ Amerikası 'nın fotoğrafik bir kaydı .

(src)="109"> Moj cilj je narediti preprost portret vseh , ki so manj kot 100- odstotno hetero , ali se jim zdi , da kakorkoli spadajo v neheteroseksualen spekter .
(trg)="104"> Amacım , yüzde yüz hetero olmayan ya da herhangi bir şekilde LGBTQ tayfına düştüğünü hisseden herkesin basit bir portresini çekmek .

(src)="110"> Moj cilj je pokazati človeštvo , ki obstaja v vsakem izmed nas , s pomočjo preprostosti obraza .
(trg)="105"> Hedefim , hepimizin içinde varolan insanlığı bir yüzün sadeliği üzerinden göstermek .