# sk/01fktUkl0vx8.xml.gz
# tr/01fktUkl0vx8.xml.gz


(src)="1"> Našou úlohou je vynásobiť 65- krát 1 .
(trg)="1"> . 65´i 1 ile çarpmamız isteniyor .

(src)="2"> V skutočnosti máme iba vynásobiť 65 -- môžeme to zapísať znamienkom krát takto alebo to môžeme zapísať ako bodku
(trg)="2"> Bu şekilde çarpı işaretiyle de yazabiliriz , bu şekilde nokta ile de . .

(src)="3"> -- ale toto znamená 65- krát 1 .
(trg)="3"> İkisi de 65x1 anlamına geliyor .

(src)="4"> Môžeme to pochopiť dvoma spôsobmi .
(trg)="4"> Buna iki şekilde bakabiliriz .

(src)="5"> Môžeš to chápať ako číslo 65 jedenkrát alebo to môžeš chápať ako číslo 1 šesťdesiatjedenkrát , pričom to je to isté .
(trg)="5"> 65x1 ya da 1x65 . .

(src)="6"> Ale v každom prípade , ak máš raz 65 , vždy to bude 65 .
(trg)="6"> Ama iki şekilde de 65 varsa sonuç yine 65 olacaktır . .

(src)="7"> Všetko krát 1 , bude vždy to isté , nech to je čokoľvek .
(trg)="7"> Herhangi bir sayı 1 ile çarpıldığında yine kendisi olacaktır . .

(src)="8"> Hocičo krát 1 bude vždy presne to isté .
(trg)="8"> Sayı x 1=Sayı olacaktır . .

(src)="9"> Ak máme hocijaké ľubovoľné číslo krát 1 , a mohol by som to napísať aj týmto znamienkom násobenia , vždy to bude to isté ľubovoľné číslo .
(trg)="9"> Herhangi bir sayıyı 1 ile çarparsam yine o sayıyı elde ederim . . . .

(src)="10"> Takže ak máme 3- krát 1 , bude to 3 .
(trg)="10"> Yani 3x1 sersem sonuç 3 olur .

(src)="11"> Ak máme 5- krát 1 , bude to 5 , pretože to je vlastne iba jeden raz 5 .
(trg)="11"> 5x1 dersem 5 olur .
(trg)="12"> Çünkü bu 1 tane 5 demektir .

(src)="12"> Ak dám , napríklad , 157- krát 1 , bude to 157 .
(trg)="13"> Eğer 157x1 yazarsam sonuç 157 olur .

(src)="13"> Myslím , že teraz to chápete .
(trg)="14"> Genel olarak fikri anladığınızı düşünüyorum . .

# sk/01pVrBLaWlBr.xml.gz
# tr/01pVrBLaWlBr.xml.gz


(src)="1"> Na holandskej žánrovej maľbe 17 . - teho storočia nenájdeme nič jemné .
(trg)="1"> 17 . yüzyıl Hollanda resim tarzında kurnazca yaklaşımları pek görmeyiz .

(src)="2"> Často vidíme vyzývavé a jednoznačné scény .
(trg)="2"> Genelde resimdeki konu oldukça net şekilde gözler önüne serilir .

(src)="3"> Nájdeme tu však aj výnimku : obrazy Jana Vermeera sú často hádankami , ktoré predstavujú nápady pre rôzne príbehy .
(trg)="3"> Ancak bir istisna var :
(trg)="4"> Jan Vermeer 'in resimleri genelde bilmece gibidir , adeta resimdeki figürlerin arasındaki ilişkiyi , konuşulanları bizim çözmemiz beklenir .

(src)="4"> Je to prípad aj tohto obrazu , keď nie sme si istí , ako sa jeho príbeh bude vyvíjať .
(trg)="5"> Bu durum şu an bakmakta olduğumuz resim için de geçerli , neler olduğu hakkında kesin bir fikrimiz yok .

(src)="5"> Vidíme muža , ktorý stále nosí klobúk a kabát .
(trg)="6"> Gördüğümüz resimde , hala şapkası ve pelerini üzerinde olan bir adam var .

(src)="6"> Stojí vedľa stola s nádherným kobercom a v ruke drží džbán vína .
(trg)="7"> Üzerinde güzel bir halı bulunan masanın yanında duruyor , elini de şarap kabının üzerine koymuş .

(src)="7"> Zdá sa , že chce žene doliať víno do pohára .
(trg)="8"> Sanki genç kadının bardağını yeniden dolduracak gibi .

(src)="8"> Má ho pri ústach a práve ho dopíja .
(trg)="9"> Genç kadın kadehini ağzına doğru götürmüş , şarabını bitirmek üzere .

(src)="9"> Muž vyzerá , že sa nevie dočkať , kým jej naleje ďalší pohár , ako keby jediným cieľom tohto príbehu bolo opiť ju .
(trg)="10"> Kadehi tekrar doldurmak için sabırsızlanıyor gibi , sanki amacı onu sarhoş etmek .

(src)="10"> Ale naproti žene v okne , ktoré je pootvorené , vidíme vo farebnom skle vyobrazenie striedmosti , umiernenosti , predstavujúce radu pre ženu , aby si dávala pozor .
(trg)="11"> Genç kadının karşısında yarı açık bir pencere var .
(trg)="12"> Yarı açık penceredeki vitray deseni ölçülü , ılımlı , bir anlamda genç kadına attığı adıma dikkat etmesi gerektiğini hatırlatıyor .

(src)="11"> Tento obraz je o možnosti , o jej voľbe , a muž , ktorého tvár zastiera klobúk , pôsobí trochu zlovestne .
(trg)="13"> Bu resim olasılıklar ve genç kadının yapacağı seçime ilişkin .
(trg)="14"> Yüzü şapkasının gölgesinde kalmış olan adam ise pek tekin gözükmüyor .

(src)="12"> Medzi týmito postavami vnímame pocit vzdialenosti , pocit , ako keby sa dobre nepoznali a ja premýšľam , či víno prispeje k tomu , aby sa to stalo .
(trg)="15"> İki insan arasında mesafe var , sanki birbirlerini çok iyi tanımıyorlar , şarap birbirlerini daha iyi tanımalarını sağlayacak mı diye merak ediyorum .

(src)="13"> Jeden z dôvodov , prečo tu nie je zobrazený flirt , je pretože muž stojí v tieni a len sťažka môžeme rozoznať jeho oči a jej oči úplne zakrýva svetlo odrážajúce sa od krehkého pohára , ktorý si drží pred tvárou .
(trg)="16"> Bu flörtün sonucunu bilemiyoruz , çünkü adamın gözleri gölgede kalmış tam göremiyoruz , yüzünün önünde tuttuğu o zarif bardağın ışıltısından kadının gözleri de net gözükmüyor .

(src)="14"> Nemôže prehovoriť , pretože pije , dokonca nemôže vidieť za pohár , alebo prinajmenšom , my nemôžeme vidieť .
(trg)="17"> Şu an konuşamıyor , zira içkisini yudumluyor ve elindeki kadehten ötesini göremiyor sanırım .

(src)="15"> A predsa táto žiara znázorňuje jej krásu , a nachádza sa priamo pri jej očiach .
(trg)="18"> Biz de tam gözleri hizasında kadehin ışıltısını görüyoruz .

(src)="16"> Je to ranná tvorba Vermeera , ale už môžeme vidieť jeho očarenie jemným svetlom : pozrite sa na spôsob , akým napĺňa priestor , prechádza touto modrou záclonou a jemnosť , ktorou nešetrí pri tónovaní čiernej steny a inde v miestnosti , je to veľmi efektné .
(trg)="19"> Bu resim , Vermeer 'in erken dönemlerine ait bir eser .
(trg)="20"> Bununla birlikte , sanatçının loş ışığa olan tutkusunu görebiliyoruz .
(trg)="21"> Işığın mekanı nasıl canlandırdığına bakın , camdan süzülen ışığın mavi perdeye vurması , arka duvardaki ton geçişlerinin zerafeti , ve odadaki diğer şeylerin üzerine vuran ışık inanılmaz güzellikte canlandırılmış .

(src)="17"> Vermeer sa zaujíma o svetlo .
(trg)="22"> Vermeer 'in resimlerinde ışığın kullanımına çok önem veriyor .

(src)="18"> V jeho kompozícii nájdeme charakteristickú geometriu : štvorcové okno , ktoré je otvorené , obdĺžnikový rám na tmavej stene , štvorcový tvar na zadnej strane stoličky a perspektívne zobrazenie štvorcových dlaždíc na podlahe .
(trg)="23"> Önem verdiği bir diğer husus da kompozisyonda kullandığı geometrik öğeler .
(trg)="24"> Örneğin açık olan camın kare formu , arka duvarda asılı olan tablonun dikdörtgen formu , sandalyenin arkasındaki kare formlu bölüm , zeminde arkaya doğru giden kare formları , ki zemindeki bu karelerle perspektif duygusunu da pekiştirmiş .

(src)="19"> Vzor šachovnice vytvára čistý , štruktúrovaný interiér a okrem toho vidíme objekty umiestnené našikmo , takže dostaneme líniu , ktorú by okno malo sledovať , avšak okno je otvorené , takže je tu uhlopriečka , ktorá prerušuje túto líniu .
(trg)="25"> Zemindeki damalı desen , iç mekana net ve planlı bir hava vermiş .
(trg)="26"> Diğer bazı çizgiler ise bunu kesiyor , yamuk çizgiler , örneğin camın pervazı nereye devam ediyor diye bakıyorsunuz ancak pervazı kesen başka bir hat var , açı oluşuyor .

(src)="20"> Na podlahe sú priamočiare dlaždice , ale okrem nich vidíme aj stoličku , ktorá oproti nim stojí opäť pod uhlom .
(trg)="27"> Özenle yapılmış , düz çizgilerden oluşan zemini görüyoruz , şimdi sandalyeye bakalım , sandalye yan duruyor , ve gene bir açı yaratıyor .
(trg)="28"> Bu açıyla zemini görsel olarak dengeliyor .

(src)="21"> Táto maľba v určitom zmysle zobrazuje narušenie poriadku a spôsob , ktorým sú predmety rozmiestnené v tomto priestore vyjadruje napätie , ktoré sa vytvára , keď veci nie sú usporiadané .
(src)="22"> Maľba môže tiež predstavovať istý druh metafory pre vzájomné pôsobenie týchto dvoch postáv .
(trg)="29"> Bu resim düzenin bozulmasına ilişkin , resimdeki nesnelerin yerleştirilişi her şey düzenli olmadığında yaşanacak gerilimi simgeliyor . belki bu durum , ikisinin arasındaki ilişkiyte gönderme yapan bir metafordur .

(src)="23"> Alebo akúsi predtuchu toho , čo sa môže stať .
(trg)="30"> Veya neler olabileceğini önceden haber vermek içindir .

(src)="24"> Postavy sú tu určitým spôsobom spojené .
(trg)="31"> Bu iki figür değişik şekillerde birbirleriyle ilişkili .

(src)="25"> Pozrite sa na tieto koncentrované kruhy na postave muža : vidíme jeho golier , okrem toho tu máme rad záhybov na plášti , ktoré zachytávajú svetlo a akoby sa smerom dole čoraz viac zväčšovali .
(trg)="32"> Adamın üzerindeki eşmerkezli dökümlere bakın , yakadaki kıvrımlar , üzerinde ışığın gölgeler yarattığı kavisler koluna doğru ilerlerken genişliyor .

(src)="26"> Tento pohyb podčiarkuje krásny vzor na ženiných šatách a tiež záhyby na jej boku .
(trg)="33"> Sonra bu ahenkli hareket , genç kadının giysisindeki nakışlarla karşılaşıyor .
(trg)="34"> Ve kadının giysisinin eteğinde tekrar hareketleniyor , burada da drapeler var .

(src)="27"> Vidíme tu určitý druh harmónie medzi týmito postavami a tento obraz zobrazuje harmóniu a disharmóniu , veci usporiadané priamo i veci rozmiestnené našikmo .
(trg)="35"> Bu resimde iki figürün arasındaki uyumu görüyoruz , resim aslında uyum ve uyumsuzluk üstüne , düzen ve düzeni bozan şeyler üstüne .

(src)="28"> Symbolizuje to tiež hudobný nástroj , ktorý Vermeer často využíva vo svojich obrazoch , a ktorý naznačuje harmóniu a ľahkomyseľnosť : takže ako sa bude tento príbeh vyvíjať ?
(trg)="36"> Vermeer 'in resimlerinde gördüğümüz müzik aleti hem uyumu hem havailiği sembolize eder , burada gördüğümüz durum nasıl sonlanacak acaba ?

(src)="29"> Nie som si istý .
(trg)="37"> Cevabı bilmiyorum .

(src)="30"> Myslím , že Vermeer necháva túto otázku pre nás otvorenú .
(trg)="38"> Vermeer bu sorunun cevabını izleyiciye bırakmış .

(src)="31"> Tým , že na otázku neodpovedá , Vermeer vytvára obraz , ktorý je skutočne poetický .
(trg)="39"> Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış .

# sk/03x3cvKrWYPc.xml.gz
# tr/03x3cvKrWYPc.xml.gz


(src)="1"> Spoločnosti strácajú kontrolu .
(trg)="1"> Şirketler denetimlerini kaybediyorlar .

(src)="2"> Čo sa stane na Wall Street , už viac na Wall Street nezostane .
(trg)="2"> Wall Street 'te yaşananlar artık Wall Street 'te kalmıyor .

(src)="3"> Čo sa stane vo Vegas , skončí na YouTube .
(trg)="3"> Vegas 'ta yaşananlarınsa sonu YouTube 'da bitiyor .

(src)="4"> ( Smiech )
(trg)="4"> ( Gülüşmeler )

(src)="5"> Reputácia je nestabilná .
(trg)="5"> Şöhret uçucu .

(src)="6"> Lojalita je nevyspytateľná .
(trg)="6"> Vefa geçici .

(src)="7"> Zdá sa , že vedenie sa viac a viac odpája od svojich zamestnancov .
(trg)="7"> Yönetim tayfası çalışandan gitgide kopuyor .
(trg)="8"> ( Gülüşmeler )

(src)="9"> Podľa nedávneho prieskumu 27 % šéfov verí , že ich firma zamestnancov inšpiruje .
(trg)="9"> Yakın tarihli bir araştırmaya göre patronların % 27´si çalışanlarının firmalarından ilham aldıkları görüşünde .

(src)="10"> No podľa toho istého prieskumu s tým súhlasia iba 4 percentá zamestnancov .
(trg)="10"> Halbuki aynı araştırmada , çalışanların yalnız yüzde dördü bu fikre katılıyor .

(src)="11"> Spoločnosti strácajú kontrolu nad svojimi zákazníkmi a zamestnancami .
(trg)="11"> Şirketler denetimlerini kaybediyorlar ; hem müşteriler hem de çalışanlar üzerindeki .

(src)="12"> No naozaj je to tak ?
(trg)="12"> Peki , gerçekten öyle mi ?

(src)="13"> Som marketingový pracovník , a preto viem , že som nikdy kontrolu nemal .
(trg)="13"> Ben pazarlamacıyım ve bir pazarlamacı olarak hiçbir zaman denetim altında olduğumu düşünmedim .

(src)="14"> Vašou obchodnou značkou je to , čo o vás ľudia hovoria po tom , ako vašom z miestnosti odídete , hovorí porekadlo .
(trg)="14"> Markanızı , başkalarının siz orada değilken hakkınızda konuştukları belirler , diye bir söz vardır .

(src)="15"> Hyperprepojenie a transparentnosť umožňujú spoločnostiam byť v tej miestnosti nonstop .
(trg)="15"> Yüksek- erişim ve şeffaflık , şirketlere 7/ 24 odamızda olabilmeyi sağlıyor .

(src)="16"> Môžu počúvať a pridať sa do rozhovoru .
(trg)="16"> Konuşmanızı dinleyip , buna iştirak edebiliyorlar .

(src)="17"> V skutočnosti majú viac kontroly nad stratou kontroly ako kedykoľvek predtým .
(trg)="17"> Aslında , denetim boşluğu üzerinden daha fazla bir denetim söz konusu , şu ana dek hiç olmayan düzeyde .

(src)="18"> Kontrolu môžu naplánovať .
(src)="19"> No ako ?
(trg)="18"> Bunu tasarlamaları da mümkün ; ama , nasıl ?

(src)="20"> V prvom rade môžu dať svojim zamestnancom a zákazníkom viac kontroly .
(trg)="19"> Öncelikle , çalışanlara ve müşterilere daha çok denetim sağlayabilirler .

(src)="21"> Môžu s nimi spolupracovať na vytváraní nápadov , vedomostí , obsahu , návrhov a produktov .
(trg)="20"> Çeşitli konularda işbirliğine girebilirler ; fikir , bilgi , içerik , tasarım ve ürün yaratımı gibi .

(src)="22"> Môžu im dať viac kontroly nad stanovením cien , čo spravila aj kapela Radiohead , keď jej nový album " In Rainbows " vyšiel online a fanúšikovia za neho zaplatili , koľko chceli .
(trg)="21"> Fiyatlamada daha çok denetim sağlayabilirler .
(trg)="22"> Radiohead markası böyle yapmıştı .
(trg)="23"> " In Rainbows " albümünün dilediğince- öde

(src)="23"> Zákazníci si mohli stanoviť cenu , no exkluzívna ponuka trvala len istý limitovaný čas .
(trg)="24"> İnternet çıkışının fiyatını alıcılar belirleyebiliyordu , ama bu teklif özel bir teklifti ve belirli bir süre zarfıyla sınırlıydı .

(src)="24"> Predalo sa viac kópií albumu kapely ako pri predchádzajúcich vydaniach .
(trg)="25"> Albüm , grubun önceki albümlerinden daha çok satış yaptı .

(src)="25"> Dánska čokoládová spoločnosť Anthon Berg otvorila v Kodani takzvaný " štedrý obchod " .
(trg)="26"> Danimarkalı çikolata şirketi Anthon Berg
(trg)="27"> Kopenhag 'da " cömert mağaza " denilen bir mağaza açtı .

(src)="26"> Od svojich zákazníkov žiada , aby s kúpou čokolády sľúbili spraviť dobrý skutok pre svojich milovaných .
(trg)="28"> Müşterilerden çikolatayı , sevdiklerine yapacakları iyilikler karşılığında satın almalarını istedi .

(src)="27"> Zmenila transakciu na interakciu a štedrosť na peniaze .
(trg)="29"> Alışveriş karşılıklı etkileşime , cömertlik ise nakde dönüştü .

(src)="28"> Spoločnosti môžu dať kontrolu dokonca aj hackerom .
(trg)="30"> Şirketler , İnternet korsanlarına da denetim sağlayabiliyor .

(src)="29"> Uvedenie zariadenia Microsoft Kinect , prídavného snímača pohybu pre hraciu konzolu Xbox , si okamžite získalo pozornosť hackerov .
(trg)="31"> Microsoft Kinect , Xbox oyun konsoluna hareket- kontrollü bir eklenti olarak piyasaya çıktığında ,
(trg)="32"> İnternet korsanlarının dikkatini hemen çekmişti .

(src)="30"> Microsoft najprv proti hackerom bojoval , no potom zmenil smer , keď si uvedomil , že ich aktívna podpora prináša benefity .
(trg)="33"> Microsoft önceleri karşı dursa da , topluluğu etkin şekilde desteklemenin yararlarına dokunacaklarını gördüklerinde durum değişmiştir .

(src)="31"> Pocit spoluvlastníctva , voľnej propagácie , pridanej hodnoty .
(src)="32"> To všetko predaj poháňalo .
(trg)="34"> Ortak mülkiyet , serbest tanıtım , katma değer gibi bütün bu anlayışlar satışları etkilemiştir .

(src)="33"> Posledným krokom na zmocnenie sa zákazníkov je požiadať ich , aby si tovar nekupovali .
(trg)="35"> Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse , satın almamalarını istemekten geçiyor .

(src)="34"> Obchod s outdoorovým oblečením Patagonia povzbudzovala možných zákaznkov , aby si na stránke eBay pozreli použitý tovar a pred kúpou nových topánok si tie staré znovu podbili .
(trg)="36"> Elbise şirketi Patagonia , gelecekteki müşterilerini eBay sitesinden , kullanılmış ürünlerine bakmaya ve yenilerini almadan önce ayakkabılarını tamir ettirmeye teşvik etti .

(src)="35"> A dokonca pri ešte radikálnejšom postoji k konzumnému spôsobu života spoločnosť umiestnila reklamu
(trg)="37"> Tüketiciliğe karşı çok daha kökten bir duruş sergileyen şirket , alışveriş sezonunun doruk noktasında ,

(src)="36"> " Túto bundu si nekúpiš " počas vrcholu nákupného obdobia .
(trg)="38"> " Bu Ceketi Alma " isimli bir reklam yayınladı .

(src)="37"> Možno ohrozila krátkodobý predaj , no vybudovala trvalú , dlhodobú lojalitu založenú na spoločných hodnotách .
(trg)="39"> Bu durum kısa vadeli satışları tehlikeye atmış olabilir ; ama , paylaşılan değerlere dayalı , devamlı ve uzun vadeli bir bağlılık da oluşturmuştur .

(src)="38"> Výskum ukázal , že zverenie zamestnancom viac kontroly nad ich prácou ich robí šťastnejšími a produktívnejšími .
(trg)="40"> Araştırma , çalışanlara işlerinde daha fazla denetimin verilmesinin onları daha mutlu ve daha üretken hale getirdiğini gösteriyor .

(src)="39"> Brazílska spoločnoť Semco Group je známa tým , že svojich zamestnancov necháva na stanovenie ich pracovnej doby a dokonca ich platov .
(trg)="41"> Brezilyalı şirket Semco Group , kendi iş saatlerini ve hatta ücretlerini belirlemeyi çalışanlarına bırakıyor .

(src)="40"> Zamestnanci Hulu a Netflix , ako aj ďalších spoločností , si môžu vybrať dovolenku , kedy len chcú .
(trg)="42"> Diğer şirketler arasında , sadece Hulu 'nun ve Netflix 'in açık tatil politikaları var .

(src)="41"> Spoločnosti môžu dať ľudom viac kontroly , ale takisto aj menej kontroly .
(trg)="43"> Şirketler insanlara daha fazla denetim verebilirler ; ama , daha az denetim vermeleri de mümkün .

(src)="42"> Tradičná obchodná múdrosť hovorí , že dôvera sa získava predvídateľným správaním , no ako vytvoríte hodnotný zážitok , ak všetko je konzistentné a štandardizované ?
(trg)="44"> Geleneksel iş zekası , güvenin , öngörülebilir davranışla kazanılacağına inanır ; ama , her şeyin tutarlı ve tek tip olduğu durumlarda , tecrübelerimizi nasıl anlamlı kılabiliriz ?

(src)="43"> Zverenie menej kontroly pre ľudí by mohlo byť výborným spôsobom na vyváženie veľkého výberu a robilo by ich šťastnejšími .
(trg)="45"> İnsanlara daha az denetim vermek harika bir çözüm olabilir .
(trg)="46"> Böylece , tercih bolluğunu önler ve onları daha mutlu kılarız .

(src)="44"> Napríklad taká cestovná agentúra Nextpedition .
(trg)="47"> Seyahat şirketi Nextpedition 'ı buna örnek gösterebiliriz .

(src)="45"> Nextpedition mení výlet na hru , ktorú prepletajú prekvapujúcimi zvraty .
(trg)="48"> Nextpedition , yol boyunca şaşırtıcı ayrıntılarıyla yolculuğu bir oyuna dönüştürüyor .

(src)="46"> Výletník až do poslednej chvíle nevie , kam presne ide a túto informáciu dostane práve včas .
(trg)="49"> Yolculara son dakikaya kadar nereye gidileceği söylenmiyor .
(trg)="50"> Bu bilgi gideceği yere vardığı an bildiriliyor .

(src)="47"> Aj holandská letecká spoločnosť KLM spustila kampaň prekvapení , ktorá , ako sa zdá , náhodne rozdáva cestujúcim darčeky na ceste do ich destinácie .
(trg)="51"> Hollanda havayolu KLM de , benzer şekilde , şaşırtıcı bir kampanya başlattı .
(trg)="52"> Bu kampanyada yolculara yolculukları sırasında , rasgele verilmiş gibi gözüken hediyeler veriliyor .

(src)="48"> Interflora , spoločnosť so sídlom vo Veľkej Británii , monitorovala používateľov Twittera , ktorí mali zlý deň a im posielala kyticu kvetov zadarmo .
(trg)="53"> İngiltere merkezli Interflora şirketi de
(trg)="54"> Twitter kullanıcılarından günleri kötü geçenleri tespit edip , bir demet çiçek hediye ediyor .

(src)="49"> Môžu spoločnosti spraviť pre svojich zamestnancov niečo , aby sa necítili v časovej tiesni ?
(trg)="55"> Şirketler , çalışanlarının zaman içinde daha az baskı altında hissetmelerini sağlayabilir mi ?

(src)="50"> Áno .
(trg)="56"> Evet .

(src)="51"> Donúťte ich pomáhať ostatným .
(trg)="57"> Başkalarına yardım etmek durumunda kalabilirler .

(src)="52"> Nedávny prieskum ukazuje , že ak zamestnancov počas dňa prinútime k príležitostnej altruistickej úlohe , ich pocit celkovej produktivity sa zvýši .
(trg)="58"> Yapılan son bir araştırma , çalışanların gün boyu fedakarlık gerektiren görevlerde bulunmasının genel üretim anlayışını arttırdığını gösterdi .

(src)="53"> V spoločnosti Frog , kde pracujem , usporiadúvame interné rýchlo zoznamky , ktoré spájajú starých zamestnancov s novými a pomáhajú im rýchlo sa medzi sebou spoznať .
(trg)="59"> Benim de bünyesinde çalıştığım Frog 'da , düzenlediğimiz şirket içi tanışma toplantıları , eski ve yeni çalışanları biraraya getirip , birbirimizi bir an önce tanımamızı sağlıyor .

(src)="54"> Zavedením prísneho protokolu im dávame menej kontroly , menej výberu , ale umožňujeme im bohatšiu spoločenskú interakciu .
(trg)="60"> Uygulanan katı süreçte , onlara daha az denetim ve tercih sunuyor ; ama , daha fazla ve zengin sosyal etkileşimler sağlıyoruz .

(src)="55"> Spoločnosti sú tvorcami ich majetku a ako my všetci , sú úplne vydané napospas náhode .
(trg)="61"> Şirketler , kaderlerini kendileri çiziyor .
(trg)="62"> Bizler gibi onlarında başına mutlu tesadüfler geliyor .

(src)="56"> Preto by mali byť pokornejšie , zraniteľnejšie a ľudskejšie .
(trg)="63"> Bu ise onları daha alçakgönüllü , daha savunmasız ve insana daha yakın kılıyor .

(src)="57"> Na konci dňa , keď hyperprepojenie a transparentnosť odhalia správanie spoločnosti za bieleho dňa , jediným trvalo udržateľným hodnotným návrhom je byť si k sebe úprimný .
(trg)="64"> Günün sonunda , bir şirketin , gerçek benliğine sadık kalmasının , tek sürdürülebilir değer yargısı olduğunu anlıyoruz ; zira , yüksek- erişim ve şeffaflık , şirketlerin davranışlarını gün ışığına çıkarıyor .

(src)="58"> Alebo ako povedal tanečník baletu Alonzo King :
(trg)="65"> Bale sanatçısı Alonzo King 'in dediği gibi :

(src)="59"> " Čo je na tebe zaujímavé , si ty . "
(trg)="66"> " Hakkımızda ilginç olan bir şey varsa , o da kendimiziz . "