# lt/06maZDmGztKT.xml.gz
# tr/06maZDmGztKT.xml.gz
(src)="1"> Žmonės pradeda skirstyti vieni kitus į tam tikras grupes iš pirmo žvilgsnio :
(trg)="1"> İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar .
(src)="2"> Ar šis žmogus pavojingas ?
(trg)="2"> " O kişi tehlikeli mi ?
(src)="3"> Ar patrauklus ?
(trg)="3"> Çekici mi ?
(src)="4"> Ar tinkamas partneris ?
(trg)="4"> Potansiyel bir eş mi ?
(src)="5"> Ar įmanoma su juo užmegzti socialinius ryšius ?
(trg)="5"> Potansiyel bir ağ kurma fırsatı mı ? "
(src)="6"> Mes kiekvieną kartą atliekame šį nedidelį tardymą , kad mintyse susidarytume santrauką apie juos .
(trg)="6"> İnsanlarla tanıştığımızda onların zihinsel bir özgeçmişini çıkarmak için bu küçük sorgulamayı yaparız .
(src)="7"> Kuo tu vardu ?
(trg)="7"> " Adın ne ?
(src)="8"> Iš kur tu ?
(trg)="8"> Neredensin ?
(src)="9"> Kiek tau metų ?
(trg)="9"> Kaç yaşındasın ?
(src)="10"> Ką veiki gyvenime ?
(trg)="10"> Ne yapıyorsun ? "
(src)="11"> Tada imamės dar asmeniškesnių detalių .
(trg)="11"> Sonra bu sorgulamada daha kişiselleşiriz .
(src)="12"> Ar kada nors sirgai kokiomis nors ligomis ?
(trg)="12"> " Hiç hastalığın oldu mu ? "
(src)="13"> Ar esi išsiskyręs ?
(trg)="13"> " Hiç boşandın mı ? "
(src)="14"> Ar tavo burnos kvapas negaivus tau atsakinėjant į šį mano tardymą ?
(trg)="14"> " Tam şu anda sorularıma cevap verirken nefesin kokuyor mu ? "
(src)="15"> Kas tau patinka ?
(trg)="15"> " Neyle ilgilisin ?
(src)="16"> Kuris žmogus tau patinka ?
(trg)="16"> Kimle ilgilisin ? "
(src)="17"> Su kuria lytimi tau labiau patinka miegoti ?
(trg)="17"> " Hangi cinsiyetle yatmaktan hoşlanırsın ? "
(src)="18"> Aš suprantu .
(trg)="18"> Anlıyorum .
(src)="19"> Mes visi esame neurologiškai užprogramuoti ieškoti žmonių , panašių į save .
(trg)="19"> Kendimiz gibi insanları bulmak için nörolojik olarak programlanmış vaziyetteyiz .
(src)="20"> Kai sulaukiame pakankamo amžiaus , pradedame formuoti grupes , kad pajaustume ką reiškia būti priimtam .
(trg)="20"> Kabul görmenin nasıl hissettirdiğini bilecek yaşa geldiğimiz gibi gruplar oluşturmaya başlarız .
(src)="21"> Mes ieškome bendro ryšio , paremto muzikiniu skoniu , rase , lytimi , rajonu , kuriame užaugome .
(trg)="21"> Ne bulabiliyorsak onun etrafında birbirimize bağlanırız .
(trg)="22"> Müzik tercihi , ırk , cinsiyet , büyüdüğümüz mahalle ...
(src)="22"> Ieškome aplinkos , kuri patvirtintų mūsų asmeninius pasirinkimus .
(trg)="23"> Kişisel seçimlerimizi destekleyen çevreler ararız .
(src)="23"> Nors kartais , paprastas klausimas " ką veiki gyvenime ? " priverčia pasijausti , lyg kažkas atidaro mažytę dėžutę ir liepia tau į ją įsisprausti .
(trg)="24"> Oysaki bazen sadece " Ne iş yaparsın ? " sorusu bile sanki biri küçük bir kutuyu açıyormuş ve bizden onun içine sıkışmamızı istiyormuş gibi hissettirir .
(src)="24"> Nes aš supratau , kad kategorizavimas apriboja .
(trg)="25"> Çünkü kategoriler - fark ettim ki - çok sınırlayıcı .
(src)="25"> Dėžutės yra per mažos .
(trg)="26"> Kutular çok dar .
(src)="26"> Ir tai gali tapti labai pavojinga .
(trg)="27"> Ve bu gerçekten tehlikeli bir hal alabilir .
(src)="27"> Bet dabar - paaiškinimas apie mane , kol dar nenuėjome pernelyg giliai .
(trg)="28"> Yalnız bu konuda daha derine inmeden kendimle ilgili bir " sorumluluk reddi" nde bulunayım .
(src)="28"> Aš užaugau itin uždaroje aplinkoje .
(trg)="29"> Ben çok korunaklı bir çevrede büyüdüm .
(src)="29"> Vaikystę 80- ųjų pradžioje praleidau pačiame Manheteno centre , kurį nuo punk muzikos epicentro skyrė tik du kvartalai .
(trg)="30"> 1980´lerin ilk yıllarında Manhattan 'ın merkezinde yetiştirildim ; punk müziğin merkez üssünden iki ada mesafede .
(src)="30"> Aš buvau apsaugota nuo fanatizmo ir socialinių apribojimų , kurie būdingi religingam auklėjimui .
(trg)="31"> Yobazlığın acılarından ve din tabanlı bir yetiştirmenin sosyal kısıtlamalarından korunmuştum .
(src)="31"> Mano aplinkoje , jeigu nebuvai transvestitas , nemąstei radikaliai ar nebuvai koks nors performanso menininkas - tada tu buvai keistuolis .
(trg)="32"> Benim geldiğim yerde , bir " drag queen " ( kadın kılığına giren erkek sahne sanatçısı ) ya da radikal bir düşünür ya da bir çeşit performans sanatçısı değilseniz , garip olan sizdiniz .
(src)="32"> ( Juokas )
(trg)="33"> ( Gülüşmeler )
(src)="33"> Mano auklėjimas nebuvo suvaržytas normų , bet kai esi Niujorko gatvių vaikas , išmoksti pasikliauti savo nuojauta ir turėti savo mąstyseną .
(trg)="34"> Bu , geleneklere aykırı bir yetiştirmeydi fakat New York sokaklarında bir çocuk olarak içgüdülerinize nasıl güveneceğinizi öğreniyorsunuz , kendi fikirlerinizle büyümeyi öğreniyorsunuz .
(src)="34"> Taigi , būdama šešerių nusprendžiau , kad noriu būti berniuku .
(trg)="35"> Ve ben de , altı yaşına geldiğimde erkek olmak istediğime karar verdim .
(src)="35"> Vieną dieną mokykloje berniukai neleido man kartu žaisti krepšinio .
(trg)="36"> Bir gün okula gitmiştim ve çocuklar onlarla basketbol oynamama izin vermedi .
(src)="36"> Jie pasakė , kad neleis žaisti mergaitėms .
(trg)="37"> Kızları oynatmadıklarını söylediler .
(src)="37"> Todėl grįžusi namo nusiskutau galvą plikai ir kitą dieną mokykloje pasakiau , kad aš berniukas .
(trg)="38"> Bunun üzerine ben de eve gittim ve kafamı tıraşladım ve sonraki gün geri gittim ve " Ben erkeğim . " dedim .
(src)="38"> Na , kas gi supras ?
(trg)="39"> Yani , kim bilecek , değil mi ?
(src)="39"> Kai esi šešerių , galbūt gali taip padaryti .
(trg)="40"> 6 yaşındayken bunu belki yapabilirsiniz .
(src)="40"> Nenorėjau , kad kas nors sužinotų , jog esu mergaitė .
(src)="41"> Niekas ir nesužinojo .
(trg)="41"> Kimsenin kız olduğumu bilmesini istemedim ve onlar da bilmediler .
(src)="42"> Taip slapsčiausi aštuonis metus .
(trg)="42"> Bu numarayı sekiz yıl sürdürdüm .
(src)="43"> Čia - man 11 metų .
(trg)="43"> Bu benim , 11 yaşındayken .
(src)="44"> Vaidinau berniuką vardu Walteris filme " Julian Po " .
(trg)="44"> " Julian Po " diye bir filmde
(src)="45"> Mano herojus buvo mažas gatvės vaikis , visur sekiojantis Christianą Sleiterį ir jį erzinantis .
(trg)="45"> Walter adında bir çocuğu oynuyordum .
(trg)="46"> Christian Slater 'ı takip eden ve ona rahat vermeyen küçük bir sokak kabadayısıydım .
(src)="46"> Matote , vaikystėje aš taip pat buvau aktorė , o tai padvigubino mano tapatybės vaidybos sudėtingumą , nes niekas nesuprato , jog aš esu mergaitė , vaidinanti berniuką .
(trg)="47"> Yani , ben aynı zamanda bir çocuk aktördüm ve bu benim kimliğimin performans katmanlarını ikiye katladı çünkü aslında bir kız olduğumu ve gerçekten erkeği oynadığımı kimse bilmiyordu .
(src)="47"> Iš tiesų , nei vienas žmogus mano gyvenime nežinojo , kad esu mergaitė - nei mokytojai bei draugai mokykloje , nei režisieriai su kuriais teko dirbti .
(trg)="48"> Aslında , hayatımdaki hiç kimse kız olduğumu bilmiyordu ; ne okuldaki öğretmenlerim , ne arkadaşlarım , ne birlikte çalıştığım yönetmenler ...
(src)="48"> Vaikai per pamokas dažnai čiupdavo man už gerklės ieškodami Adomo obuolio arba griebdavo už tarpkojo , kad patikrintų kas ten yra .
(trg)="49"> Çocuklar genellikle sınıfta bana gelirlerdi ve âdemelmamı kontrol etmek için boğazımı tutarlardı ya da kasığımı tutup ne olduğunu kontrol ederlerdi .
(src)="49"> Eidama į tualetą , kabinoje apsukdavau savo batus , kad atrodytų , jog šlapinuosi atsistojusi .
(trg)="50"> Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim .
(src)="50"> Kai likdavau nakvoti pas draugus , turėdavau panikos priepuolius , kai bandydavau neišsiduodama paaiškinti mergaitėms , kodėl nenoriu , kad jos mane bučiuotų .
(trg)="51"> Arkadaşlarıma kalmaya gittiğimde kendimi açık etmeden kızlara beni öpmek istemeyeceklerini anlatmak için panik ataklar geçirirdim .
(src)="51"> Turiu paminėti , kad nejaučiau neapykantos savo kūnui ar genitalijoms .
(trg)="52"> Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum .
(src)="52"> Nemaniau , kad mano kūnui kažkas yra blogai .
(trg)="53"> Yanlış bir bedendeymişim gibi hissetmiyordum .
(src)="53"> Jaučiausi atliekanti įmantrų vaidmenį .
(trg)="54"> Özenle hazırlanmış bir numara yapıyor gibi hissediyordum .
(src)="54"> Aš nebūčiau buvusi pripažinta transseksualia .
(trg)="55"> Bir transgender kabul edilemezdim .
(src)="55"> Nors , jeigu mano šeima būtu tikėjusi psichoterapija , tikriausiai man būtų buvę priskirtas
(src)="56"> lyties dismorfinis sutrikimas ir man būtų paskirta brendimą stabdančių hormonų terapija .
(trg)="56"> Fakat ailem , terapiye inanan bir aile olsaydı beni muhtemelen cinsiyet algısı bozukluğu gibi bir şeyle teşhis ederlerdi ve ergenliği atlatan hormonlar verirlerdi .
(src)="57"> Bet mano atveju , tiesiog būdama 14- kos vieną dieną atsibudau ir nusprendžiau , kad vėl noriu būti mergaite .
(trg)="57"> Fakat benim kendi hikâyemde , 14 yaşındayken bir gün uyandım ve tekrar kız olmak istediğime karar verdim .
(src)="58"> Prasidėjus brendimui aš neturėjau supratimo , ką reiškia būti mergaite , bet buvau pasiryžusi pagaliau tai išsiaiškinti .
(trg)="58"> Ergenlik gelmişti ve kız olmanın ne demek olduğuna dair bir fikrim yoktu ve gerçekten kim olduğumu bulmaya hazırdım .
(src)="59"> Kai vaikas taip elgiasi , jam turbūt nereikia atsiskleisti ?
(trg)="59"> Bir çocuk benim gibi davranırken gerçeği itiraf etmesi gerekmez , değil mi ?
(src)="60"> Niekam tai nebuvo didelė staigmena .
(trg)="60"> Ve kimse de tam şok olmaz .
(src)="61"> ( Juokas )
(trg)="61"> ( Gülüşmeler )
(src)="62"> Tėvai man neliepė savęs tiksliai apibrėžti .
(trg)="62"> Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi .
(src)="63"> Kai man buvo 15- ka ir paskambinau savo tėčiui kad pasakyčiau , jog įsimylėjau , mums net neatėjo į galvą aiškintis , kokias pasekmes gali turėti tai , kad mano pirmoji meilė yra mergina .
(trg)="63"> 15 yaşındayken , aşık olduğumu söylemek için babamla konuştuğumda ; ilk aşkımın bir kız olduğu gerçeğinin ne gibi sonuçları olacağını tartışmak ikimizin de aklındaki son şeydi .
(src)="64"> Po trejų metų , kai įsimylėjau vyrą , mano tėvai vėl net nesumirksėjo .
(trg)="64"> Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar .
(src)="65"> Matote - viena geriausių dalykų mano neįprastoje vaikystėje buvo tai , jog man niekada nebuvo liepta savęs apibrėžti vienpusiškai .
(trg)="65"> Bakın , herhangi bir noktada herhangi bir şey olarak kendimi tanımlamamın istenmemiş olması , gayet geleneklere aykırı olan çocukluğumun müthiş nimetlerinden biridir .
(src)="66"> Aš turėjau galimybę būti savimi - augančia ir besikeičiančia .
(trg)="66"> Her anın içinde büyüyerek ve değişerek , sadece kendim olmama izin verilmişti .
(src)="67"> Taigi , prieš keturis , jau beveik penkis metus ,
(src)="68"> " Proposition 8 " - didieji debatai dėl tos pačios lyties asmenų santuokų šioje valstybėje sukėlė didelį šurmulį .
(trg)="67"> Dört , neredeyse beş yıl önce , 8 numaralı yasa teklifi , şu büyük evlilik eşitliği tartışması bu ülkede büyük toz koparıyordu .
(src)="69"> Aš tuo metu neturėjau daug minčių apie vedybas .
(src)="70"> Bet mane sukrėtė faktas , kad Jungtinės Amerikos Valstijos , valstybė su ne itin blizgančia žmogaus teisių istorija , galbūt vėl akivaizdžiai pakartos tas pačias klaidas .
(trg)="68"> Ve o zaman , evlenmek gerçekten pek üzerine düşündüğüm bir şey değildi fakat Amerika gibi , böylesi lekeli bir vatandaşlık hakları geçmişi olan bir ülkenin , hatalarını bu kadar bariz bir şekilde tekrar edebiliyor olması beni çarpmıştı .
(src)="71"> Prisimenu , kaip žiūrėjau diskusijas per televiziją ir galvojau , kaip įdomu , kad valdžios ir bažnyčios atsiskyrimas iš tikrųjų šioje valstybėje braižo geografines ribas tarp regionų , kuriuose žmonės tiki ir tų , kuriuose netiki .
(trg)="69"> Ve televizyondaki tartışmayı izlediğimi ve şunun ne kadar ilginç olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum :
(trg)="70"> Din ve devlet ayrımı , bu ülkenin tamamında , coğrafi sınırlar çiziyordu aslında , ona inananların olduğu yerlerle inanmayanların olduğu yerler arasında .
(src)="72"> Ir galiausiai , kad ši diskusija braižo ribas aplink mane .
(trg)="71"> Ve sonra , bu tartışmanın , benim çevremde coğrafi sınırlar çizdiğini düşündüm .
(src)="73"> Jei tai reiškė karą tarp dviejų priešingų pusių , tada aš automatiškai būčiau buvusi priskirta prie homoseksualų , nes tikrai nesu 100 % heteroseksuali .
(trg)="72"> Bu eğer iki apayrı taraf arasındaki bir savaşsa , ben kafadan , gey takımına düşüyordum çünkü kesinlikle yüzde yüz hetero değildim .
(src)="74"> Tuo metu aš dar tik pradėjau atsiskleisti po aštuoneris metus trukusios asmens tapatybės krizės , kurios metu berniuko tapau keista mergina , kuri atrodė kaip berniukas mergaitiškais rūbais , vėliau - visiškai priešingybe - itin mergaitiška mergaite , kuri vilkėjo ankštus drabužius ir vaikėsi vaikinų dėmesio .
(src)="75"> Kol galiausiai per neryžtingus ieškojimus atradau tikrąją save - berniokišką merginą , kuriai vienodai patiko ir merginos , ir vaikinai .
(trg)="73"> O zamanlar ; erkek çocukluktan kız giysileri içindeki erkek görünümlü kız çocuğuna daha sonra karşı uçtaki , süper kısa giyinen , aşırı telafi çabasında olan , erkek peşindeki kız gibi kıza ve nihayet son olarak , aslında kim olduğumun yalnız ikircikli bir keşfine , kişiye göre hem erkeklerden hem kızlardan hoşlanan erkek Fatmamsı bir kıza evrildiğim , sekiz yıllık zikzaklı kimlik krizimden yeni çıkmaya başlıyordum .
(src)="76"> Metus praleidau fotografuodama šią naują į mane panašių merginų kartą , kurių neįmanoma priskirti grupėms , merginos , kurios važinėjo riedlentėmis dėvėdavoms nėriniuotus apatinius , merginos , kurios šukuodavosi kaip berniukai , bet mergaitiškai lakuodavo nagus , merginos , kurios akių šešėlius derino prie nubrozdintų kelių , merginos , kurioms patiko ir vaikinai , ir merginos , kuriems patiko ir vaikinai , ir merginos , ir kurios nekentė būti rūšiuojamos į lentynėles .
(trg)="74"> Bana çok benzeyen , bi´ nevi satır aralarına düşen bu yeni nesil kızların fotoğraflarını çekerek bir sene geçirmiştim ; kaykay yapan ama bunu dantelli iç çamaşırlarıyla yapan kızlar , erkek saç kesimli olan ama tipik kız ojeli kızlar , yaralı dizlerine uyacak göz farı süren kızlar , erkeklerden ve kızlardan hoşlanan kızlar , sadece erkeklerden hoşlanan kızlar ve herhangi bir kalıba sokulmaktan nefret eden kızlar ...
(src)="77"> Mylėjau šiuos žmones ir žavėjausi jų laisvumu , bet tuo pačiu stebėjau , kaip pasaulis už mūsų utopinio burbulo sienų buvo paniręs į karštas diskusijas , kur " žinovai " per nacionalinę televiziją ėmė mūsų meilę prilyginti zoofilijai .
(trg)="75"> Bu insanları çok sevdim ve onların özgürlüklerine hayranlık duydum fakat bizim ütopyacı fanusumuzun dışındaki dünyanın , ulusal televizyonda alimlerin , aşkımızı bestiyaliteye benzettikleri öfkeli tartışmalarla dolup taştığını izledim .
(src)="78"> Ir tada mane persmelkė gilus supratimas , jog savo gimtojoje šalyje esu priskiriama mažumai , ir tik dėl vieno mano asmenybės aspekto .
(src)="79"> Aš teisėtai ir neginčijamai tapau antrarūše piliete .
(trg)="76"> Ve güçlü bir farkındalık üzerime sindi ; ben bir azınlıktım ve kendi ülkemde , karakterimin bir özelliğinden dolayı kanunen ve kesin olarak ikinci sınıf bir vatandaştım .
(src)="80"> Aš nebuvau aktyvistė .
(trg)="77"> Ben bir aktivist değildim .
(src)="81"> Aš per savo gyvenimą nekovojau už jokias idėjas , bet mane kankino klausimas : kaip kas nors gali balsuoti už tai , jog būtų atimamos teisės daugeliui mano pažįstamų žmonių , vien tik dėl tam tikro jų charakterio aspekto ?
(trg)="78"> Kendi hayatımda bayrak sallamam .
(trg)="79"> Fakat bu soru beni rahatsız etmişti :
(trg)="80"> Nasıl olur da herhangi biri , benim tanıdığım bunca farklı insanın haklarını , karakterlerinin bir parçasından yola çıkarak yok etmek için oy verebildi ?
(src)="82"> Kaip galima teigti , kad mes visi , kaip grupė , nenusipelnome tokių pat teisių , kaip ir visi kiti ?
(trg)="81"> Bizim bir grup olarak başka biriyle eşit hakları hak etmediğimizi nasıl söyleyebiliyorlardı ?
(src)="83"> Ar mes išvis esame grupė ?
(trg)="82"> Biz hatta bir grup muyduk ?
(src)="84"> Kokia grupė ?
(trg)="83"> Ne grubu ?
(src)="85"> Ar tie balsuojantys žmonės bent kartą buvo sutikę jų diskriminacijos auką ?
(trg)="84"> Ve bu insanlar hiç bilinçli olarak ayrımcılıklarının bir kurbanıyla tanışmışlar mıydı ?
(src)="86"> Ar jie suprato , prieš ką balsuoja ir kokią tai turės įtaką ?
(trg)="85"> Kime karşı oy kullandıklarını ve bunun etkisinin ne olduğunu biliyorlar mıydı ?
(src)="87"> Tada aš supratau , kad galbūt jeigu jie galėtų pažvelgti žmonėms , kuriuos priskyrė antros rūšies piliečiams į akis , galbūt jiems būtų sunkiau tai daryti .
(trg)="86"> Ve sonra aklıma şu geldi :
(trg)="87"> Belki ikinci sınıf vatandaşlığa attıkları insanların gözlerine bakabilseler bu onları , yaptıklarını daha zor yapar hale getirebilirdi , onları düşündürebilirdi .
(src)="89"> Žinoma , aš negalėjau sukviesti 20 milijonų žmonių vienai vakarienei , todėl sugalvojau kaip juos vienus su kitais supažindinti per fotografiją , be apsimetinėjimo , be įmantraus apšvietimo ir be jokių manipuliacijų iš mano pusės .
(src)="90"> Nuotraukoje galima iš arti tyrinėti liūto ūsus be baimės , jog jis jus sudraskys .
(trg)="88"> Açık ki 20 milyon kişiyi aynı akşam yemeği partisine toplayamazdım ben de onları birbirleriyle fotoğraf yoluyla tanıştırabileceğim bir yol buldum , hiçbir hile olmadan , hiçbir ışıklandırma olmadan ya da benim tarafımdan hiçbir çeşitte bir manipülasyon olmadan ; çünkü fotoğrafta bir aslanın bıyıklarını yüzünüzü parçalaması korkusu olmadan inceleyebilirsiniz .
(src)="91"> Man fotografija nėra tik juostelės ryškinimas , tai yra žiūrovo supažindinimas su kažkuo nauju , dar nematyta vieta , ir svarbiausia - su žmonėmis , kurių jie galbūt bijo .
(trg)="89"> Benim için , fotoğraf sadece filmi göstermekle ilgili değil ; seyirciyi yeni bir şeyle , daha önce gitmediği bir yerle karşı karşıya bırakmakla ilgili fakat en önemlisi korkuyor olabilecekleri insanlarla .
(src)="92"> Žurnalas " Life " , nuotraukų dėka , kelias kartas žmonių supažindino tolimomis kultūromis , kurių jie net neįsivaizdavo esant .
(trg)="90"> Life dergisi nesillerce insana , varolduklarından habersiz oldukları uzak kültürleri fotoğraflar yoluyla tanıttı .
(src)="93"> Todėl , aš nusprendžiau sukurti labai paprastų portretų seriją ,
(src)="94"> - primenančių nusikaltėlių nuotraukas , daromas areštinėje .
(trg)="91"> Ben de çok basit bir portre serisi yapmaya karar verdim , sabıka fotoğrafları bi´ nevi .
(src)="95"> Taigi , iš pradžių nusprendžiau nufotografuoti nevisiškai heteroseksualius šios valstybės gyventojus , kurių skaičius , jei nežinote , yra begalinis .
(trg)="92"> Ve ben aslında bu ülkedeki yüzde yüz hetero olmayan herkesi fotoğraflamaya karar verdim ki eğer bilmiyorsanız , bu , sonsuz sayıda insan demek .
(src)="96"> ( Juokas )
(trg)="93"> ( Gülüşmeler )
(src)="97"> Tai buvo milžiniškas projektas ir kad jį pabaigumėme , mums reikėjo pagalbos .
(trg)="94"> Yani , bu çok büyük bir girişimdi ve yapmak için yardıma ihtiyacımız vardı .
(src)="98"> Todėl aš bėgiojau per šaltį ir fotografavau kiekvieną savo pažįstamą , kurį tik galėjau .
(src)="99"> Tai buvo vasario mėnesį prieš dvejus metus .
(trg)="95"> Böylece dondurucu soğukta dışarı çıktım ve iki sene öncenin şubatında ulaşabileceğimi bildiğim her bir insanı fotoğrafladım .
(src)="100"> Padariusi tas nuotraukas , nuvykau į žmogaus teisių tarybą ir paprašiau jų pagalbos .
(trg)="96"> Ve o fotoğrafları aldım ve HRC 'ye gittim ve onlardan yardım istedim .
(src)="101"> Jie finansavo dvi savaites fotosesijų Niujorke .
(trg)="97"> Ve onlar New York 'ta iki haftalık çekimi finanse ettiler .
(src)="102"> Ir mes sukūrėme štai ką .
(trg)="98"> Ve sonra bunu yaptık .
(src)="103"> ( Muzika )
(src)="104"> Vaizdo įrašas :
(trg)="99"> ( Müzik )
(src)="105"> Aš esu iO Tillet Wright , Niujorke gimusi ir augusi menininkė .
(trg)="101"> Ben iO Tillett Wright ; New York 'ta doğmuş ve yetişmiş bir sanatçıyım .
(src)="106"> ( Muzika )
(src)="107"> " Akivaizdžios tiesos " yra fotografijose įamžinta šių dienų LGBTQ Amerika .
(trg)="102"> ( Müzik )
(src)="108"> Mano tikslas buvo nufotografuoti paprastus portretus , žmonių , kurie save identifikuoja kaip ne 100 procentų heteroseksualius , arba kurie jaučiasi patenkantys į LGBTQ spektrą .
(trg)="103"> Kendinden Menkul Gerçekler , LGBTQ Amerikası 'nın fotoğrafik bir kaydı .
(trg)="104"> Amacım , yüzde yüz hetero olmayan ya da herhangi bir şekilde LGBTQ tayfına düştüğünü hisseden herkesin basit bir portresini çekmek .
(src)="109"> Mano tikslas buvo parodyti kiekviename iš mūsų egzistuojančią žmogišką prigimtį ir tai perteikti per veido paprastumą .
(trg)="105"> Hedefim , hepimizin içinde varolan insanlığı bir yüzün sadeliği üzerinden göstermek .
(src)="110"> ( Muzika )
(trg)="106"> ( Müzik )