# hr/01fktUkl0vx8.xml.gz
# tr/01fktUkl0vx8.xml.gz
(src)="1"> Traže nas da pomnožimo 65 puta 1 .
(trg)="1"> . 65´i 1 ile çarpmamız isteniyor .
(src)="2"> Doslovno , moramo samo pomnožiti 65 , možemo to zapisati kao znak ´x ' ili kao točkicu ovako ali to znači 65 puta 1 .
(trg)="2"> Bu şekilde çarpı işaretiyle de yazabiliriz , bu şekilde nokta ile de . .
(trg)="3"> İkisi de 65x1 anlamına geliyor .
(src)="3"> Postoje 2 načina tumačenja ovoga .
(trg)="4"> Buna iki şekilde bakabiliriz .
(src)="4"> Možemo gledati na ovo kao broj 65 jedanput ili kao broj 1 šezdeset i pet puta , sve zbrojeno .
(trg)="5"> 65x1 ya da 1x65 . .
(src)="5"> U oba slučaja , ako imamo jednom 65 , to će jednostavno biti 65 .
(trg)="6"> Ama iki şekilde de 65 varsa sonuç yine 65 olacaktır . .
(src)="6"> Bilo što pomnoženo sa 1 , će biti to isto , što god to bilo .
(trg)="7"> Herhangi bir sayı 1 ile çarpıldığında yine kendisi olacaktır . .
(src)="7"> Što god ovo bilo , puta 1 , će i dalje biti to isto .
(trg)="8"> Sayı x 1=Sayı olacaktır . .
(src)="8"> Ako imam nekakvo mjesto za neki broj , i pomnožim ga sa 1 ,
(src)="9"> rezultat će biti to isto mjesto .
(trg)="9"> Herhangi bir sayıyı 1 ile çarparsam yine o sayıyı elde ederim . . . .
(src)="10"> Ako imam 3 puta 1 , dobit ću 3 .
(trg)="10"> Yani 3x1 sersem sonuç 3 olur .
(src)="11"> Ako imam 5 puta 1 , dobit ću 5 , jer ovo samo znači da imam broj 5 jedanput .
(trg)="11"> 5x1 dersem 5 olur .
(trg)="12"> Çünkü bu 1 tane 5 demektir .
(src)="12"> Ako stavim -- ne znam -- 157 puta 1 , to će biti 157 .
(trg)="13"> Eğer 157x1 yazarsam sonuç 157 olur .
(src)="13"> Mislim da ste shvatili ideju .
(trg)="14"> Genel olarak fikri anladığınızı düşünüyorum . .
# hr/06maZDmGztKT.xml.gz
# tr/06maZDmGztKT.xml.gz
(src)="1"> Ljudska bića se svrstavaju u okvire one sekunde kad ugledaju jedno drugog . -
(trg)="1"> İnsanlar birbirlerini gördükleri ilk andan başlayarak birbirlerini kutuların içine koymaya başlar .
(src)="2"> Je li ta osoba opasna ?
(trg)="2"> " O kişi tehlikeli mi ?
(src)="3"> Jesu li privlačne ?
(trg)="3"> Çekici mi ?
(src)="4"> Jesu li potencijalan par ?
(trg)="4"> Potansiyel bir eş mi ?
(src)="5"> Jesu li potencijalna prilika za druženje ?
(trg)="5"> Potansiyel bir ağ kurma fırsatı mı ? "
(src)="6"> Ovakvo malo ispitivanje radimo kada upoznajemo ljude kako bismo napravili umni sažetak što se njih tiče .
(trg)="6"> İnsanlarla tanıştığımızda onların zihinsel bir özgeçmişini çıkarmak için bu küçük sorgulamayı yaparız .
(src)="7"> Kako se zoveš ?
(trg)="7"> " Adın ne ?
(src)="8"> Odakle si ?
(trg)="8"> Neredensin ?
(src)="9"> Koliko godina imaš ?
(trg)="9"> Kaç yaşındasın ?
(src)="10"> Što radiš ?
(trg)="10"> Ne yapıyorsun ? "
(src)="11"> Nakon toga postajemo intimniji .
(trg)="11"> Sonra bu sorgulamada daha kişiselleşiriz .
(src)="12"> Jesi li ikada imao kakve bolesti ?
(trg)="12"> " Hiç hastalığın oldu mu ? "
(src)="13"> Jesi li se ikada razveo ?
(trg)="13"> " Hiç boşandın mı ? "
(src)="14"> Da li ti dah zaudara dok mi odgovaraš na ova pitanja ?
(trg)="14"> " Tam şu anda sorularıma cevap verirken nefesin kokuyor mu ? "
(src)="15"> Što te interesira ?
(trg)="15"> " Neyle ilgilisin ?
(src)="16"> Tko te interesira ?
(trg)="16"> Kimle ilgilisin ? "
(src)="17"> S kojim spolom voliš spavati ?
(trg)="17"> " Hangi cinsiyetle yatmaktan hoşlanırsın ? "
(src)="18"> Shvaćam .
(trg)="18"> Anlıyorum .
(src)="19"> Neurološki smo predodređeni da tražimo ljude slične nama .
(trg)="19"> Kendimiz gibi insanları bulmak için nörolojik olarak programlanmış vaziyetteyiz .
(src)="20"> Počinjemo stvarati grupe čim smo dovoljno odrasli da znamo kako prihvaćanje izgleda .
(trg)="20"> Kabul görmenin nasıl hissettirdiğini bilecek yaşa geldiğimiz gibi gruplar oluşturmaya başlarız .
(src)="21"> Povezujemo se jedni s drugima na osnovu bilo čega - glazbeni odabir , rasa , spol , kvart u kojem smo odrasli .
(trg)="21"> Ne bulabiliyorsak onun etrafında birbirimize bağlanırız .
(trg)="22"> Müzik tercihi , ırk , cinsiyet , büyüdüğümüz mahalle ...
(src)="22"> Tražimo okolinu koja učvršćuje naše osobne odabire .
(trg)="23"> Kişisel seçimlerimizi destekleyen çevreler ararız .
(src)="23"> Ipak , ponekad samo pitanje " Što radiš ? " može zvučati kao da netko otvara malu kutijicu i traži od vas da se ugurate u nju .
(trg)="24"> Oysaki bazen sadece " Ne iş yaparsın ? " sorusu bile sanki biri küçük bir kutuyu açıyormuş ve bizden onun içine sıkışmamızı istiyormuş gibi hissettirir .
(src)="24"> Otkrila sam da je to zato što su kategorije previše ograničene .
(trg)="25"> Çünkü kategoriler - fark ettim ki - çok sınırlayıcı .
(src)="25"> Te kutije su pretijesne .
(trg)="26"> Kutular çok dar .
(src)="26"> I to može postati stvarno opasno .
(trg)="27"> Ve bu gerçekten tehlikeli bir hal alabilir .
(src)="27"> Dakle , evo nečeg vezanog uz mene , prije no što krenemo dalje .
(trg)="28"> Yalnız bu konuda daha derine inmeden kendimle ilgili bir " sorumluluk reddi" nde bulunayım .
(src)="28"> Odrasla sam u veoma zaštićenoj okolini .
(trg)="29"> Ben çok korunaklı bir çevrede büyüdüm .
(src)="29"> Odrasla sam u donjem dijelu Manhattana u ranim osamdesetima , dva bloka dalje od središta punk glazbe .
(trg)="30"> 1980´lerin ilk yıllarında Manhattan 'ın merkezinde yetiştirildim ; punk müziğin merkez üssünden iki ada mesafede .
(src)="30"> Bila sam zaštićena od bolnih netrpeljivosti i društvenih restrikcija što se odgoja tiče nametnutih od onih koji su se bazirali na religiji .
(trg)="31"> Yobazlığın acılarından ve din tabanlı bir yetiştirmenin sosyal kısıtlamalarından korunmuştum .
(src)="31"> Tamo odakle ja dolazim ukoliko niste " tetkica " , radikalni mislioc ili neka vrsta performera , bili ste čudak .
(trg)="32"> Benim geldiğim yerde , bir " drag queen " ( kadın kılığına giren erkek sahne sanatçısı ) ya da radikal bir düşünür ya da bir çeşit performans sanatçısı değilseniz , garip olan sizdiniz .
(src)="32"> ( Smijeh )
(trg)="33"> ( Gülüşmeler )
(src)="33"> Bio je to neortodoksan odgoj no kao dijete na ulicama New Yorka , , naučite kako vjerovati vlastitim instinktima , naučite kako se nositi s vlastitim idejama .
(trg)="34"> Bu , geleneklere aykırı bir yetiştirmeydi fakat New York sokaklarında bir çocuk olarak içgüdülerinize nasıl güveneceğinizi öğreniyorsunuz , kendi fikirlerinizle büyümeyi öğreniyorsunuz .
(src)="34"> Kada mi je bilo šest godina , odlučila sam da želim biti dječak .
(trg)="35"> Ve ben de , altı yaşına geldiğimde erkek olmak istediğime karar verdim .
(src)="35"> Jednog sam dana otišla u školu , a djeca mi nisu dala da s njima igram košarku .
(trg)="36"> Bir gün okula gitmiştim ve çocuklar onlarla basketbol oynamama izin vermedi .
(src)="36"> Rekli su da ne dopuštaju curama da igraju .
(trg)="37"> Kızları oynatmadıklarını söylediler .
(src)="37"> Otišla sam kući , obrijala glavu , vratila se sljedeći dan i rekla , " Dječak sam . "
(trg)="38"> Bunun üzerine ben de eve gittim ve kafamı tıraşladım ve sonraki gün geri gittim ve " Ben erkeğim . " dedim .
(src)="38"> Mislim , tko zna , zar ne ?
(trg)="39"> Yani , kim bilecek , değil mi ?
(src)="39"> Kad imate šest godina , možda to možete učiniti .
(trg)="40"> 6 yaşındayken bunu belki yapabilirsiniz .
(src)="40"> Nisam željela da itko zna da sam djevojčica i nitko nije znao .
(trg)="41"> Kimsenin kız olduğumu bilmesini istemedim ve onlar da bilmediler .
(src)="41"> Držala sam se te šarade osam godina .
(trg)="42"> Bu numarayı sekiz yıl sürdürdüm .
(src)="42"> Dakle , ovo sam ja s 11 godina .
(trg)="43"> Bu benim , 11 yaşındayken .
(src)="43"> Glumila sam dječaka po imenu Walter u filmu pod nazivom " Julian Po " .
(trg)="44"> " Julian Po " diye bir filmde
(trg)="45"> Walter adında bir çocuğu oynuyordum .
(src)="44"> Bila sam žestoka , slijedila Christiana Slatera okolo i gnjavila ga .
(trg)="46"> Christian Slater 'ı takip eden ve ona rahat vermeyen küçük bir sokak kabadayısıydım .
(src)="45"> Vidite , također sam bila dijete- glumac što je udvostručilo razinu nastupa mog identiteta jer nitko nije znao da sam zapravo djevojčica koja glumi dječaka . .
(trg)="47"> Yani , ben aynı zamanda bir çocuk aktördüm ve bu benim kimliğimin performans katmanlarını ikiye katladı çünkü aslında bir kız olduğumu ve gerçekten erkeği oynadığımı kimse bilmiyordu .
(src)="46"> Zapravo , nitko tko je bio dio mog života nije znao da sam djevojčica - ni moji učitelji u školi , ni moji prijatelji , , ni redatelji s kojima sam radila .
(trg)="48"> Aslında , hayatımdaki hiç kimse kız olduğumu bilmiyordu ; ne okuldaki öğretmenlerim , ne arkadaşlarım , ne birlikte çalıştığım yönetmenler ...
(src)="47"> Djeca bi često došla do mene za vrijeme nastave , zgrabila me za grlo i provjeravala da li imam Adamovu jabučicu ili bi zgrabili moje prepone kako bi provjerili s čime baratam .
(trg)="49"> Çocuklar genellikle sınıfta bana gelirlerdi ve âdemelmamı kontrol etmek için boğazımı tutarlardı ya da kasığımı tutup ne olduğunu kontrol ederlerdi .
(src)="48"> Kada bih išla na wc , okretala bih svoje cipele prema wc školjci kako bi izgledalo da piškim stojeći .
(trg)="50"> Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim .
(src)="49"> Za vrijeme spavanja kod drugih imala bih napadaje panike kako bih omela djevojke u namjeri da me poljube bez da se odam .
(trg)="51"> Arkadaşlarıma kalmaya gittiğimde kendimi açık etmeden kızlara beni öpmek istemeyeceklerini anlatmak için panik ataklar geçirirdim .
(src)="50"> Vrijedno je spomena to da nisam mrzila svoje tijelo ni svoje genitalije .
(trg)="52"> Fakat şunu da ifade etmem gerekir ki bedenimden ya da cinsel organlarımdan nefret etmiyordum .
(src)="51"> Nisam osjećala kao da sam u krivom tijelu .
(trg)="53"> Yanlış bir bedendeymişim gibi hissetmiyordum .
(src)="52"> Osjećala sam se kao da izvodim razrađenu točku .
(trg)="54"> Özenle hazırlanmış bir numara yapıyor gibi hissediyordum .
(src)="53"> Ne bih se okarakterizirala kao transrodna osoba .
(trg)="55"> Bir transgender kabul edilemezdim .
(src)="54"> Iako , u mojoj je obitelji bilo ljudi koji su vjerovali u terapiju i vjerojatno bi mi dijagnosticirali nešto poput spolne dismofije dismofije i stavili me na hormone da odgode pubertet .
(trg)="56"> Fakat ailem , terapiye inanan bir aile olsaydı beni muhtemelen cinsiyet algısı bozukluğu gibi bir şeyle teşhis ederlerdi ve ergenliği atlatan hormonlar verirlerdi .
(src)="55"> No u mom slučaju , jednostavno sam se jednog dana probudila , s 14 godina i odlučila da ponovo želim biti djevojka .
(trg)="57"> Fakat benim kendi hikâyemde , 14 yaşındayken bir gün uyandım ve tekrar kız olmak istediğime karar verdim .
(src)="56"> Pubertet me udario i nisam pojma imala što znači biti djevojka i bila sam spremna otkriti tko sam zapravo .
(trg)="58"> Ergenlik gelmişti ve kız olmanın ne demek olduğuna dair bir fikrim yoktu ve gerçekten kim olduğumu bulmaya hazırdım .
(src)="57"> Kada se dijete ponaša ovako kako sam se ja ponašala , onda se zapravo ne mora otkriti , zar ne ?
(trg)="59"> Bir çocuk benim gibi davranırken gerçeği itiraf etmesi gerekmez , değil mi ?
(src)="58"> Nitko nije pretjerano šokiran .
(trg)="60"> Ve kimse de tam şok olmaz .
(src)="59"> ( Smijeh )
(trg)="61"> ( Gülüşmeler )
(src)="60"> No moji me roditelji nisu tražili da se definiram .
(trg)="62"> Fakat ebeveynlerim benden kendimi tanımlamamı istemedi .
(src)="61"> Kada sam imala 15 godina i nazvala oca kako bih mu rekla da sam se zaljubila , posljednje što nam je na umu bilo je razgovarati o tome koje su posljedice činjenice da je moja prva ljubav bila djevojka .
(trg)="63"> 15 yaşındayken , aşık olduğumu söylemek için babamla konuştuğumda ; ilk aşkımın bir kız olduğu gerçeğinin ne gibi sonuçları olacağını tartışmak ikimizin de aklındaki son şeydi .
(src)="62"> Tri godine kasnije , kada sam se zaljubila u muškarca , moji roditelji također nisu okom trepnuli .
(trg)="64"> Üç yıl sonra bir adama aşık olduğum zaman ebeveynlerim istiflerini bile bozmadılar .
(src)="63"> Vidite , to je jedan velikih blagoslova mog veoma neortodoksnog djetinjstva što me nitko nije tražio da se definiram kao išta u ikojem trenu .
(trg)="65"> Bakın , herhangi bir noktada herhangi bir şey olarak kendimi tanımlamamın istenmemiş olması , gayet geleneklere aykırı olan çocukluğumun müthiş nimetlerinden biridir .
(src)="64"> Bilo mi je dozvoljeno da to budem ja , rastući i mijenjajući se vakog trenutka .
(trg)="66"> Her anın içinde büyüyerek ve değişerek , sadece kendim olmama izin verilmişti .
(src)="65"> Prije četiri , gotovo pet godina
(src)="66"> Prijedlog 8 , velika debata u vezi ravnopravnosti brakova , je podigla mnogo prašine diljem ove zemlje .
(trg)="67"> Dört , neredeyse beş yıl önce , 8 numaralı yasa teklifi , şu büyük evlilik eşitliği tartışması bu ülkede büyük toz koparıyordu .
(src)="67"> U to vrijeme udaja nije bilo nešto o čem sam puno razmišljala . .
(src)="68"> No mene je zatekla činjenica da je Amerika , zemlja s toliko oduzetim zapisima civilnih prava , mogla tako bučno ponavljati svoje greške .
(trg)="68"> Ve o zaman , evlenmek gerçekten pek üzerine düşündüğüm bir şey değildi fakat Amerika gibi , böylesi lekeli bir vatandaşlık hakları geçmişi olan bir ülkenin , hatalarını bu kadar bariz bir şekilde tekrar edebiliyor olması beni çarpmıştı .
(src)="69"> Sjećam se kako sam gledala raspravu na tv- u misleći kako je zanimljivo što je odvajanje crkve i države u suštini povuklo geografske granice kroz ovu zemlju , između mjesta gdje ljudi vjeruju i mjesta gdje ljudi ne vjeruju .
(trg)="69"> Ve televizyondaki tartışmayı izlediğimi ve şunun ne kadar ilginç olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum :
(trg)="70"> Din ve devlet ayrımı , bu ülkenin tamamında , coğrafi sınırlar çiziyordu aslında , ona inananların olduğu yerlerle inanmayanların olduğu yerler arasında .
(src)="70"> I onda je ta rasprava povukla geografske granice oko mene .
(trg)="71"> Ve sonra , bu tartışmanın , benim çevremde coğrafi sınırlar çizdiğini düşündüm .
(src)="71"> Ako je ovo bio rat s dvije različite strane , ja sam se podrazumijevala kako pripadam u gay ekipu jer definitivno nisam bila 100 % straight .
(trg)="72"> Bu eğer iki apayrı taraf arasındaki bir savaşsa , ben kafadan , gey takımına düşüyordum çünkü kesinlikle yüzde yüz hetero değildim .
(src)="72"> U to vrijeme sam počinjala isplovljavati iz te osmogodišnje osobne krize koja me vodila od toga da sam bila dječak do toga da budem ta neobična djevojka koja je izgledala kao dječak u ženskoj odjeći do potpuno suprotnog ekstremnog super štedljivog , prekomjernog dječaka koji lovi djevojčice sve do finalnog neodlučnog istraživanja onog što ustvari jesam , muškobanjasta djevojka koja voli i dječake i djevojčice , ovisno o osobi .
(trg)="73"> O zamanlar ; erkek çocukluktan kız giysileri içindeki erkek görünümlü kız çocuğuna daha sonra karşı uçtaki , süper kısa giyinen , aşırı telafi çabasında olan , erkek peşindeki kız gibi kıza ve nihayet son olarak , aslında kim olduğumun yalnız ikircikli bir keşfine , kişiye göre hem erkeklerden hem kızlardan hoşlanan erkek Fatmamsı bir kıza evrildiğim , sekiz yıllık zikzaklı kimlik krizimden yeni çıkmaya başlıyordum .
(src)="73"> Godinu dana sam provela fotografirajući ovu novu generaciju djevojaka , poput mene , koje su se osjećale kao da su unutar linija - djevojke koje voze skejtboard , no rade to u čipkastom donjem rublju , , djevojke koje su imale muške frizure no nosile su djevojačke lakove za nokte , , djevojke koje su imale sjenila koja im odgovaraju uz razbijena koljena , djevojke koje su voljele i djevojke i dječake koji su svi voljeli djevojke i dječake koji su mrzili biti ukalupljeni u bilo što .
(trg)="74"> Bana çok benzeyen , bi´ nevi satır aralarına düşen bu yeni nesil kızların fotoğraflarını çekerek bir sene geçirmiştim ; kaykay yapan ama bunu dantelli iç çamaşırlarıyla yapan kızlar , erkek saç kesimli olan ama tipik kız ojeli kızlar , yaralı dizlerine uyacak göz farı süren kızlar , erkeklerden ve kızlardan hoşlanan kızlar , sadece erkeklerden hoşlanan kızlar ve herhangi bir kalıba sokulmaktan nefret eden kızlar ...
(src)="74"> Voljela sam te ljude , divila sam se njihovoj slobodi , no gledala sam kako svijet izvan našeg utopijskog balona eksplodira u te gnjevne rasprave gdje su sveznalice počinjale uspoređivati našu ljubav sa sodomijom na nacionalnoj televiziji .
(trg)="75"> Bu insanları çok sevdim ve onların özgürlüklerine hayranlık duydum fakat bizim ütopyacı fanusumuzun dışındaki dünyanın , ulusal televizyonda alimlerin , aşkımızı bestiyaliteye benzettikleri öfkeli tartışmalarla dolup taştığını izledim .
(src)="75"> Ova moćna svjesnost mi je sinula jer sam bila manjina i to u vlastitoj zemlji , temeljeno na jednom aspektu mog karaktera .
(src)="76"> Legalno i neosporno sam bila građanin drugog reda .
(trg)="76"> Ve güçlü bir farkındalık üzerime sindi ; ben bir azınlıktım ve kendi ülkemde , karakterimin bir özelliğinden dolayı kanunen ve kesin olarak ikinci sınıf bir vatandaştım .
(src)="77"> Nisam bila aktivist .
(trg)="77"> Ben bir aktivist değildim .
(src)="78"> Ne mašem nikakvim zastavama u svom životu , no bila sam šokirana ovim pitanjem :
(trg)="78"> Kendi hayatımda bayrak sallamam .
(trg)="79"> Fakat bu soru beni rahatsız etmişti :
(src)="79"> Kako bi itko mogao glasati za ukidanje prava ogromnom mnoštvu ljudi koje poznajem na temelju jednog dijela njihovog karaktera ?
(trg)="80"> Nasıl olur da herhangi biri , benim tanıdığım bunca farklı insanın haklarını , karakterlerinin bir parçasından yola çıkarak yok etmek için oy verebildi ?
(src)="80"> Kako mogu govoriti da mi kao grupa ne zaslužujemo jednaka prava kao i netko drugi ?
(trg)="81"> Bizim bir grup olarak başka biriyle eşit hakları hak etmediğimizi nasıl söyleyebiliyorlardı ?
(src)="81"> Da li smo uopće bili grupa ?
(trg)="82"> Biz hatta bir grup muyduk ?
(src)="82"> Kakva grupa ?
(trg)="83"> Ne grubu ?
(src)="83"> I da li su ovi ljudi ikada svjesno upoznali žrtvu njihove diskriminacije ?
(trg)="84"> Ve bu insanlar hiç bilinçli olarak ayrımcılıklarının bir kurbanıyla tanışmışlar mıydı ?
(src)="84"> Jesu li znali protiv koga glasaju i kakav je bio utjecaj ?
(trg)="85"> Kime karşı oy kullandıklarını ve bunun etkisinin ne olduğunu biliyorlar mıydı ?
(src)="85"> Tada mi je sinulo da možda ako pogledaju u oči tih ljudi koje svrstavaju u građane drugog reda da će im možda biti teže to učiniti .
(trg)="86"> Ve sonra aklıma şu geldi :
(trg)="87"> Belki ikinci sınıf vatandaşlığa attıkları insanların gözlerine bakabilseler bu onları , yaptıklarını daha zor yapar hale getirebilirdi , onları düşündürebilirdi .
(src)="87"> Očigledno nisam mogla dobiti 20 milijuna ljudi na jednu večeru pa sam smislila način kako ih mogu upoznati jedne s drugima preko fotografija bez ikakvog uljepšavanja , bez ikakvog osvijetljenja i bez ikakve manipulacije s moje strane .
(src)="88"> Jer na fotografiji možete pregledati lavlje brkove bez straha da će vam otkinuti glavu .
(trg)="88"> Açık ki 20 milyon kişiyi aynı akşam yemeği partisine toplayamazdım ben de onları birbirleriyle fotoğraf yoluyla tanıştırabileceğim bir yol buldum , hiçbir hile olmadan , hiçbir ışıklandırma olmadan ya da benim tarafımdan hiçbir çeşitte bir manipülasyon olmadan ; çünkü fotoğrafta bir aslanın bıyıklarını yüzünüzü parçalaması korkusu olmadan inceleyebilirsiniz .
(src)="89"> Za mene fotografija nije samo puko prikazivanje filma , to je izlaganje gledaoca nečem novome , mjesto gdje nikada nisu bili , no najvažnije , ljudima kojih bi se mogli bojati .
(trg)="89"> Benim için , fotoğraf sadece filmi göstermekle ilgili değil ; seyirciyi yeni bir şeyle , daha önce gitmediği bir yerle karşı karşıya bırakmakla ilgili fakat en önemlisi korkuyor olabilecekleri insanlarla .
(src)="90"> Časopis Life je upoznao pomoću slika mnogo generacija ljudi s dalekim , udaljenim kulturama za koje nikada ne bi znali da postoje .
(trg)="90"> Life dergisi nesillerce insana , varolduklarından habersiz oldukları uzak kültürleri fotoğraflar yoluyla tanıttı .
(src)="91"> Stoga sam odlučila napraviti niz veoma jednostavnih portreta , poput onih zatvorskih .
(trg)="91"> Ben de çok basit bir portre serisi yapmaya karar verdim , sabıka fotoğrafları bi´ nevi .
(src)="92"> Zapravo sam odlučila fotografirati svakoga u ovoj zemlji tko nije 100 posto heteroseksualan , što je , ukoliko ne znate , neograničen broj ljudi .
(trg)="92"> Ve ben aslında bu ülkedeki yüzde yüz hetero olmayan herkesi fotoğraflamaya karar verdim ki eğer bilmiyorsanız , bu , sonsuz sayıda insan demek .