# gl/07QR5aTm3gih.xml.gz
# tr/07QR5aTm3gih.xml.gz
(src)="1"> Eu son neurocientífica , e como tal interésame saber cómo aprende o cerebro , especialmente a posibilidade de facer os nosos cerebros máis eficaces , mellores e máis rápidos .
(trg)="1"> Ben bir beyin uzmanıyım ve bir beyin uzmanı olarak , beynin nasıl öğrendiğiyle ilgileniyorum özellikle de beynimizi daha akıllı , daha iyi ve daha hızlı yapabilme ihtimaliyle ilgileniyorum .
(src)="2"> Neste contexto voulles falar sobre os videoxogos .
(trg)="2"> Size bu durum üzerine anlatacaklarımın içeriği bilgisayar oyunları .
(src)="3"> Cando falamos de videoxogos moitos de vostedes xa están pensando en nenos .
(trg)="3"> Bilgisayar oyunları dediğimiz zaman , çoğumuz çocukları düşünür .
(src)="4"> Non lles falta razón .
(trg)="4"> Bu doğru .
(src)="5"> O noventa por cento dos nenos xogan con eles .
(trg)="5"> Çocukların yüzde doksanı bilgisayar oyunu oynar .
(src)="6"> Pero sexamos sinceros .
(trg)="6"> Fakat dürüst olun .
(src)="7"> Cando os nenos van para a cama , quen queda diante da PlayStation ?
(trg)="7"> Çocuklar uyumaya gidince kim geçer Playstation 'ın önüne ?
(src)="8"> Moitos de vostedes .
(trg)="8"> Çoğumuz .
(src)="9"> A idade media dos xogadores é de 33 anos , non de oito ; de feito , se miramos as proxeccións demográficas dos videoxogos , os videoxogadores do mañá serán os vellos .
(src)="10"> ( Risas )
(trg)="9"> Oyuncuların yaş ortalaması 33´tür , sekiz değil ve gerçekte , eğer bakarsak bilgisayar oyunu oynayanların tahmini nüfus istatistiğine , yarının bilgisayar oyunu oyuncuları daha yaşlı yetişkinlerdir .
(src)="11"> En suma , os videoxogos xa son omnipresentes .
(trg)="11"> Bu yüzden bilgisayar ( oyunu ) toplumumuzun genelinde yaygındır .
(src)="12"> Están aquí para quedar .
(trg)="12"> Kalıcı birşey olduğu açık .
(src)="13"> Teñen un impacto enorme na nosa vida diaria .
(trg)="14"> Düşünün bu istatistik veriler
(src)="14"> Vexan estas estatísticas facilitadas por Activision .
(trg)="15"> Activision tarafından yayınlandı .
(src)="15"> Ao cabo dun mes do seu lanzamento , o xogo " Call Of Duty :
(trg)="16"> " Call Of Duty :
(src)="16"> Black Ops " xa se xogara durante 68 . 000 anos en todo o mundo .
(trg)="17"> Black Ops , " oyununun yayınlanmasından bir ay sonra 68, 000 yıllık oynanmıştı bile dünya çapında , evet ?
(src)="17"> Alguén se preocuparía se fosen exercicios de álxebra lineal ?
(trg)="18"> Eğer bu durum doğrusal cebir yapma üzerine olsaydı İçinizden biri şikayet eder miydi ?
(src)="18"> Así que no laboratorio preguntámonos cómo aproveitar esa potencia .
(trg)="19"> Yani bizim laboratuvarda ne sorduğumuz , bu gücü nasıl geliştirebileceğimiz ?
(src)="19"> Pero volvamos un paso atrás .
(trg)="20"> Şimdi biraz geri adım atmak istiyorum .
(src)="20"> Seguro que máis dunha vez ao chegar á casa atoparon aos nenos diante destes videoxogos .
(src)="21"> ( Disparos )
(trg)="21"> Biliyorum ki çoğumuz eve döndüğümüz zamanlarda çocuklarımızı bu tarz oyunlar oynarken buluyoruz .
(src)="22"> O obxectivo deste xogo é pillar aos enemigos zombies antes que te collan eles a ti .
(trg)="22"> ( Atış sesleri ) Oyunun ismi kötü adamlar seni avlamadan önce düşman zombileri kovalamaktır , doğru mu ?
(src)="23"> E case seguro que a maioría de vostedes pensaron :
(trg)="23"> Ve ben eminimki çoğunuz şunu düşünmüştür ,
(src)="24"> Veña , non podes facer algo mais intelixente que matar zombis ?
(trg)="24"> " Ah ! hadi ama , zombi öldürmekten başka daha zekice bir iş yapamaz mısın ? "
(src)="25"> Gustaríame que comparasen esta reacción instintiva co que pensarían se atopasen á súa filla facendo un sudoku ou ao seu fillo lendo a Shakespeare .
(trg)="25"> Bu ani tepkiyi başka bir bağlamda düşünmeni isterdim eğer kızını sudoku oynarken bulmuş olsaydın ya da oğlunu shakespeare okurken bulsaydın .
(src)="26"> Moitos pais consideraríano xenial .
(trg)="27"> Çoğu ebeveyn bunu harika bulurdu .
(src)="27"> Vale , non lles vou dicir que xogar cos videoxogos todo o día sexa bo para a saúde .
(trg)="28"> Hmm , size günlerce bilgisayar oyunu oynamanın gerçekte sağlığınız için iyi olduğunu söylemeyeceğim .
(src)="28"> Claro que non , abusar nunca é bo .
(trg)="29"> Değil ve aşırılık asla iyi değil .
(src)="29"> Pero si defendo que en doses razoables , xogos como o que lles amosei antes , eses xogos de acción e disparos , teñen efectos bastante potentes , efectos positivos , en moitos aspectos do comportamento .
(trg)="30"> Fakat iddia edeceğim ki makul dozlarda , açıkcası başlangıçta size gösterdiğim o oyun , bu aksiyon dolu nişan oyunlarının davranışlarımızın birçok değişik yönü üzerinde oldukça güçlü ve olumlu etkileri var .
(src)="30"> Non hai semana que non nos atopemos con grandes titulares na prensa sobre se os videoxogos son bos ou malos .
(trg)="31"> Tek bir hafta geçmez ki medyada birkaç büyük haber başlığı olmasın bilgisayar oyunlarının yararlı ya da zararlı olması ile ilgili , değil mi ?
(src)="31"> Bombardéannos con eles .
(trg)="32"> Bunların bombardımanına tutuluyorsunuz .
(src)="32"> Gustaríame sacar este asunto do faladoiro de café e que entremos no laboratorio .
(trg)="33"> Bu Cuma akşamı bar muhabbetlerini bir kenara koymak isterim ve gerçekten bir laboratuvara girmenizi isterim .
(src)="33"> O que facemos alí e medir directamente , cuantitativamente , o impacto dos videoxogos no cerebro .
(trg)="34"> Laboratuvarda esas yaptığımız şey doğrudan , nicel bir tarzda , bilgisayar oyunların beyine etkisinin ne olduğunu ölçmek .
(src)="34"> Voulles amosar algúns exemplos deste traballo .
(trg)="35"> Ve bu yüzden çalışmalarımızdan birkaç örnek alacağım .
(src)="35"> En primeiro lugar , seguro que oíron máis dunha vez que botar moito tempo diante da pantalla prexudica a vista .
(trg)="36"> Hepinizin duymuş olacağınızdan emin olduğum sözlerden bir tanesi fazla ekrana bakma süresinin görme yetinizi bozacağı .
(src)="36"> Unha afirmación acerca da visión .
(trg)="37"> Bu görüş hakkında bir beyan .
(src)="37"> Seguro que aquí hai alguén que investiga sobre a visión .
(trg)="38"> Aranızda görüş bilim adamları olabilir .
(src)="38"> Pois podemos poñer a proba esta afirmación .
(trg)="39"> Bu beyanın doğruluğunu nasıl kontrol edeceğimizi biliyoruz gerçekte .
(src)="39"> Podemos ir ao laboratorio e medir cómo andamos da vista .
(trg)="40"> Bir laboratuvara adım atıp görüşünüzün ne kadar iyi olduğunu ölçebiliriz .
(src)="40"> E saben o que atopamos ?
(trg)="41"> Eh , tahmin edin bakalım !
(src)="41"> As persoas que non xogan moito con videoxogos , que non botan moito tempo diante da pantalla , teñen unha vista normal .
(trg)="42"> Çok aksiyon oyunu oynamayan insanlar , ekranların önünde gerçekten çok zaman geçirmeyenler , normal , ya da bizim düzeltilerek normal dediğimiz görüşe sahipler .
(trg)="43"> Bu tamam .
(src)="43"> O caso é qué pasa con eses outros que botan 5 , 10 ou 15 horas á semana cos videoxogos .
(trg)="44"> Mesele haftada 5 saat kadar kendilerini bilgisayar oyunları oynamaya kaptıran bu adamlara haftada 10 saat , haftada 15 saat ne olduğu .
(src)="44"> Debemos supoñer que teñen a vista fatal .
(trg)="45"> Bu beyana göre görüşlerinin gerçekten bozuk olması gerekir , değil mi ?
(src)="45"> Pois saiban que a súa vista é moi boa .
(trg)="46"> Tahmin edin .
(trg)="47"> Görüşleri çok , çok iyi .
(src)="46"> Mellor que a dos que non xogan .
(trg)="48"> Oyun oynamayanlardan daha iyi .
(src)="47"> E é mellor en dous aspectos .
(trg)="49"> Ve iki farklı şekilde daha iyi .
(src)="48"> O primeiro , que captan mellor os detalles nun contexto desordenado , o que significa que son quen de ler a letra pequena dunha etiqueta sen ter que usar unha lupa , poden lela a simple vista .
(trg)="50"> İlk fark gerçekten dağınıklıkta , kalabalıkta küçük ayrıntıları çözebiliyorlar ve bunun anlamı reçetedeki küçük yazıları okuyabilmek demek olmasına rağmen büyüteç kullanarak okumak yerine , gerçekten sadece kendi görme yetileriyle yapabiliyorlar .
(src)="49"> A outra cousa que fan mellor é distinguir niveis de grises .
(trg)="51"> Diğer farkları farklı tonlardaki grileri çözebiliyor olmaları .
(src)="50"> Imaxínense conducindo con néboa .
(trg)="52"> Sis 'te araba kullandığınızı hayal edin .
(src)="51"> Iso marcará a diferenza entre ver ou non o coche que vén de fronte , entre ter ou non un accidente .
(trg)="53"> Bu önünüzdeki arabayı görmek ve kazayı önlemek , ya da kaza yapmak arasındaki farktır .
(src)="52"> Así que estamos a traballar no deseño de xogos para pacientes con baixa visión , para readestrar o cerebro e mellorar a vista .
(trg)="54"> Bu yüzden o çalışmaları gerçekten geliştiriyoruz düşük görüşlü hastalar için oyunlar yapıyoruz ve etkilemek için beyinlerini koruyarak daha iyi görebilmeleri için .
(src)="53"> En resumo , que o tempo diante da pantalla con videoxogos de acción , non lle fai dano á vista .
(trg)="55"> Açıkçası , aksiyon bilgisayar oyunlarına gelince , ekran süresi görme yetinizi daha kötü yapmaz .
(src)="54"> Outra afirmación que seguro que oíron : os videoxogos provocan problemas de atención e distractibilidade .
(trg)="56"> Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz :
(trg)="57"> Bilgisayar oyunları dikkat sorunlarına ve daha fazla dikkat dağınıklığına neden olur .
(src)="55"> Pois no laboratorio podemos medir a atención .
(trg)="58"> Tamam , dikkati laboratuvarda nasıl ölçeceğimizi biliyoruz .
(src)="56"> Voulles poñer un exemplo de cómo facemos .
(trg)="59"> Hatta size bunu nasıl yaptığımızı gösteren bir örnek vereceğim .
(src)="57"> Voulles pedir que participen , teñen que xogar comigo .
(trg)="60"> Sizden katılmanızı isteyeceğim , bu yüzden siz oyunu benimle birlikte oynamak zorundasınız .
(src)="58"> Voulles amosar palabras de cores .
(trg)="61"> Size renkli kelimeler göstereceğim .
(src)="59"> Teñen que dicirme a cor da tinta .
(trg)="62"> Sizden mürekkebin rengini bağırarak söylemenizi istiyorum .
(src)="60"> Aquí está o primeiro exemplo .
(trg)="63"> Oldu mu ?
(src)="61"> [ " Cadeira " ]
(trg)="65"> ( " Sandalye " )
(src)="62"> Laranxa , correcto .
(trg)="66"> Turuncu , iyi .
(src)="63"> [ " Mesa " ]
(src)="64"> Verde .
(trg)="67"> ( " Masa " ) Yeşil .
(src)="66"> Público : vermello Daphne Bavelier : vermello [ " Cabalo " ]
(trg)="68"> ( " Tahta " ) Seyirci : Kırmızı .
(src)="67"> DB : marelo .
(trg)="69"> Daphne Bavelier :
(trg)="70"> Kırmızı .
(src)="68"> Público : marelo .
(trg)="71"> ( " At " ) DB : Sarı .
(trg)="72"> Seyirci : Sarı .
(src)="69"> [ " Marelo " ]
(src)="70"> DB : voxo .
(trg)="73"> ( " Sarı " ) DB : Kırmızı .
(src)="71"> Público : marelo .
(trg)="74"> Seyirci : Sarı .
(src)="72"> [ " Azul " ]
(src)="73"> DB : marelo .
(trg)="75"> ( " Mavi " ) DB : Sarı .
(src)="74"> ( Risas )
(src)="75"> Vale , collérono , non si ?
(trg)="76"> Tamam , amacımı anladınız , değil mi ?
(src)="76"> Van mellorando , pero é difícil .
(trg)="78"> Gittikçe daha iyi yapabiliyorsunuz , ama zor .
(src)="77"> Por que ?
(trg)="79"> Niye zor ?
(src)="78"> Porque introducín un conflito entre o significado da palabra e a súa cor .
(trg)="80"> Çünkü bir çelişki sundum kelimenin kendisi ve rengi arasında .
(src)="79"> O que determina a rapidez en resolver o conflito é o boa que sexa a atención , así que os máis novos aquí , probablemente o fixeron un pouco mellor que os que somos máis vellos .
(trg)="81"> Dikkatinizin ne kadar iyi olduğu bu çelişkiyi ne kadar hızlı çözdüğünüzü belirler , bu yüzden buradaki gençler büyük olasılıkla oyunculukların zirvesindeler , bizim gibi biraz daha yaşça büyük olanlardan daha iyiler .
(src)="80"> O que vemos con este tipo de tarefa é que as persoas que xogan moito con videoxogos de acción son máis rápidas resolvendo o conflito .
(trg)="82"> Gösterebildiğimiz şey şu ki bu tarz görevleri çok aksiyon oyunu oynayan insanlarla yaptığınız zaman onlar gerçekten çelişkileri daha hızlı çözebiliyorlar .
(src)="81"> Así que está claro que os videoxogos de acción non provocan problemas de atención .
(trg)="83"> Bu yüzden açıkça görülüyor ki o aksiyon oyunlarını oynamak dikkat sorunlarına neden olmuyor .
(src)="82"> En realidade , estes videoxogadores teñen moitas outras vantaxes en termos de atención , e un aspecto no que melloran é a capacidade para seguir obxectos coa vista .
(trg)="84"> Gerçekte , o aksiyon bilgisayar oyunu oyuncularının dikkat konusunda çok fazla başka avantajları var ve dikkatin bir özelliği , ki o da daha da gelişiyor dünyada etrafımızdaki objeleri takip edebilme yeteneğimiz .
(src)="83"> Facemos isto todo o tempo .
(trg)="85"> Bu her zaman kullandığımız birşey .
(src)="84"> Cando conducen , seguen coa vista os coches de arredor .
(trg)="86"> Araba kullanırken , takip ediyorsunuz , etrafınızdaki arabaları takip ediyorsunuz .
(src)="85"> Seguen coa vista ao peón , o can que pasa a correr , e iso chámase conducir ben .
(trg)="87"> Yayayı , koşan köpeği de takip ediyorsunuz ve bu güvenli araba sürmenin yöntemi , değil mi ?
(src)="86"> Cando a xente vén ao laboratorio , sentámolos diante dunha pantalla e poñémoslles tarefas como esta que lles propoño agora .
(trg)="88"> Laboratuvarda , insanların laboratuvara gelmelerini sağlıyoruz , bilgisayar monitörün önünde oturtuyoruz ve onlara küçük görevler veriyoruz , size de tekrar görevler yaptıracağım .
(src)="87"> Van ver caras marelas ledas e algunhas caras azuis tristes .
(trg)="89"> Mutlu sarı yüzler göreceksiniz ve birkaç mutsuz mavi surat .
(src)="88"> Son nenos no recreo , en Xenebra no inverno .
(trg)="90"> Bunlar kış ayında teneffüs sırasında Geneva 'da bir okul bahçesindeki çocuklar .
(trg)="91"> Çoğu çocuk mutlu .
(src)="89"> Os máis deles están ledos .
(src)="90"> É o recreo .
(trg)="92"> Gerçekten teneffüs zamanı .
(src)="91"> Pero algúns están tristes e azuis porque esqueceron o abrigo .
(trg)="93"> Ama birkaç çocuk mutsuz ve üşümüş çünkü paltolarını unutmuşlar .
(src)="92"> Todos empezan a moverse , e a súa tarefa é identificar aos que tiñan abrigo ao comezo e aos que non .
(trg)="94"> Herkes hareket etmeye başlıyor ve sizin göreviniz ilk başta kimlerin paltosu olduğunu takip etmek ve kimlerin paltosunun olmadığını .
(src)="93"> Voulles poñer un exemplo no que só hai un neno triste .
(trg)="95"> Bu yüzden size sadece bir tek mutsuz bir çocuğunun olduğu bir örnek göstereceğim .
(src)="94"> É doado , poden seguilo coa vista .
(trg)="96"> Kolay , çünkü onu sadece gözlerinizle takip edebilirsiniz .
(src)="95"> Ségueno e , cando para , aparece unha interrogación e pregúntolles : este neno levaba ou non o abrigo ?
(trg)="97"> Takip edebilirsiniz , takip edebilirsiniz ve sonra durduğu zaman ve soru işareti olduğu zaman size soracağım , bu çocuğun paltosunun olup olmadığını .
(src)="96"> Era marelo ou azul ao comezo ?
(trg)="98"> İlk başta sarı mıydı yoksa mavi mi ?
(src)="97"> Oio algúns marelos .
(trg)="99"> Birkaç sarı duyabiliyorum .
(src)="98"> Ben .
(trg)="100"> İyi .
(src)="99"> A maioría teñen cerebro .
(trg)="101"> Demek ki çoğunuzun beyni var . ( gülme sesi )
(src)="100"> Ímolo facer de novo , pero agora un pouco máis difícil .
(trg)="102"> Şimdi sizden bu görevi yapmanızı isteyeceğim , ama şimdi biraz daha zorlu bir görev .
(src)="101"> Vai haber tres azuis .
(trg)="103"> Onlardan üç tanesi mavi olacak .
(trg)="104"> Gözlerinizi hareket ettirmeyin .