# ceb/0BhMynRdRIk6.xml.gz
# ko/0BhMynRdRIk6.xml.gz
(src)="1"> Aferin sana , beni aşık ettin ve görmemi istedin .
(trg)="1"> Sen yaptın , bunu bana sen yaptın , kesinlikle anladım .
(src)="2"> Sakin olmaya çalıştım ama sen o kadar ateşliydin ki ben dayanamadım .
(trg)="2"> Soğuğa alışmıştım ama çok sıcaktın ve beni erittin .
(src)="3"> Tonga 'ya düştüm ve şimdi ise geri dönmeye çalışıyorum .
(trg)="3"> Unutulup gitmiştim ama şimdi geri dönmeye çalışıyorum .
(src)="4"> Yapabileceğim her şeyin en iyisini yapacağım ve beni sadece buradan göçüp gitmek durdurabilir .
(trg)="4"> önce en iyisini vereceğim ve kader hariç beni kimse durduramaz
(src)="5"> Öğrenene kadar ya da kazanana kadar devam edeceğim .
(trg)="5"> Kazanma yada ders alma sırası bende .
(src)="6"> Ama artık tereddütüm yok , yok ve bekleyemem .
(trg)="6"> Artık tereddüt etmeyeceğim , bir daha bekleyemem .
(src)="7"> Ben seninim !
(trg)="7"> Seninim .
(src)="8"> Aklını aç ve benim gibi gör , düşüncelerini saç ve lanet olsun sen özgürsün .
(trg)="8"> Ruhunu aç ve benim gibi bak .
(trg)="9"> Tasarlamaya başla , görmüyor musun özgürsün .
(src)="9"> Kalbinin derinliklerine bak , orada bulacaksın aşk , aşk , aşk ...
(trg)="10"> Kalbine bak ve aşkı bul .
(trg)="11"> Aşk, aşk, aşk ...
(src)="10"> Asrın şarkılarını söyleyen insanları dinle , dans et ve eşlik et .
(src)="11"> Biz büyük bir aileyiz ,
(src)="12"> Ve sevilmek bizim hakkımız !
(trg)="12"> Şimdilerde insanlar müzik dinliyor, dans ediyor ve şarkı söylüyor .
# ceb/BGsrPOmEBWqZ.xml.gz
# ko/BGsrPOmEBWqZ.xml.gz
(src)="1"> Kavurucu bir yaz günü , ben sadece 16 yaşındayken ...
(trg)="1"> 그 짭짜름 했던 여름 내가 16 살이던 그때
(src)="2"> ... insanların herşeyi boşverip , nehirlerde yüzerken ...
(trg)="2"> 모든 사람들이 아끼고 동네 계곡에서 수영하던 그때
(src)="3"> Hiç uzağa gitme planın olmasa da ... ... Tek düşündüğün şeyin ilk arabanı almak olduğu zamanlarda ... ...
(trg)="3"> 멀리 갈 계획이 하나도 없었지만
(trg)="4"> 네 인생 첫 차 사는것만 생각하던 그때
(src)="4"> Ben bir kaç kuruş kazanmak için soya lattesi satıyordum .
(trg)="5"> 나는 쥐꼬리만한 용돈을 만들기 위해 소이라떼를 만들고 있었어 .
(src)="5"> Ve bir gün , küçük bir şansımın olduğunu hissettiğim bir anda ... .. Yaşlı bir adam dükkana geldi ve büyük boy bir kahve istedi . .
(trg)="6"> 뭔가 좋은 일이 일어날것만 같던 어느날 ...
(trg)="7"> [ 문열리는 종소리 ]
(trg)="8"> 어느 노신사가 들어와 커피를 한잔 시켰지 .
(src)="6"> Sakince bekledi , gülümsedi ve ödedi .
(trg)="11"> 조용히 기다리시고 , 미소짓고 돈을 내시고
(src)="7"> Hatta bahşiş bile bıraktı .
(trg)="12"> 팁까지 놓고 가셨지 .
(src)="8"> Neden dikkatimi çekti bilmiyorum ... ... ama kapıya doğru yanaştı ve bir kaç şeker paketini cebine attı .
(trg)="13"> 내가 왜 그걸 눈치 챘는지는 모르겠지만 ...
(trg)="14"> 그분이 나가는 길에 설탕 몇봉지를 주머니에 넣으셨어 .
(src)="9"> Ardından biraz daha aldı .
(trg)="15"> 그리고 조금 더 가져가셨지 .
(src)="10"> Üzerinde çok fazla düşünmedim ama ertesi gün geldiğinde , . sipariş verdi , bekledi , bahşiş bıraktı ve yine aynısını yaptı .
(trg)="16"> 대수롭지 않게 생각했지만 그 다음날에도
(trg)="17"> [ 문열리는 종소리 ]
(trg)="18"> 주문하고 , 기다리고 , 팁을 놓고 , 설탕을 또 가져가셨지 .
(src)="11"> Üçüncü gün , içeri girdi . ...
(trg)="19"> 그 다음날에도 다시 오셨다 ...
(trg)="20"> [ 문열리는 종소리 ]
(trg)="21"> 나는 그분께 별뜻 없이 물었다 ...
(src)="12"> Boşuna olsa da sordum ,
(src)="13"> Kahvenize biraz şeker alır mısınız beyfendi ?
(trg)="22"> " 선생님 , 커피에 설탕좀 넣으시나봐요 ? "
(src)="14"> Sade alayım , dedi .
(trg)="23"> " 블랙으로 마셔요 " 라고 답하셨다 .
(src)="15"> Gülümsedi , bahşiş bıraktı ve göz kırptı .
(trg)="24"> 미소짓고 , 팁을 두고 , 윙크를 하셨다 .
(src)="16"> Gitmesini izledim .
(trg)="25"> 내가 그 분이 나가는 것을 지켜보고 있는데 ...
(src)="17"> Üç şeker paketini avuçladı ve pantolonuna( cebine ) koydu .
(trg)="26"> 설탕 세봉지를 집은후 ... 소매에 넣으셨다 !!!
(src)="18"> Bu adamın , şeker paketlerini neden yürüttüğünü düşünmeden edemiyordum .
(trg)="27"> 나는 왜 그 분이 설탕을 필요로 하는지 알 수가 없었다 .
(src)="19"> Belki de , sadece onları pantolonunda ya da ceketinde tutmaktan hoşlanıyordu .
(trg)="28"> 단순히 외투와 바지 주머니에 넣는걸 좋아하실까
(src)="20"> Ya da kek mi pişirmek istemişti ?
(trg)="29"> 아니면 집에서 케잌을 구우실까 ?
(src)="21"> Ya da sadece Creme Brulee yapacaktı .
(trg)="30"> 아니면 다른 디져트를 만드실까
(src)="22"> Ya da diş çürüklerini test etmek için ... ... farelerin üzerinde kullanıyordu .
(trg)="31"> 아니면 충치에 관해 실험하기 위해
(trg)="32"> 생쥐에게 사용하실까
(src)="23"> Bu adam hakkında ... ... sabrım tükenene kadar düşündüm ve düşündüm .
(trg)="33"> 그 분에 대해 견딜수 없을때 까지
(trg)="34"> 생각하고 또 했다 .
(src)="24"> Sonunda , bu şeker hırsızıyla yüz yüze gelmeye karar verdim .
(trg)="35"> 그리고 그 설탕 강도에게 직접 묻기로 결심했다 .
(trg)="36"> 그 다음날 그 분의 눈은
(src)="25"> Ertesi gün , dükkana geldiğinde ... . ... gözleri biraz kırmızıydı .
(trg)="37"> [ 문열리는 종소리 ]
(trg)="38"> 충혈 되어 있었다 .
(src)="26"> Konuşmasını beklemeden , doğruca sordum ; ... Sade kahve değil mi ?
(trg)="39"> 그 분이 입을 떼시기 전에 내가 먼저 물었다 .
(trg)="40"> " 그냥 블랙 커피 맞죠 ? 우유나 프림 타지 않고 "
(src)="27"> Sütsüz , kremasız .
(trg)="41"> 그 분은 고개를 끄덕였다 . 눈가는 촉촉히 젖어 있었다 .
(src)="28"> Başını salladı , gözleri oldukça şişmişti .
(src)="29"> O zaman , çaldığınız bütün o şekerlerle ne yaptığınızı sorabilir miyim ?
(trg)="42"> " 그럼 어째서 매일 이렇게 설탕을 훔쳐가시는지 여쭈어도 됩니까 ? "
(src)="30"> 50 yıllık karım çok hasta ve yemek yiyemiyor ... ... ama her gün benden tatlı bir şeyler istiyor .
(trg)="43"> " 지난 오십년간 함께한 ... 내 아내가 많이 아프다 ... 그리고 잘 먹지 못해 ...
(trg)="44"> 그런데 매일 ... 달콤한 것좀 가져다 달라고 하거든 ... "
(src)="31"> Gözlerim mahcup gözyaşlarıyla doldu .
(trg)="45"> 나의 눈은 짭짜름한 죄책감으로 가득 찼다 .
(trg)="46"> 부끄러움을 힘들게 삼켰다 .
(src)="32"> Utancımdan zar zor yutkundum .
(src)="33"> Titrek sesim , sadece adama adını sorabileceğim kadar çıktı .
(trg)="47"> 나의 떨리는 목소리는 겨우 그 분의 이름을 물을 정도로만 나왔다 .
(src)="34"> ' Grimes´ dedi .
(trg)="48"> 그가 대답했다 . " 그림스 "
(src)="35"> Yorgun gözlerini kırptı ve bahşiş bıraktı .
(trg)="49"> 그리고 그 지친 눈으로 윙크를 하고 팁을 주시고
(src)="36"> Cebinde bir sürü şeker paketiyle dükkandan ayrıldı .
(trg)="50"> 나가는 길에 설탕 몇 봉지를 집어 가셨다 .
(src)="37"> Ertesi gün , sade kahvesini almaya gelmediğinde ... . ... onun iyi olduğunu düşündüm , ama göz kırpmasını özlemiştim .
(trg)="51"> 이튿날 그분이 쓴 커피를 시키러 오지 않으셨을때
(trg)="52"> [ 문열리는 종소리 ]
(trg)="53"> 그분은 괜챦았지만 , 나는 그 분의 윙크를 그리워 하고 있었다 .
(src)="38"> Ertesi gün ... . ... ve sonraki gün de ... . gelmediğinde , göğsümde bir boşluk hissi oluştu .
(trg)="54"> 그 다음날 그분이 안오셨을때
(trg)="55"> [ 문열리는 종소리 ]
(trg)="56"> 그리고 그 다음날 ...
(src)="39"> Onu , Times da görmeden önce 14 gün geçmişti . .
(trg)="59"> 14일 후 신문에는
(trg)="60"> [ 종이 넘기는 소리 ]
(src)="40"> Ölüm ilanında ,
(trg)="61"> 부고
(src)="41"> Robert Grimes yazıyordu .
(trg)="62"> " 로버트 그림스" 가 적혀 있었다 .
(src)="42"> 50 yıllık marangoz ... üç çocuğun sevecen babası ... ... sevgili karısı Marie den iki hafta sonra vefat etmişti .
(trg)="63"> 50년간 목수로 일함 .
(trg)="64"> 사랑하는 세 자녀를 둠 .
(trg)="65"> 사랑하는 아내 ... 메리가 죽은후 이주후에 세상을 떠남 ...
(src)="43"> .
(trg)="66"> [ 문열리는 종소리 ]
(src)="44"> Farkındayım , böyle bir günde bu tip bir hikayeyi anlatmak biraz garip ... ... ama bulamadığım sözlerin yerini doldurur diye düşündüm ...
(trg)="67"> 이 이야기를 오늘 하는 것이 좀 이상하다는 것은 나도 알지만 ...
(trg)="68"> 그건 내가 어떠한 말도 떠오르지 않는다는 뜻인것 같아 .
# ceb/bEttLxcwbmx6.xml.gz
# ko/bEttLxcwbmx6.xml.gz
(src)="1"> Kuntahay nga nagtindog ka sa usa ka dalan sa Amerika og niduol ang usa ka Japanese og nangutana ,
(trg)="1"> 자 , 여러분이 미국 거리 어딘가에 서있다고 상상해보세요
(trg)="2"> 그리고 한 일본 남성이 당신에게 다가와 묻습니다 ,
(src)="2"> " Excuse me , unsay ngalan aning block ? "
(trg)="3"> " 실례지만 , 이 블록 이름을 아시나요 ?
(src)="3"> Og nitubag ka , " Ay , pasayloa ko .
(src)="4"> Mao kini ang Oak Street , og kana ang Elm Street .
(trg)="4"> 이 질문에 여러분은 , " 죄송합니다 . 음 , 여기는 오크 거리이고 , 저곳은 느릅나무 거리입니다 .
(src)="5"> Kani ang 26th , og kana ang 27th . "
(trg)="5"> 여기는 26번가 , 저 곳은 27번가 . " 라고 말하겠죠 .
(src)="6"> Ingon na pod siya , " Ah okay .
(src)="7"> Kanang block , unsay ngalan ana ? "
(trg)="6"> 그가 말하기를 , " 음 , 아 . 이 블록 이름이 어떻게 되죠 ? "
(src)="8"> Motubag pod ka , " Ay , walay ngalan ang mga blocks . "
(trg)="7"> 여러분은 , " 음 , 블록에는 이름이 없습니다 .
(src)="9"> Naay ngalan ang mga dalan ; kanang blocks kay mga lote ra na sila nga naa sa tunga sa mga dalan . "
(trg)="8"> 거리에는 이름이 있죠 ; 블록은 단지 거리들 사이에
(trg)="9"> 이름이 없는 공간이죠 . " 라고 말할 것입니다 .
(src)="10"> Nihawa dayon siya , morag wala nalipay og nalibug hinuon .
(trg)="10"> 그는 조금 혼란스럽고 실망한채로 길을 가겠죠 .
(src)="11"> Karon , kuntahay nga nagtindog ka sa usa ka dalan didto sa Japan , niduol ka sa usa ka tawo og nangutana ,
(trg)="11"> 자 , 이제 여러분께서 일본 거리 어딘가에 서있고 ,
(trg)="12"> 당신의 옆에 있는 사람에게 돌아서서 묻습니다 ,
(src)="12"> " Excuse me , unsay ngalan aning dalana ? "
(trg)="13"> " 실례하지만 , 이 거리 이름을 아시나요 ? "
(src)="13"> Muingon siya , " Ah , kana kay block 17 og kana kay block 16 . "
(trg)="14"> 그들이 말합니다 , " 음 , 그 블록은 17번지이고 이 블록은 16번지입니다 . "
(src)="14"> Moingon pod ka , " Okay , apan unsay ngalan anang dalana ? "
(trg)="15"> 그럼 여러분은 , " 좋아요 , 하지만 이 거리 이름이 어떻게 되지요 ? " 라고 묻죠 .
(src)="15"> Motobag pod siya , " Ah , walay ngalan ang mga dalan .
(trg)="16"> 그러면 그들이 , " 음 , 거리에는 이름이 없습니다 ,
(src)="16"> Naay ngalan ang mga blocks .
(trg)="17"> 블록에는 이름이 있죠 .
(src)="17"> Tan- awa ning Google Maps .
(trg)="18"> 여기 구글 지도를 보세요 .
(src)="18"> Kana ang block 14 , 15 , 16 , 17 , 18 , 19 .
(trg)="19"> 14 , 15 , 16 , 17 , 18 , 19 블록이 있습니다 .
(src)="19"> Kaning tanan nga blocks naay ngalan .
(trg)="20"> 여기있는 모든 블록이 이름이 있죠 .
(src)="20"> Kanang mga dalan kay mga bakanteng agi- anan sa tunga sa mga blocks .
(trg)="21"> 블록들 사이에서 거리는 이름이 없는 공간입니다 . " 라고 말합니다 .
(src)="21"> Og mangutana na pod ka , " Okay , unsaon man nimo pagkahibalo sa address sa balay ? "
(trg)="22"> 그러면 여러분은 , " 좋아요 , 그럼 어떻게 집 주소를 알 수 있죠 ? " 라고 묻습니다 .
(src)="22"> Moingon siya , " Ah , dali ra , kani ang District Eight .
(trg)="23"> 그가 말하기를 , " 음 , 쉽죠 , 여기는 8구역입니다 .
(src)="23"> Kana ang block 17 , pinakaunang balay . "
(trg)="24"> 17번 블록 , 1호집이 있습니다 . "
(src)="24"> Moingon ka , " Okay .
(trg)="25"> 여러분이 , " 아 . 하지만 주변을 돌아다닐 때 ,
(src)="25"> Nituyok- tuyok ko sa palibot diri , morag dili man sunod- sunod ang mga numbers sa balay . "
(trg)="26"> 저는 집 번호들이 순서대로 붙어 있지 않은 것을 알아냈습니다 . " 라고 묻는다면 ,
(src)="26"> Ingon pod siya , " Sunod- sunod oy .
(src)="27"> Ginaapod- apod ang number sa kung kinsay naunang magtukod .
(trg)="27"> 그가 말합니다 . " 당연하죠 . 집 번호는 만들어진 순서로 붙여집니다 .
(src)="28"> Ang pinakaunang balay nga gitukod sa block kay ang number one .
(trg)="28"> 이 블락에 있는 가장 먼저 만들어진 집은 1호집 이죠 .
(src)="29"> Ang ikaduha nga balay nga gitukod kay ang number two .
(trg)="29"> 이후 만들어진 집은 2호집 이고요 .