Vēlos teikt dažus vārdus par kāzām.
Düğünler hakkında birkaç kelam etmek istiyorum.
Tikko vienās biju.
Bir tanesi başımdan geçiyor.
Ne jau savās, bet meitas.
Benim düğünüm değil, kızımınki.
lespējams, reiz tālā nākotnē es tās atcerēšos ar maigām rūpēm sirdī, bet ne tagad.
İleride bir gün bunu müşfikane bir hoşgörü ile anabilirim ama şimdi değil.
Man vienmēr šķita, ka laulība ir lieta vienkārša.
Evliliğin basit bir mesele olduğunu düşünürdüm hep.
Puisis un meitene satiekas, iemīlas, apprecas, viņiem ir bērni un galu galā bērni izaug, satiek citus bērnus iemīlas un apprecas, un tā tālāk un tā joprojām.
Oğlan ve kız tanışır, âşık olurlar, evlenirler, bebekleri olur nihayetinde bebekler büyür, başka bebeklerle tanışırlar âşık olurlar ve evlenirler ve bu böyle devam eder durur.
Ja lūkojas šādi, tad viss šķiet ne tikai vienkārši, bet pat vienmuļi.
Bu şekilde bakıldığında bu yalnızca basit değil hatta düpedüz görünüyor.
Taču es kļūdījos.
Ne var ki yanılıyordum.
Nepadomāju par kāzām.
Düğünü hiç hesaba katmamışım.
Jūs, tēvi, to sapratīsiet.
Babalarınız anlayacaktır.
Jums ir maza meitiņa.
Küçük bir kızınız var. Size hayranlık besliyor.
Viņa jūs apbrīno. Jūs esat viņas autoritāte.
Onun ilham kaynağısınız.
Viņas varonis.
Kahramanı.
Tad pienāk diena, kad viņa pirmo reizi ieliek ilgviļņus... ..un dodas uz pirmo balli.
Sonra ilk permasını yaptıracağı ve ilk gerçek partisine gideceği gün gelir.
Un no tās dienas jūs nemitīgi esat panikas pārņemts.
Ve o günden itibaren etekleriniz tutuşmaya başlar.
v . baidāties, ka viņa kādu apprecēs.
Oğlanlar etrafına üşüşürse onlardan biri ile evlenecek diye korkarsınız.
Savukārt, ja puiši nedrūzmējas, jūs nomāc citas bailes... ..un jūs prātojat, kas viņai vainas.
Etrafına üşümezlerse bu sefer de başka bir korkuya kapılır ve kızınızın neyi var diye kendinizi yersiniz.
Tāpēc jūs par to neraizējaties.
Yani bu hususta endişelenmeyin.
Jūs sev sakāt:
Vakti zamanında yeterince endişelendim ben.
"Man ir gana daudz laika, lai par to raizētos. Raizēšos vēlāk."
Sonra buna kafa yormayı bıraktım.
Un tad pēkšņi tas notiek.
Ve sonra en ummadığınız bir anda ortaya çıkıverir.
Pirms trim mēnešiem, tieši pirms trim mēnešiem... ..manu mieru satricināja vētra.
Yalnızca üç ay önceydi, tam olarak üç ay önceydi fırtınanın burada patlak vermesi.
Tā bija parasta diena, gluži kā jebkura cita.
Sıradan bir gündü tıpkı diğer günler gibi.
Kā parasti ar vilcienu braucu mājās.
Banliyö trenini yakalamıştım, her zamanki gibi.
Kā parasti bija vēls.
Saat geçti, her zamanki gibi.
Mums pieder maza mājiņa priekšpilsētā.
Banliyöde kendimize ait bir evimiz var. En azından yakında bizim diyebileceğimiz.
Nu, gandrīz pieder. To uzcēlu, kad kļuvu par pilntiesīgu partneri savā advokātu firmā.
Hukuk firmam beni tam ortak yaptığında inşa edilmişti.
Kā parasti mājās mani sagaidīja Flija.
Her zamanki gibi beni ilk karşılayan Ellie'ydi.
Viņa apjautājās par to, kā man gāja, un es apjautājos, kā gāja viņai.
O bana günümün nasıl geçtiğini sordu ben de ona gününün nasıl geçtiğini sordum.
Un tur bija arī mūsu Delaila, viņa allaž bija tāda pati kā parasti.
Ve bizim Delilah o hep aynıydı.
Kārtēja krīze virtuvē, bet tā jau daļa no rutīnas.
Bir başka mutfak krizi fakat bu alışıldık bir şey.
- Sveiks, tēti.
- Selam, baba. - Merhaba, evlât.
- Sveiks, dēls. - Vai varu dabūt mašīnas atslēgas? - Jā.
- Arabanın anahtarlarını alabilir miyim?
Bet esi uzmanīgs.
- Olur.
Labi.
Dikkatli ol. - Peki.
Ar labvakar.
İyi geceler.
Bens kā vienmēr gribēja mašīnu.
Her zamanki gibi, Ben arabayı istedi.
Bens ir jauks koledžas students, viņš apgūst inženierzinātnes.
Ben, iyi huylu, hâlihazırda üniversitede mühendislik okuyan bir çocuk.
Sveiks.
- Merhaba. Ve Tommy.
Un Tomijs. Ar viņu nav nekādu klapatu, tikai mūždien izsalcis.
Karnını tok tutmaya çalışmaktan başka ona dair bir endişem yok.
Tovakar bija sasveicināšanās un atvadīšanas, bet esmu jau pieradis.
Merhaba ve hoşça kaldan müteşekkildi o gece ama buna alışkınım.
Prātoju, vai arī meita jau devusies prom, tad izdzirdēju viņas balsi.
Kızım da acaba evden gitti mi diye düşündüğüm sırada onun sesini duymuştum.
Tēti!
Baba! - Selam, baba.
- Sveiks, tēti. - Keja bija mūsu vienīgā meita.
- Kay bizim tek kızımızdı.
Zinu, ka tēvam viens bērns nevar būt mīļāks par citiem, bet Keja...
Babaların gözdelerinin olmaması gerektiğini biliyorum ama mesele Kay olunca...
- Tu labi smaržo.
- Güzel kokuyorsun.
- Kastas ir?
- Nedir bu? - Atomizer.
- Smaržas. Kur tu tās dabūji?
- Nerden aldın bunu?
No kā?
Kimden aldın?
Ak, no kāda.
- Birinden işte.