V předchozích dílech...
The Blacklist'te daha önce...
- Chceš zavolat tatínkovi?
- Babanı aramak istiyor musun?
- Ano, chci mu říct, že jsem v pořádku.
- Evet, iyi olduğumu söyleyeyim.
Lizzy... Dávej si pozor na svého manžela.
Lizzy, kocana dikkat et.
Mohu tě k pravdě jen navést. Nemůžu tě přinutit, abys tomu věřila.
Seni sadece doğruya götürebilirim, ona inanmanı sağlayamam.
Elizabeth Keenová není tvoje žena, je to tvůj cíl.
Elizabeth Keen senin eşin değil, hedefin.
Vyhrožoval jste, že mi řeknete pravdu o manželovi od chvíle, co jsme se potkali
Tanıştığımız günden beri beni kocam Tom hakkında uyarmaya çalışıyordun.
- Jsem připravená poslouchat.
Şimdi dinlemeye hazırım.
- Jediné na čem právě teď záleží, je bezprostřední hrozba... tvůj manžel. Zjisti, kdo je a pro koho pracuje.
Şu anda, önemli olan tek şey büyük tehlike oluşturan kocanın kim olduğunu ve kim için çalıştığını bulmak.
To zbylé přijde samo.
Gerisi gelecektir.
PRACOVNÍ TÁBOR ČCHANG-ČOU PROVINCIE ŤIANG-SU, ČÍNA
CHANGZOU ÇALIŞMA KAMPI JIANGSU, ÇİN
OČKOVACÍ PROGRAM SVĚTOVÉ ZDRAVOTNICKÉ ORGANIZACE
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AŞILAMA PROGRAMI
- Co se děje?
Yaklaşmayın ona!
Jděte od ní.
- Ne oldu?
- Co se stalo?
- Yaklaşmayın ona!
- Jděte od ní!
- Ambulansı arayın.
- Zavolejte sanitku.
- Buradan ayrılamaz.
- Nemůže odjet.
- Kalp atışı durdu.
Nemůže odejít.
- Buradan ayrılamaz.
Zastavilo se jí srdce.
- Ne oldu?
- Co se děje? - Musíme do nemocnice.
- Hastaneye gidiyoruz.
- Řekl jsem, že ne.
Gidemez dedim! Duymuyor musun?
- Slyšíte mě?
- Kalbi durdu.
- Zastavilo se jí srdce.
- Hayır dedim!
- Řekl jsem ne. Musíme do nemocnice.
Hastaneye gitmeliyiz.
Musíme hned do nemocnice.
Bir an önce gitmeliyiz.
Rychle, rychle!
Acele edin! Hadi acele edin!
Zdroj na palubě.
Yola çıktık.
12 ccm adrenalinu.
12 cc adrenalin.
Jeďte, jeďte.
Yürü yürü!
Rychle.
Acele et! Acele et!
Rychle. 45 vteřin.
45 saniye.
Prosím, odjeďte.
Lütfen geçeyim.
- Co se děje?
- Sorun ne? - Dur.
- Zastavte.
Yakınlaştır, tekrar oynat.
Hele, co je tohle?
Bak, şu ne?
Zastavte tu sanitku!
Durdur şu ambulansı!
- Co hledáte?
- Ne arıyorsunuz ki?
Vystupte!
Çık dışarı! Dışarı çık!
Rychle. Otevřete ty dveře.
Çabuk ol, aç şu kapıyı!
Potřebujeme víc adrenalinu.
Daha fazla adrenaline ihtiyacımız var.
Zakryjte jí ústa.
Ağzını kapatın.
Je to v pořádku.
Tamam, tamam. Geçti.
Už je to v pořádku. V pořádku!
Tamam, iyisin.
Jsi v pořádku.
Dinlen hadi.
Odpočívej. Ráno budeš v Americe.
Sabah Amerika'da olacaksın.
Bereme tě do Washingtonu.
Seni Washington'a götürüyoruz.
Víte, kam převezli tu vězeňkyni?
Tutsakların nereye nakledildiğini biliyor musun?
Do Washingtonu.
Washington demek.
Ano. Postaráme se o to.
Tamam biz hallederiz.