Kyk!
İşte!


Die poorte van duisternis is oop, en die verskrikking jaag oor die aarde...
Karanlığın kapıları açıldı ve ölümün gölgeleri, yeryüzünde av peşine düştü.

Stop!
"Yaklaşma!

waarom treiter jy die mensheid met oorlog, pes, hongersnood?
Dur! Neden insanlığa savaş, kıtlık, veba ile acı çektiriyorsun!"

Die aarde is myne!
"Dünya benimdir!"

Nooit sal die aarde joune wees:
"Dünya asla senin olmayacak:

Die mens streef na die waarheid!
İnsan iyidir: Ruhu gerçekliği arar!"

Kyk na daar onder!
"Aşağıya bak!"

Alles in die hemel en op aarde is wonderlik!
"Dünyadaki ve cennetteki herşey harikuladedir.

maar die grootste wonder is die mens se vryheid om te kies tussen goed en kwaad!
Ama en büyük mucize insanın iyiyi ve kötüyü seçmekte özgür olmasıdır."

Sien jy vir Faust?
Faust'u gördün mü?

'n Skelm soos almal!
"Tıpkı ötekiler gibi bir sahtekar.

Hy praat van die goeie, maar doen die bose!
İyiliği öğretir, kötülük yapar!

Hy wil goud maak en 'n wysheidsteen!
Öksüzlerin taşlarından altın yapmak ister!

Kyk na sy gierigheid!
Görün onu!

Ek wed jou:
"İddiaya var mısın:

Ek sal Faust se siel van God afrokkel!
Faust'un ruhunu tanrıdan çekip alacağım."

As jy die heilige in Faust kan verwoes, is die aarde joune!
"Eğer Faust'un içindeki ilahiliği yok edebilirsen dünya senindir."

Geen mens kan die Bose weerstaan!
"Hiçbir insanoğlu kötülüğe karşı koyamaz!

Die weddenskap is aan!
Bahis başladı!"

Die pes!
"Veba!

Die pes!
Veba!"

Die verwoestende pes woed voort:
Yok edici salgın kırıp geçirdi:

in 'n paar dae is helfte van die stad sterwend.
Birkaç gün içinde şehrin yarısı öldü.

Dag en nag worstel Faust met God in gebed om 'n geneesmiddel te vind.
Vebaya şifa bulmak için Faust günler ve geceler boyu tanrıya dua etti.

en daar was 'n groot gejammer in Egipte, want daar was geen huis sonder 'n dooie nie.
Ve Mısır'da büyük bir yakarış oldu, Ölüsüz bir ev kalmadı diye. "Yüce tanrım, kurtuluşu niyaz eyle!

Sëen die reddingswerk, o God! net U kan in hierdie nood uithelp!
Izdırabımızı yalnız sen dindirebilirsin!"

Help... help!
"Yardım et...yardım et!

My moeder sterf!
Annem ölüyor!"

Doodsangs en waansin vervul die stad.
Ölüm dehşeti ve ölüm korkusu tüm şehre yayıldı.

Doen boete, vas, bid!
"Pişman olun, oruç tutun ve dua edin!

Net geloof sal God beweeg!
Sadece inanç ölümü yenebilir."

Respekteer die dooies!
"Ölümden korkun!"

Ons weet nie wat voorlê nie, laat ons leef en geniet!
"Ölümün bizi ne zaman bulacağını bilmiyoruz! O zamana kadar zevkle yaşamak istiyoruz!"

Die gelowiges sal lewe!
"İnancı olan yaşayacak!

Maar die goddelose sal verpletter word!
Ama ölüm inanmayanları yok edecek!"

Ontferm jou, Faust!
"Merhamet, Faust!

Net jy kan ons nog red!
Sadece sen bizi kurtarabilirsin!"

Gaan weg!
"Gidin buradan!

Ons is verlore!
Biz kaybettik!

Geloof is nutteloos. Kennis is nutteloos.
Hiçbir inanç, hiçbir bilgi bize yardım edemez!

Alles is leuens..
Herşey yalan..."

Maar U, o God, is barmhartig en goed!
Sen ama Tanrım merhametli ve iyisin

Die drievoudige sleutel tot die mag van die hel se bose geeste.
Cehennem zebanilerini alt etmek için üç kat güçlü anahtar

En as jy die mag van die prins van die Duisternis wil monster om jou te help.. en jou alle mag en glorie te gee, gaan na 'n kruispad, en roep hom drie maal:
Ve sen, sana yardım eden ve sana dünyanın tüm haşmetini ve gücünü veren karanlığın efendisine ulaşmak mı istersin... öyleyse bir yol ayrımına git ve onu üç defa çağır

Ek roep om hulp, Gees van Duisternis, verskyn!
"Karanlığın ruhu, yardım etmen için sana yalvarıyorum: Göster kendini!"

Verskyn, Bose Gees!
"Göster kendini, kötülüğün iblisi!"

Soos jy jouself noem met 'n bose naam:
"Kendini hangi cehennemlik adla tanıtıyorsan:

MEPHISTO, verskyn!
MEFİSTO ortaya çık!"

Jy het my geroep!
"Sen beni çağırdın!"