# af/101999005.xml.gz
# tr/101999005.xml.gz


(src)="1"> Die Middellandse See — ’ n ingeslote see met oop wonde
(trg)="1"> Akdeniz — Açık Yaraları Olan Kapalı Bir Deniz

(src)="2"> DEUR ONTWAAK ! - MEDEWERKER IN GRIEKELAND
(src)="3"> Meer as duisend dolfynkarkasse spoel uit op die strande van Griekeland tot by Marokko , giftige rooigetye in die Egeïese See , miljoene tonne slymerige skuim in die Adriatiese See , skilpaaie en robbe op die randjie van uitsterwing , stroke water met hoegenaamd geen lewe nie .
(trg)="2"> Yunanistan’dan Fas’a kadar uzanan kıyılarda yığılmış bini aşkın yunus balığı cesedi , Ege Denizi’ndeki kızıl gelgit , Adriyatik Denizi’ndeki milyonlarca tonluk sümüksü köpükler , soyu tükenmek üzere olan kaplumbağalar ve foklar , her tür yaşamdan yoksun sular .

(src)="4"> Wat is besig om in die Middellandse See te gebeur ?
(trg)="3"> Akdeniz’e neler oluyor ?

(src)="5"> Is dit gedoem tot ’ n toekoms van besoedeling en verwoesting ?
(trg)="4"> Kirlenme ve tahriple belirlenen bir geleceğe mahkûm durumda mı ?

(src)="6"> “ DIE wêrelddeel wat die langste deur die mens bewoon word . ”
(trg)="5"> “ DÜNYANIN en eski yerleşim bölgesi . ”

(src)="7"> Dit is hoe die dierkundige David Attenborough die Middellandse See en sy strande beskryf .
(trg)="6"> Zoolog David Attenborough Akdeniz ve kıyılarını böyle tarif ediyor .

(src)="8"> Omdat hierdie see toegang tot drie vastelande bied , het dit ’ n sleutelrol in die opkoms en ondergang van Egipte , Griekeland en Rome gespeel .
(trg)="7"> Üç kıtaya erişim olanağı sağladığından bu deniz Mısır , Yunan ve Roma uygarlıklarının yükseliş ve çöküşünde kilit rol oynadı .

(src)="9"> Dit is die oorsprong van baie van vandag se kulture en beskawings .
(trg)="8"> Günümüz uygarlık ve kültürü büyük ölçüde burada filizlenip gelişti .

(src)="10"> Maar die oorontwikkeling , oplewing in toerisme , oorbevissing en besoedeling van onlangse dekades het die Middellandse See in ’ n krisis gedompel .
(trg)="9"> Ancak aşırı yapılaşma , turizm patlaması , aşırı avlanma ve kirlenmeyle geçen son yıllar Akdeniz’i bir krizin içine soktu .

(src)="11"> Besorgde wetenskaplikes en geteisterde lande spook om met oplossings vorendag te kom — tot dusver met net ’ n mate van sukses .
(src)="12"> Die Middellandse See is die wêreld se grootste binnesee .
(trg)="10"> Konuyla ilgili bilim adamları ve bundan etkilenen ülkeler çözümler üretmek üzere telaşla harekete geçtiler , fakat bugüne dek yalnızca kısmi bir başarı elde edebildiler .

(src)="13"> Sy 46 000 kilometer lange kus , ’ n natuurlike grens wat deur 20 lande gedeel word , word deur meer as 160 miljoen mense bewoon , ’ n syfer wat na raming teen 2025 sal verdubbel .
(trg)="11"> Akdeniz dünyanın en büyük iç denizidir . 20 ülke arasında paylaşılan doğal bir sınır olan 46.000 kilometrelik kıyısında 160 milyondan fazla insan yaşar ; bu rakamın 2025 yılında ikiye katlanacağı tahmin ediliyor .

(src)="14"> Die Middellandse See met sy warmer water en hoër soutgehalte as die Atlantiese Oseaan , wat die hoofbron van sy water is , het feitlik geen getye nie .
(trg)="12"> Başlıca su kaynağı olan Atlantik’ten daha sıcak ve tuzlu sularıyla , Akdeniz’de gelgit olayı neredeyse yoktur .

(src)="15"> Aangesien sy water slegs ongeveer elke 80 of 90 jaar vervang word , kan dit ook maklik besoedel raak .
(trg)="13"> Suları yalnızca yaklaşık 80 - 90 yılda bir yenilendiğinden , kirlenmeden de kolay etkilenir .

(src)="16"> “ Wat ook al in die Middellandse See gestort word , bly lank daar ” , sê die National Geographic .
(trg)="14"> National Geographic’e göre , “ Akdeniz’e dökülen herhangi bir şey orada uzun zaman kalır ” .

(src)="17"> Toeriste - toestroming
(trg)="15"> Turist Akını

(src)="18"> Sonnige strande , pragtige natuurskoon , tradisionele Mediterreense gasvryheid en ’ n ryk geskiedenis maak die hele gebied ’ n uiters gewilde vakansieplek .
(trg)="16"> Güneşin yıkadığı kumsalları , güzel manzaraları , geleneksel Akdeniz konukseverliği ve zengin tarihi tüm bölgeyi son derece popüler bir tatil beldesi durumuna getiriyor .

(src)="19"> Die gebied word elke jaar deur ’ n 100 miljoen plaaslike bewoners en buitelandse toeriste besoek , en hierdie syfer sal na verwagting binne 25 jaar verdriedubbel .
(trg)="17"> Akdeniz kıyıları her yıl 100 milyon yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor ve bu sayının 25 yıl içinde üçe katlanması bekleniyor .

(src)="20"> Is hierdie toevloei van mense gedeeltelik vir die agteruitgang van hulle somerbestemming verantwoordelik ?
(trg)="18"> Bu bölgenin bozulmasında , oraya her yaz akın eden insanların da katkısı var mı ?

(src)="21"> Kom ons ondersoek die feite .
(trg)="19"> Gelin , bu konudaki gerçekleri inceleyelim .

(src)="22"> Hierdie menigtes bring vullis saam met hulle wat die Mediterreense lande nie in staat is om te verwerk nie .
(trg)="20"> Bu insan seliyle birlikte Akdeniz ülkelerinin başa çıkamadığı çöpler de ortaya çıkıyor .

(src)="23"> Ongeveer 80 persent van die rioolvuil — meer as 500 miljoen ton per jaar — beland uiteindelik in die see , heeltemal onbehandeld !
(trg)="21"> Oluşan lağım pisliğinin yaklaşık yüzde 80 ’ i , yani yılda 500 milyon tondan fazla bir miktarı hemen hemen hiç işlem görmeden denize gidiyor !

(src)="24"> Die meeste van hierdie toeriste kom in die droë seisoen en dra by tot die besmetting van die gebied se reeds beperkte waterbronne .
(trg)="22"> Turistlerin çoğu yağışsız mevsimde geliyor ve bölgenin zaten sınırlı olan su kaynaklarının kirlenmesine katkıda bulunuyor .

(src)="25"> Besmette water hou weer ’ n gesondheidsgevaar in .
(trg)="23"> Sonuç olarak da , kirlenen su sağlık için tehlike yaratıyor .

(src)="26"> As ’ n mens in sekere dele van die Middellandse See swem , kan dit tot oor - , neus - en keelinfeksies lei , om nie eens te praat van siektes soos hepatitis en disenterie en af en toe gevalle van cholera nie .
(trg)="24"> Akdeniz’in bazı kesimlerinde yüzmek , kulak , burun , boğaz enfeksiyonlarıyla , ayrıca hepatit , dizanteri ve bazen de kolera vakalarıyla sonuçlanabiliyor .

(src)="27"> Die ekonomie van talle Mediterreense lande is egter van toerisme afhanklik .
(trg)="25"> Ancak , birçok Akdeniz ülkesinin ekonomisi turizme dayalı .

(src)="28"> Michel Batisse , ’ n voormalige adjunk - direkteur - generaal van die Verenigde Nasies se Organisasie vir Onderwys , Wetenskap en Kultuur sê van hierdie lande : “ Hulle vernaamste bron van inkomste is toerisme , maar dan moet die kuslyn nie vernietig word deur onbeheerde konstruksie wat voortgedryf word deur die begeerte om vinnig wins te maak nie ” .
(trg)="26"> Birleşmiş Milletler Eğitim , Bilim ve Kültür Örgütü’nün eski genel müdür yardımcısı Michel Batisse bu ülkelerden söz ederek şöyle diyor : “ Tek kaynakları turizm , ancak bu da kıyı şeridinin çabuk kâr elde etme isteğiyle gerçekleştirilen denetimsiz yapılaşmayla mahvolmamasına bağlı . ”

(src)="29"> Swaar tenkskipverkeer
(trg)="27"> Yoğun Tanker Trafiği

(src)="30"> Die Middellandse See is ’ n hoofvervoerroete tussen die Midde - Ooste en Europa , wat swaar olietenkskipverkeer tot gevolg het .
(trg)="28"> Akdeniz , Ortadoğu ile Avrupa arasındaki başlıca ulaşım yollarından biri olduğundan , yoğun bir petrol tankeri trafiğine sahip .

(src)="31"> Meer as 20 persent van die wêreld se olie word langs hierdie roete vervoer .
(trg)="29"> Dünya petrolünün yüzde 20 ’ den fazlası buradan geçiyor .

(src)="32"> Die hoeveelheid afvalolie wat elke jaar in die Middellandse See gestort word , is na raming 17 keer meer as wat die Exxon Valdez in 1989 in Alaska gestort het .
(trg)="30"> Her yıl Akdeniz’e dökülen petrol atığının 1989 ’ da Alaska’da Exxon Valdez’den sızan miktarın 17 katı olduğu tahmin ediliyor .

(src)="33"> Tussen 1980 en 1995 was daar 14 oliestortings in die Middellandse See , en elke jaar word tot ’ n miljoen ton ruolie uit skepe gepomp omdat hawens dikwels nie die fasiliteite het om afvalolie te berg of tenkskepe skoon te maak nie .
(trg)="31"> Akdeniz’de 1980 ile 1995 yılları arasında 14 tanker sızıntısı oldu ve her yıl , gemilerden bir milyon tona yakın ham petrol dökülüyor , çok kere bunun nedeni limanlarda petrol atığını toplamak ya da tankları temizlemek için gereken tesislerin olmayışıdır .

(src)="34"> Wat sake verder vererger , is dat die water wat van die Middellandse See deur die Straat van Gibraltar in die Atlantiese Oseaan uitvloei diep is .
(trg)="32"> Durumu daha da kötüleştiren , Akdeniz’den Cebelitarık Boğazı yoluyla Atlantik’e akan derin su akıntısıdır .

(src)="35"> Aangesien olie dryf , verloor die see die dieper , skoner water , maar is geneig om die olie wat aan die oppervlak versamel het te behou .
(trg)="33"> Yağ suda yüzer ; bu yüzden deniz , derinindeki daha temiz suyu kaybedip yağ birikintisini yüzeyinde tutmaya devam eder .

(src)="36"> “ Die voedselketting van die Middellandse See word nou deur oliebesoedeling gekenmerk ” , sê Colette Serruya , voormalige direktrise van Israel se Instituut vir Oseanografie .
(trg)="34"> İsrail Okyanusbilim Enstitüsünün eski müdürü Colette Serruya’ya göre “ Mazot kirliliği şimdi Akdeniz’deki beslenme zincirine damgasını vurdu . ”

(src)="37"> “ Dit word deel van die weefsel van ons vis en weekdiere . ”
(trg)="35"> “ Balıklarımızın ve yumuşakçaların dokusunun bir kısmı haline geldi . ”

(src)="38"> In 1990 het die Verenigde Nasies se Omgewingsprogram ( UNEP ) berig dat 93 persent van die skulpvis wat uit die Middellandse See gehaal is meer fekale bakterieë bevat as die maksimum wat deur die Wêreldgesondheidsorganisasie toegelaat word .
(trg)="36"> Birleşmiş Milletler Çevre Programı ( UNEP ) 1990 ’ da Akdeniz’den alınan kabuklu hayvanların yüzde 93 ’ ünün Dünya Sağlık Örgütü’nce izin verilen maksimum değerden daha fazla dışkı bakterisi içerdiğini bildirdi .

(src)="39"> Verswakte ekosisteme
(trg)="37"> Zayıflayan Ekosistemler

(src)="40"> Buiten hierdie vernietigende besoedeling word groot skade aan die Mediterreense kus aangerig , waarvan groot dele nog tot in die 15de eeu G.J . dig bebos was .
(trg)="38"> Bu yıkıcı kirlenmeye ek olarak Akdeniz kıyılarında büyük tahribat da yapılmakta ; kıyının büyük kısmı MS 15 . yüzyıla kadar sık ormanlarla kaplıydı .

(src)="41"> Ontbossing , wat plaasvind om meer landbougrond te skep , stede uit te brei of skeepsboumateriaal vir Venesiaanse galeie te voorsien , het onherstelbare erosie tot gevolg gehad .
(trg)="39"> Tarım alanları açmak , kentleri genişletmek , gulet yapımında gemilere malzeme sağlamak amacıyla ağaç kesmek onarımı mümkün olmayan bir erozyonla sonuçlandı .

(src)="42"> Buiten die stowwe wat deur middel van die reën in die see beland , word besoedelstowwe soos reinigingsmiddels , plaagdoders en swaar metale deur riviere na die see afgevoer .
(trg)="40"> Yağmurla taşınan katı maddelere ek olarak , nehirler deterjan , haşere öldürücü ve ağır metaller gibi kirletici maddeleri de denizlere taşıyor .

(src)="43"> Al hoe meer landbou - en industriële afval word in die Rhône in Frankryk , die Nyl in Egipte , die Po in Italië , die Ebro in Spanje en ander riviere gestort .
(trg)="41"> Fransa’da Rhône , Mısır’da Nil , İtalya’da Po , İspanya’da Ebro ve diğer nehirlerin taşıdığı tarımsal ve endüstriyel atık miktarı arttı .

(src)="44"> Een direkte gevolg van hierdie besoedeling is die rooigetye wat verskeie gebiede van die Adriatiese en Egeïese See teister en die strande met ’ n stink , taai slyk bedek .
(trg)="42"> Bu kirlenmenin doğrudan sonuçlarından biri , Adriyatik ve Ege Denizlerinin çeşitli bölgelerini etkileyen ve kıyıları pis kokulu , yapışkan bir çamurla kaplayan kırmızı sudur .

(src)="45"> Hierdie verskynsel word veroorsaak deur eutrofikasie , ’ n proses wat voorkom wanneer ontbindende afvalstowwe die water van sy opgeloste suurstof beroof sodat baie van die plaaslike flora en fauna doodgaan .
(trg)="43"> Bu olgu ötrofikasyon denen bir sürecin sonucu olur ; bu süreçte ayrışan atık maddeler suda çözünmüş oksijeni yok ederler ; böylece yerel floranın ve faunanın boğulmasına neden olurlar .

(src)="46"> Ander gebiede wat deur hierdie verskynsel bedreig word , is onder meer die Leeugolf ( Frankryk ) , die Golf van Tunis ( Tunisië ) , die Golf van Ismir ( Turkye ) en die Venesiese Strandmeer ( Italië ) .
(trg)="44"> Lion Körfezi ( Fransa ) , Tunis Gölü ( Tunus ) , İzmir Körfezi ( Türkiye ) ve Venedik Lagünü ( İtalya ) bu olgunun tehdit ettiği diğer alanlardır .

(src)="47"> Die kus se ekosisteem is in so ’ n mate verswak dat uitheemse spesies die inheemse spesies van die Middellandse See kan verdring . ’ n Tipiese voorbeeld is ’ n “ dodelike ” wier , Caulerpa taxifolia , wat ander mariene spesies uitroei .
(trg)="45"> Kıyı ekosistemi öyle zayıfladı ki , Akdeniz’e yabancı türler yerli türlerin yerini alabildi .
(trg)="46"> Tipik bir örnek , denizde yaşayan diğer türleri yok eden “ katil ” alg türü Caulerpa taxifolia’dır .

(src)="48"> Dit het per toeval langs die kus van Monaco beland en is nou besig om op die seebodem te versprei .
(trg)="47"> Kazara Monaco kıyılarına gelen bu tür şimdi deniz yatağında yayılmaktadır .

(src)="49"> Dit is giftig , het geen vyande waarvan ons weet nie en het reeds wyd versprei .
(trg)="48"> Bu zehirli algi yiyen bir canlı bilinmemektedir ve şimdiden deniz yatağında geniş ölçüde yayılmıştır .

(src)="50"> “ Wat ons sien , is dalk die begin van ’ n ekologiese ramp ” , sê Alexandre Meinesz , professor in mariene biologie aan die Universiteit van Nice , Frankryk .
(trg)="49"> Fransa’nın Nice Üniversitesi’nde deniz biyolojisi profesörü Alexandre Meinesz’e göre , “ ekolojik bir felaketin başlangıcını görüyor olabiliriz . ”

(src)="51"> Daar is nog meer slegte nuus .
(trg)="50"> Daha kötü haberler de var .

(src)="52"> Volgens die mariene bioloog Charles - François Boudouresque het meer as 300 vreemde seeorganismes in die Middellandse See begin groei .
(trg)="51"> Deniz biyoloğu Charles - François Boudouresque Akdeniz’e 300 ’ den fazla yabancı organizma geldiğini söyledi .

(src)="53"> Die meeste het deur die Suez - kanaal van die Rooi See af gekom .
(trg)="52"> Çoğu Süveyş Kanalı yoluyla Kızıldeniz’den geldi .

(src)="54"> Sommige navorsers glo dat hierdie biologiese besoedeling onomkeerbaar is en dat dit een van die grootste ekologiese probleme van die volgende eeu kan word .
(trg)="53"> Bazı araştırmacılar bu biyolojik kirlenmenin geriye dönüşünün olmadığına ve yüzyılımızın başlıca ekolojik sorunlarından biri olabileceğine inanıyorlar .

(src)="55"> Dood in die water
(trg)="54"> Sudaki Ölüm

(src)="56"> Die Mediterreense flora word deur baie dinge bedreig , waarvan een die vernietiging van die Posidonia - seegraslande is wat as die longe , spens en kweekplek van die see dien en ’ n skuilplek bied waar honderde mariene spesies voortplant .
(trg)="55"> Akdeniz florası birçok tehlikeyle yüz yüzedir , bunlardan biri Posidonia deniz otunun oluşturduğu çayırlıkların yok oluşudur ; oysa bu alanlar denizin akciğerleri , kileri , yavru hayvanlar için bakımevi ve yüzlerce deniz canlısı türünün ürediği bir sığınak olarak hizmet etmektedir .

(src)="57"> Piere en vasmeerplekke wat in hierdie seegraslande indring , kan hulle vernietig , so ook kan plesierbote wat die plante met hulle ankers uitruk .
(trg)="56"> Hem sınırlarına tecavüz eden mendirekler ve marinalar hem de çapalarıyla bitkileri parçalayan yatlar bu çayırları yok edebiliyor .

(src)="58"> Die see se fauna word net soveel bedreig .
(trg)="57"> Denizin faunası da aynı ölçüde tehdit altındadır .

(src)="59"> Die Mediterreense monnikrob , een van die wêreld se 12 mees bedreigde spesies , is op die randjie van uitwissing .
(trg)="58"> Dünyanın en fazla tehdit altındaki 12 türünden biri olan Akdeniz foku yok olmaya doğru sürükleniyor .

(src)="60"> Daar was in 1980 byna 1 000 monnikrobbe in die Middellandse See , maar jagters en vissers het hulle getalle so laat daal dat daar vandag maar net tussen 70 en 80 oor is .
(trg)="59"> Akdeniz’de 1980 ’ de yaklaşık 1.000 tane vardı , fakat avcılar ve balıkçılar yüzünden sayıları azaldı ; bugün yalnızca 70 ila 80 tane kaldı .

(src)="61"> Die grootkopseeskilpaaie lê nou hulle eiers slegs op Griekse en Turkse strande , waar dit soms deur toeriste stukkend getrap word .
(trg)="60"> Karet kaplumbağaları artık yalnızca Türk ve Yunan kıyılarına yumurtalarını bırakıyor , oralarda da bazen turistlerin ayakları altında çiğnenip gidiyorlar .

(src)="62"> Die skilpaaie raak dikwels in visnette verstrengel en beland dan op die spyskaart van plaaslike restaurante .
(trg)="61"> Kaplumbağalar sık sık balıkçı ağlarına takılıp sonuçta yöresel restoranların menülerinin bir kısmı oluyorlar .

(src)="63"> Die seesprinkaan , die edelskulp en die boormossel is by die lys van bedreigde spesies gevoeg .
(trg)="62"> Tutaçlı karides , Pinna nobilis denen yumuşakça ve Lithophaga lithophaga denen midye türü , soyu tehlikede olan türler listesine eklenmiştir .

(src)="64"> ’ n Plan van aksie
(trg)="63"> Bir Eylem Planı

(src)="65"> Om hierdie onrusbarende situasie die hoof te bied , is die Mediterreense Aksieplan ( MAP ) in 1975 onder beskerming van UNEP aangeneem .
(trg)="64"> Bu tehditle başa çıkmak için , 1975 ’ te UNEP’in himayesinde Akdeniz Eylem Planı ( Mediterranean Action Plan – MAP ) kabul edildi .

(src)="66"> Hulle streef daarna om die Mediterreense lande , asook ander lede van die Europese Unie , daartoe te verbind om nie net die see teen besoedeling te beskerm nie , maar ook om seker te maak dat kusontwikkeling die omgewing in ag neem .
(src)="67"> In 1990 is die Mediterreense Tegniese Omgewingshulpprogram ( METAP ) van stapel gestuur , wat in 1993 deur METAP II opgevolg is .
(trg)="65"> Amacı Akdeniz ülkelerine ve Avrupa Birliğinin diğer ülkelerine , yalnızca denizi kirlenmeden korumakla kalmayıp kıyı şeridindeki yapılaşmanın çevreye saygılı şekilde gerçekleşmesini sağlama yükümlülüğünü de vermekti . 1990 ’ da Akdeniz Çevresel Teknik Yardım Programı ( Mediterranean Environmental Technical Assistance Program – METAP ) başlatıldı ve onu 1993 ’ te METAP II izledi .

(src)="68"> Ander pogings om natuurreservate en mariene nasionale parke te skep , het prysenswaardige resultate opgelewer wat die beskerming van dolfyne , walvisse , monnikrobbe , seeskilpaaie en ander bedreigde spesies betref .
(trg)="66"> Milli parklar , koruma alanları ve ulusal marina parkları , yunuslar , balinalar , Akdeniz fokları ve soyu tükenen diğer türlerin korunmasında övgüye değer birkaç sonuç verdi .

(src)="69"> Die daad is egter nie altyd by die woord gevoeg nie .
(src)="70"> Teen die vroeë negentigerjare het MAP byna tot ’ n einde gekom omdat lidlande wat die vernaamste bydraers is , versuim het om hulle ledegeld te betaal .
(trg)="67"> Bununla birlikte eylemler , verilen sözleri yeterince karşılamadı . 1990 ’ ların başında bu programa katılan ülkelerden başlıcaları yükümlü oldukları parayı vermeyince MAP çöküşün eşiğine geldi .

(src)="71"> Volgens kenners van die plan is nie een van die doelwitte sover hulle weet , bereik nie .
(trg)="68"> Yetkililere göre planın hedefleri arasından başarıldığı bilinen bir tane bile yoktur .

(src)="72"> Ljubomir Jeftic , adjunk - koördineerder van MAP , het verslag gelewer oor die Mediterreense lande se gewilligheid om maatreëls ter verbetering te tref en het gewaarsku : “ Moenie te optimisties wees nie . ”
(trg)="69"> MAP’in koordinatör vekili Ljubomir Jeftic Akdeniz ülkelerinin iyileştirici önlemler alma istekliliği hakkında bilgi verdikten sonra şöyle uyarıyor : “ Fazla iyimser olmayın . ”

(src)="73"> Selfs al sou hierdie lande instem om op te tree , kan dit dekades neem om die skade wat reeds aangerig is te herstel .
(trg)="70"> Bu ülkeler eyleme geçme konusunda görüş birliğine varsalar bile şimdiye dek verilen hasarın onarılması onlarca yıl alabilir .

(src)="74"> Die tydskrif New Scientist sê : “ Soos baie van die Mediterreense natuurlewe lyk MAP dood in die water . ”
(trg)="71"> New Scientist dergisi şu gözlemde bulunuyor : “ Şimdi Akdeniz’deki doğal yaşamın büyük kısmı gibi MAP de sudaki ölüyü andırıyor . ”

(src)="75"> Watter toekoms het die Middellandse See dan ?
(trg)="72"> Öyleyse , Akdeniz’in geleceği ne olacak ?

(src)="76"> Sal dit ’ n dooie see vol stink , modderige alge word ?
(trg)="73"> Sümüksü , çamurumsu alglerle dolu ölü bir deniz mi olacak ?

(src)="77"> Heel moontlik , as sy toekoms slegs van die mens afgehang het .
(trg)="74"> Eğer geleceği yalnızca insana bağlı olursa , belki de .

(src)="78"> Die Skepper van hierdie planeet , Jehovah God , is egter besorg oor “ die see . . . wat Hy self gemaak het ” .
(trg)="75"> Ancak , bu gezegenin Yaratıcısı Yehova Tanrı ‘ Kendi yarattığı denizle ’ ilgileniyor .

(src)="79"> Hy het belowe dat hy binnekort “ die verderwers van die aarde [ sal ] verderf ” .
(trg)="76"> Yakında “ yeri harap edenleri harap ” edeceğini vaat etti .

(src)="80"> Ná hierdie noodsaaklike verwydering van onverantwoordelike mense wat onder andere die see besoedel , sal God die ekologiese balans en regte biodiversiteit op ons planeet herstel .
(trg)="77"> Diğer şeylerle birlikte denizleri de kirleten sorumsuz insanların ortadan kaldırılmasından sonra , Tanrı küremizde ekolojik dengeyi ve uygun biyolojik çeşitliliği yeniden oluşturacak .

(src)="81"> Dan sal “ die see en alles wat daarin roer ” met hulle ongerepte , onbesoedelde toestand “ Hom prys ” . — Psalm 69 : 35 .
(trg)="78"> O zaman “ denizler ve onlarda gezenlerin hepsi ” tertemiz , pırıl pırıl halleriyle ‘ O’na hamt edecekler . ’ — Mezmur 69 : 34 .

(src)="82"> [ Kaart / Prente op bladsy 15 ]
(trg)="79"> [ Sayfa 15 ’ teki harita / resimler ]

(src)="83"> ( Sien publikasie vir oorspronklike teksuitleg )
(trg)="80"> ( Ayrıntılı bilgi için lütfen yayına bakın )

(src)="84"> ATLANTIESE OSEAAN
(trg)="81"> ATLANTİK

(src)="85"> PORTUGAL
(trg)="82"> PORTEKİZ

(src)="86"> SPANJE
(trg)="83"> İSPANYA

(src)="87"> MAROKKO
(trg)="84"> FAS

(src)="88"> FRANKRYK
(trg)="85"> FRANSA

(src)="89"> MONACO
(trg)="86"> MONAKO

(src)="90"> ALGERIË
(trg)="87"> CEZAYİR

(src)="91"> TUNISIË
(trg)="88"> TUNUS

(src)="92"> SLOWENIË
(trg)="89"> SLOVENYA

(src)="93"> ITALIË
(trg)="90"> İTALYA

(src)="94"> KROASIË
(trg)="91"> HIRVATİSTAN

(src)="95"> JOEGO - SLAWIË
(trg)="92"> YUGOSLAVYA

(src)="96"> ALBANIË
(trg)="93"> ARNAVUTLUK

(src)="97"> MALTA
(trg)="94"> MALTA

(src)="98"> GRIEKELAND
(trg)="95"> YUNANİSTAN

(src)="99"> TURKYE
(trg)="96"> TÜRKİYE

(src)="100"> LIBIË
(trg)="97"> LİBYA

(src)="101"> EGIPTE
(trg)="98"> MISIR

(src)="102"> SIPRUS
(trg)="99"> KIBRIS

(src)="103"> SIRIË
(trg)="100"> SURİYE

(src)="104"> LIBANON
(trg)="101"> LÜBNAN